Tokat Gazetesinde yayınlanan Ali Kenanoğlu röportajı

“Adım Ali Memleketim Tokat”

Ali Kenanoğlu; Tokat’lı Agop Arslanyan’a saygılarımla

Hubyarlı Ali Kenanoğlu, 25. Dönem  HDP İstanbul Milletvekili, Hubyar Sultan Alevi Kültür derneği kurucu başkanı, Hubyar Vakfı kurucusu, Alevi Bektaşi Federasyonu kurucusu, Alevi kanaat önderi

Kendisiyle HDP, Tokat ve Cem Özdemir konusunu konuştuk.

Türkmen, Alevi ve Tokatlı bir HDP Milletvekili olmanızın partinizdeki ve kamuoyundaki yansıması nasıldı?

Ben HDP deki tek Tokatlı ya da tek Karadenizli değilim. Hatta HDP’nin tek Tokatlı vekili de değilim. Benim dışımda Adana Milletvekilimiz Rıdvan Turan’da Tokat’lıdır. Ayrıca diğer vekillerimizden Levent Tüzel Giresun’lu, Emine Beyza Üstün Ordu’lu dur. Bunun dışında HDP’nin Türkiye’nin tüm illerinde teşkilatı bulunmaktadır. HDP Türkiye’nin tüm illerinde Yerel ve Genel seçimlere girmektedir. Tüm illerde Milletvekili adaylarımız ve seçim çalışmalarımız yürütülmüş ve yürütülmektedir.

Tokat’ta 7 Haziran Milletvekilliği seçimlerinde ve 1 Kasım seçimlerinde 20 parti seçime girmiş ve HDP 5. Parti olmuştur, yani 15 partiden daha fazla oy almıştır.  Ayrıca HDP Parlemantodaki milletvekili grubu bakımından Türkiye’nin 3. Büyük partisidir.

HDP Türkiye’nin her tarafında Türkiye’nin her sorunu ile ilgili çözüm üreten ve siyaset üreten bir partidir. Bir defe bunu bilelim. Benim HDP’li olmam sizin CHP’li öbürünün AKP’li diğerinin de MHP’li olması kadar doğaldır.

Ecdadım Hubyar Sultan’ı iyi araştıran, yaşamını, siyasi duruşunu iyi bilen birisiyim. Hubyar Sultan nezdinde Alevi öğretisine sahip birisiyim. Onların misyonlarını ilke edinen birisiyim. Hubyar Sultan tüm yaşamını Osmanlı zulmü ile örgütlü mücadele içerisinde geçirmiştir. Hubyar Sultan ve onun misyonunu taşıyanlar zalimin zulmü karşısında mazlumun yanında saf tutanlardır. Ben bu misyona sahip olduğum için HDP’liyim. HDP Türkiye’de yaşayan mazlumların ortaklaşa saf tuttuğu bir partidir.

Benim HDP’de yer almam partim ve partililer açısından gayer normal bir durumdur. Yaratılmak algının aksine HDP de çok sayıda Türk vardır. HDP bir Kürt partisi değildir, Kürt siyasi hareketinin partisi Demokratik Bölgeler Partisi yani DBP dir. O yüzden de Kürtlerin yaşadığı illerde Belediye Başkanları DBP’lidir.

7 Haziran’da  Mecliste HDP grubu en renkli gruptu. Alevi, Kürt, Ermeni, Ezidi, Hristiyan, Süryani, Sünni Mütedeyin Müslüman inanç ve etnik kimliğine sahip milletvekilleriydik. Tabiki de Mecliste en çok kadın milletvekili oranına sahip partiyiz. Kimse böyle bir partiye sadece Kürt partisi diyemez, bunu diyenler ard niyetlidir ve HDP’yi sadece Kürt siyasetine hapsetmek isteyenlerdir.

Alman parlamentosonda Cem Özdemir’in Ermeni soykırım tasarısını desteklemesi ve akabinde gelişen olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Konunun birkaç boyutu var. Birincisi Ermeni meselesi, ikincisi Alman parlemantosunun böyle bir karar alması, üçüncüsü Cem Özdemir’e yönelik linç girişimi ve Tokat

Birincisi Ermeni’lere karşı bir soykırım yapılmış mıdır, yapılmamış mıdır meselesidir. Burada gerçek olan bir şey var ki adına ne derirse densin ister soykırım, ister katliam, ister tehcir ister se savunma neticede bu toprakların kadim bir halkı topyekün olarak bu topraklardan sürülmüştür.

Ermeniler bu topraklarda Türk’lerden daha önce vardır ve bu toprakların yerleşik kadim halkıdır. Şimdi neredeler, bu yüzyılın başında bu ülke topraklarında yaşayan ve yaklaşık 1 milyon nüfusu olan bu halka ne oldu, esas mesele budur. Bunun adına ne denildiğinin tartışılmasından önce bu durumun tartışılması gerekir.

