Vurun kızılbaş komünistlere!

Vurun kızılbaş komünistlere!

Birgün Gazetesinden Doğu Eroğlu’nun haberine göre Bolu’nun Göynük ilçesindeki AKSA  taşeron firma sahibiyle yaptıkları konuşmanın ardından saldırıya uğradı. Saldırı hangi sebepten çıktı ne için çıktı kim haklıydı kim haksızdı bütün bunların bir önemi yok, çünkü saldırganlar saldırıyı gerçekleştirirken ‘Vurun Kızılbaş komünistlere!’ diyerek saldırmışlar.
Dersimli oldukları öğrenilen işçilere 25-30 kişi inşat demiri vb malzemelerle saldırıyor saldırıya uğrayan 6 kişiden birisinin durumu ağır diğerleri de çeşitli derecelerde yaralı. İnşaat ortamını bilenler bu tür şantiyelerde Alevi, Kürt ve ötekileştirilmiş diğer kimliklere sahip kişilerin neler çektiğini iyi bilirler. Özellikle Kürt işçilere yönelik linç girişimlerine her ay rastlamak mümkün. Alevi işçilere yönelik pek saldırı haberleri duymuyorduk. Bu haber Aleviler için yeni bir sürecin habercisi olarak okunmalıdır.
Son iki yıldır toplum Alevi algısı üzerinde oynanıyor. Adeta Alevilere fırsat verilirse tepemize çıkarlar algısı yaratılıyor. Bu algıyı en başta Başbakan olmak üzere ülkeyi yönetenler ve onların borazanı durumundaki kimi köşe yazarları yapıyor. “Cemevleri terörist yuvası”, “Alevi terör örgütü”, “Aleviler ayaklanma hazırlığında” gibi haber, yazı ve sözler toplumun alt katmanlarında fiziki saldırılara dönüşüyor. AKP döneminde Aleviliğin sorunlarından çok Alevilerin sorunlarında artış olmuştur. Bu saldırıyı yapanlar en ağır şekilde cezalandırılmadığı takdirde bunu başka bölgelerde yaşanan saldırılar izleyecektir. Basına yansıyan haberlere göre de bu olayda saldırıya maruz kalan Alevi işçilerin işine son verilmiş, yani saldırganlar ödüllendirilip mağdurlar cezalandırılmıştır. Başbakan Alevilere yönelik bir adım atmak için torununa Ali ismini koyacağına bu olayın tüm detaylarıyla ortaya çıkartılması ve sorumluların, kin ve nefret suçları kapsamında en ağır şekilde cezalandırılmalarının takipçisi olmalıdır. Alevilerin sorunları çözecek olan güzellemeler değil, mağduriyetlerin giderilmesidir.

***
1999 yılında Ahmet Kaya’ya sözlü, yazılı ve fiziki linç girişiminde bulunanlar şimdilerde bin bir pişmanlık içinde günah çıkartmaya çalışıyorlar. Kimisi çocuklarının üzerine yemin ediyor, kimisi ‘ben yeni girmiştim içeriye, kendimi bir anda orada buluverdim’ diyor, kimisi tuvaletteymiş, kimisi ise dilediği özrü kabul görmeyince kendisinden tiksindiğini söyleyecek noktaya gelivermiş durumda. Fatih Altaylı ise “o zamanın ruhu öyleydi” deyivermiş. İnsanlıktan, vicdandan sorgulayıcı akıldan yoksun olup, zamanın rüzgarıyla yön bulanlar için durum böyledir. Kendi ruhunuzu kaybedip kendinizi zamanın ruhuna teslim ederseniz gün gelir kendinizden tiksindiğinizi bile söylemek zorunda kalırsınız. Şunu unutmayın ki sizden tiksinen sadece siz değilsiniz, biz de sizden tiksiniyoruz hem de o gün tiksindiğimizden daha fazla bugün sizden tiksiniyoruz.
Kimileri sizin gibi zamanın ruhu ile yazılar yazıp hakaretler eder kimisi de sizin bu yazdıklarınızı doğru kabul edip kraldan çok kralcılık yapıp o gün Ahmet Kaya’yı savunanları bulundukları mahallelerde, okullarda, iş yerlerinde linç etmeye kalkarlar. Sizin gibi ruhunu bulamayan ruhsuzlar yüzünden sadece Ahmet Kaya değil, Ahmet Kaya şarkılarını dinleyenler bile linç edildi bu ülkede.

Evrensel Gazetesi /  22 Kasım 2013