Türk ve Sünni TSK!

Türk ve Sünni TSK!

      Ali KENANOĞLU

Cumhuriyet gazetesinde Canan Coşkun imzalı haberde, Gölcük Komutanlığında dört subayın çok sayıda subay ve astsubayı mezhep ve din farklılıkları, katıldıkları etkinlikler ve okudukları gazeteleri gerekçe göstererek fişlediği iddia edildi. Fişleme belgelerinde ailevi bilgilere de yer verildiği görülürken, bazı isimler hakkında ‘kullanılabilir’ notunun düşülmesi dikkat çekti. Elde edilen görüntülerde Astsubay Başçavuş S.Y’nin Alevi olduğu, Hacı Bektaş etkinliklerine katıldığı ve maddi durumundan dolayı kullanılabileceği göze çarpan ayrıntılardan biri.
Bilgi notlarında yer alan bir başka fişlemede ise Astsubay Başçavuş E.T’nin Ermeni olduğu, yetiştirilip kullanılması tavsiye ediliyor.
Daha önce çok defa yaşadığımız ayrımcı tutumlarda olduğu gibi bu olay da göstermiştir ki T.C.nin tüm kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde de Alevilere üvey evlat hatta tehlikeli vatandaş muamelesi yapılmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde Alevilere yönelik fişleme yapılmakla kalmayıp, kışlalarda Alevi inancına mensup insanların negatif ayrımcılığa tabi tutulduklarını, vatan borcunu(!) ödeyen kişiler olarak bilmekteyiz.
Kışlalarda Sünni inancın her türlü gereği yerine getirilirken (Getirilmesine itirazımız yoktur) aynı durum diğer hiçbir inanca sağlanmamaktadır. Kışlalarda ya cami ya da mescit bulunurken, askerlerden bir kişi de buralarda “imam” olarak görevlendirilmektedir.
Kışlalarda ramazan orucunda, oruç tutanlara pozitif ayrımcılık yapıldığı gibi, nöbetleri ve oruç açımları için gerekli düzen tüm kışlada yapılmaktadır. Ancak bu düzenleme, Alevi inancınca tutulan muharrem ve Hızır oruçlarında yapılmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti nasıl Türk ve Sünni bir ülke olarak tasarlanmışsa, onun silahlı kuvvetleri de Türk ve Sünni bir kurum olarak yapılandırılmıştır. Doksan yıllık cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir kuvvet komutanı ve Genelkurmay Başkanı Alevi değildir, olmamıştır, yapılmaz.
Türkiye Cumhuriyeti doksan yıldır Alevileri, güvenlik konsepti çerçevesinde potansiyel tehlike arz eden topluluk olarak görmüştür. Bu nedenle de Aleviler her daim fişlenmiş, kritik ve önemli noktalarda Alevilere görev verilmemiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Alevileri fişlemesine ilk defa rastlanmadığı gibi daha kötü uygulamaların da tanığıyız. TSK’nin, şehit olan Alevi askerlerin cenazelerini cemevinden alarak resmi tören için camiye götürdüğünü de biliyoruz. Kışlalarda askerlik yapan Alevilerin bir çok hakarete maruz kaldığını, dahası şüpheli asker intiharlarında başı Kürtlerle birlikte Alevilerin çektiğini biliyoruz.
Özellikle 28 Şubat döneminde MGK’nın ve TSK’nin çeşitli uygulamalarından dolayı kimi generallerin Alevi olduğu ve 28 Şubat’ın Alevi subaylarca yapıldığı algısı yaratılmaya çalışıldıysa da bu külliyen yalandır. Çünkü ne o generaller Aleviydi ne de 28 Şubat döneminde yukarıda saydığımız Alevilere yönelik negatif uygulamalardan vazgeçildi.
Türkiye Cumhuriyetinin birinci sınıf makbul vatandaşı Türk ve Sünni’dir. Sünnilik ise kendilerinin dizayn ettiği Devlet Sünniliğidir.
T.C.ye göre makbul vatandaş; camiye gidip namazını kılacak, ramazan orucunu tutacak ancak akşam da evine dönecek. Öyle tarikatmış, cemaatmiş, Alevilikmiş, Şiilikmiş, mezhebimiz ayrı diye ayrı bir camiymiş, biz Alevi’yiz o yüzden ibadethanemiz cemeviymiş olmayacak.

Evrensel Gazetesi / 18 Nisan 2014