Ali Kenanoğlu’ndan Zorunlu Din Dersine İlişkin Basın Toplantısı ve Soru Önergesi

HDP İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu, zorunlu din derslerini mecliste düzenlediği basın toplantısı ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması talebiyle hazırladığı soru önergesiyle meclis gündemine taşıdı. 

1980 darbesi sonrası hazırlanan 1982 Darbe Anayasası’yla birlikte Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin Zorunlu hale getirildiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Kenanoğlu, zorunlu din dersinin Fethullah Gülen’in övgüsüne mazhar olduğuna dikkat çekerek durumun mevcut iktidar açısından son derece düşündürücü olduğunu vurguladı. 

Kenanoğlu, basın toplantısında, yakın zamanda, İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde bulunan Bizimkent ilkokulunda okuyan 4.sınıf öğrencisinin ebeveynleri tarafından çocuklarının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf olabilmesi adına başlatulan yargı sürecinin neticesinde elde edilen muafiyet kararıyla birlikte darbe anayasasıyla zorunlu hale getirilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin yeniden kamuoyunun gündeminde öne çıktığını hatırlattı. 

Kenanoğlu, önergede ve basın toplantısında verdiği diğer örneklerle de, ailelerin, çocuklarının din dersinden muaf tutulması yönünde yapmış oldukları başvuruların – idare mahkemelerince alınan kararlarda da görüldüğü üzere – aileler açısından lehte sonuçlandığına; buna rağmen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olma niteliğinin kaldırılması için gerekli düzenlemelerin henüz yapılmamış olmasının ise aileleri – uzun zamana yayılan yargı sürecine başvurmak zorunda bırakarak – yıldırmayı amaçladığını belirtti.

Ailelerin karşı karşıya bırakıldıkları yargı sürecini bir çeşit zulüm olarak niteleyen Kenanoğlu, gerekli düzenlemelerin yapılarak, artık, ailelerin karşı karşıya bırakıldıkları bu zulmün son bulması gerektiğini dile getirdi. 

Bu noktada AİHM kararlarının iç hukuk üzerinde belirleyici ve son söz niteliğinde olduğuna işaret eden Kenanoğlu, gerekli anayasal düzenlemelerin bir an önce başlatılması yönünde çağrıda bulundu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2007 ve 2014 yıllarında yapılan başvurular neticesinde zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin (müfredatının) varlığının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eğitim hakkına ilişkin 2.maddesini ihlal ettiği yönünde karar alındığına dikkat çeken Kenanoğlu, yine AİHM tarafından açıklanan kararda esas sıkıntının yapısal olduğuna dikkat çekildiğini de belirtti.

AİHM, 2007 ve 2014 yılında aldığı kararlarla, AİHS taraflarından biri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne AİHS’in 46.maddesini hatırlatarak, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu derslerden çıkarılması yönünde iç hukuktaki gerekli düzenlemelerin AİHM kararları ışığında bir an önce yapılması yönündeki kararını iletmişti.

Ayrıca, AİHM kararları sonrasında 2016 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın konuya ilişkin “eylem planı” çalışması içerisinde olduklarını belirttiğini, ancak aradan geçen 3 yıla rağmen planın hala hayata geçirilmediği de önerge kapsamında Kenanoğlu tarafından kamuoyunun dikkatine sunuldu.