YEZİT

Bu yazımda tarihi bir kişi, yani Muaviye’nin oğlu ve Emevilerin II. hükümdarı olan Yezit’in hayatından çok onun nezdinde kavramlaşan ve bir sıfat haline dönüşen “YEZİT” kavramı üzerinde duracağım.

Google’a “Yezit” yazdığınızda karşıma çıkan ilk linkte muhtemelen google’ın kendi sözlüğünde Yezit’in karşısında, önce Emevi halifesi olduğunu belirtip sonra şöyle yazmaktadır; “ Kendisinden nefret edilen kimselere karşı acımasız, hain, gaddar vb. anlamında bir sövgü sözü olarak kullanılır.”

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde Yezit araması yaptığınızda karşınıza iki sonuç çıkıyor birincisi; “ Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz “ , ikincisi; “ Hilekâr, sahtekâr “
Aleviler içerisinde ise “Yezit” ismi duyulduğunda lanet okunan tek kişidir. Muaviye dahil bir çok kişi Alevilerde küfür anlamında kullanılır. Bir Sünni arkadaşım Alevilerin toplu ibadeti olan Cemi izlemiş ve şu değerlendirmeyi yapmıştı; “Hiçbir olumsuz – negatif cümlenin kullanılmadığı, insanların kaynayan kazanlarla, yanan ateşlerle korkutulmadığı insanı olumlayan, iyilik ve huzur aşılayan bir ibadet” demişti. Yine aynı arkadaşım Cem’den ayrıldığında “korku, endişe değil, sevgi ve mutluluk hissi ” taşıdığını ifade etmişti.
Biz Alevilerin Cemlerinde tek olumsuz tutum Yezit’e karşıdır. Dede’nin – Ana’nın sohbetlerinde ya da aşığın çalıp söylediği ayetlerde (deyiş, duvazimam) Yezit ismi geçtiğinde hep bir ağızdan  “lanet olsun Yezit’e” denilmektedir. Adına lanet okunan tek kişidir Yezit’dir.

Yezit’i bu hale getiren ve adına lanet okunup, küfür hakaret anlamına gelen bir sıfata kavuşturan onun zalimliği, onun zulmüdür.
Yaşadığı dönemde kimsenin karşısında durmadığı, yaşadığı coğrafyada hükmettiği ülke sınırlarında herkesin kendisine biat ettiği, biat etmeyenin, karşı çıkanın, eleştirenin, aleyhinde konuşanın, zulme maruz kaldığı bir Hükümdardır. O zamanlar şimdi ki gibi yayın yapan televizyonlar, gazeteler, radyolar olmadığı için aleyhinde konuşanları kellesini alarak kapatma cezasına çarptıran, kendisine tam itaat etmeyenleri asla ve asla devlet işlerinde yer vermeyen işte bildiğiniz Yezit’lik yapan birisiymiş.
Zulümle abad olunamayacağının en belirgin örneği Yezit’dir. Yaşadığı dönemde sorgusuz sualsiz herkesin şakşakçılığını yaptığı Yezit, tarihteki yerini ancak bir küfür olarak almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti gibi Sünni Devlet aklının hüküm sürdüğü bir ülkede bile Yezit hakaret olarak kabul edilmektedir.
Yönettiğin ülkede; saltanatını devam ettirebilmek için, eş dost, aile bireyleri ve yakınlarını ülkenin yönetim kademelerine taşıyıp, onların keselerini dolduran, biat eden herkesin bir şekilde işlerinin yoluna girdiği, bir yönetim tarzı uygulayan, bunun dışında kalanların yani, kendisine muhalif olanların köşe bucak bir cadı avı gibi perişan edildiği, ispatsız, şahitsiz suçlamalarla işinden gücünden olduğu, muhalefet eden her yapının ve yayın organının kademe kademe susturulduğu bir ülke yönetmeye çalışırsanız yarın öbür gün sizin adınız da bir hakaret bir küfür olarak tarihteki yerini alabilir.

Siz siz olun şu dünya malına ve saltanatına tamah edip zulmünüzü ve zalimliğinizi sürdürüp tarihe adınızı bir küfür olarak yazdırmayın.
Zalimlerin zulmü ile mazlumların direnişi ve hepsinin topyekün akibetinin ibretlik destanı Kerbela’dır.  Kerbela herkesin ders çıkartabileceği bir yerdir.
Cümle mazlumlara ve zalimin zulmüne boyun eğmeyenlere aşk olsun…

https://www.evrensel.net/yazi/77636/yezit

Yorumlar

yorumlar