Hrant Dink değişik ülkelerinde soykırım tasarılarının kabul edilmesi üzerine yaptığı bir değerlendirmede  benim Atalarının bu topraklarda yaşadıklarına “kıyım” derdi, ben ise “yıkım” diyorum, Emperyalist ülkelerin alacağı kararların bir önemi olmadığını; “gerçek hakem halktır ve onların vicdanıdır” önemli olan o vicdanların alacağı kararlardır diyerek değerlendirmişti.

Bana görede Ermeniler bu topraklarda hem kıyım hemde yıkım yaşamıştır.  Önce bu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor. Önce vicdanımızda hesaplaşmamış gerekir ki  Alevilikte buna “özü dara çekmek” denmektedir.

İkincisi ise Alman Parlemantosunun bu kararı almasıdır. Almanya geçmişiyle yüzleşen bir ülkedir. Almanya’ya gidip gezenler Almanya’nın her tarafında Almanların Nazi soykırımıyla yüzleşmesinin sembolleri, anıtları, müzeleri ile karşılaşırlar. Almanya geçmişte müttefiki olan Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşanan Ermeni kıyım ve yıkımında kendi veballerininde olduğunu söyleyip bundan dolayı özür dileyip bu yıkım ve kıyımı da soykırım olarak kabul ettiklerinin kararını aldılar. Bu Alman parlamentosunun kararı olup siyasetten bağımsız değildir. Meselenin öyle çok Ermeni seviciliği olmadığını bilmek için siysetçi olmaya gerek yok. Emperyalist ülkeler sadece ve sadece kendi çıkarlarını düşünürler. Bu kararda tabi ki bir çıkar ilişkisi söz konusudur.

Bizim esas alacağımız Almanya’nın ne dediği değil bizim Ermeni komşularımız ve onların hatıralarına olan saygımız, sevgimiz, bakış açımız, tavrımızdır.

Cem Özdemir’e linç ve bunun Tokat’a yansıması ise tam bir fecaattir. Almanya’nın aldığı kararı eleştirenler bunun daha felaketini ve daha ırkçı, nefretçi yaklaşımını kendileri sergilediler. Cem Özdemir önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından hedefe kondu. Kan testi gibi iğrenç ve ırkçı – faşizan bir yaklaşımla Hitler uygulamalarını hatırlatan bir söylemle yaklaşarak Cem Özdemir’e kan testi önerdi.

Bunun akabinde Tokat – Pazar ilçe Belediye meclisi Cem Özdemir’i hemşerilikten atmak için meclisi topladı. Alman parlemantosunu eleştirenler, kendi aldıkları kararın ne anlama geldiğinin idrakında olmayarak aldıkları bu kararla da övünmeye başladılar.

Biz Tokatlılar açısından işin vahim durumu ise bu idraksız ve faşizan tavrın sanki tüm Tokatlılarca onaylandığı algısının oluşturulmasıydı. Çünkü bu duruma yönelik hiçbir itiraz gelmemiştir. Şüphesiz ki itiraz gelmemesi bu faşizan tavrı herkesin onayladığı anlşamına gelmemektedir. Ancak ülkede ırkçı faşizan rüzgarların estirildiği zamanlarda ve buna itiraz edenlere cadı avı uygulandığı dönemlerde bu tür itirazlar gelmez ve genellikle toplum bir sessizliğe bürünür. Bizde yaşanan durumda budur. Ben de bu duruma itirazımı dile getirmek için kendi web sitemden ve sosyal medya hesaplarımdan konuya ilişkin itirazlarımı dile getirdim.

Tokat sivil toplum örgütleri size bu konuda ne yapmalı

Şüphesiz ki beklentimiz iktidarın güdümünden çıkamayan kurumlardan değildir.  Tokat’ın sol vicdanını açığa çıkartacak ve Tokat’lı solcuların sesi olabilecek bir sivil toplum kuruluşuna ihtiyaç vardır. Bu konudaki beklentilerimize cevap verecek durumda olan Tüm-Tok-Der veya TOKDEF in de bu işleri dert edinmediğini maalesef ki üzülerek izliyoruz. Bu tür durumlarda kişilerin tepkisi, kişisel hedef göstermelere ve linç kampanyalarına maruz kalmalarına neden oluyor. Oysa bu tür durumlarda kurumlarımızın gerekli tepkiyi göstermesi gerekir.

Bu duruma tepkinizi dile getirdiğiniz bir twit attınız ve tartışamının göbeğine oturdunuz. Size yönelik tepkiler ve bu tepkile cevabınız nedir?

Tepkim Cem Özdemir’e yönelik linç kampanyası ve de saçma bir o kadarda komik olan hemşerilikten atma girişimine karşıydı. Hemşerilik öyle nüfus kaydıyla açıklanamayacak ve de öyle atılıp satılamayacak bir şeydir.  Yıllar önce yine Tokat’ı terk etmek zorunda kalan bir Ermeni 1952′ de Türkiye Halter Şampiyonu olduğunda “İstanbul’dan Agop Arslanyan” diye tanıtıldığında kürsüye çıkıp “Ben Tokat’lıyım” demiş ve sonrasında da “Adım Agop memeleketim Tokat” diye bir kitap yazmıştır.

Başından beri söylüyorum; Cem Özdemir hatalı olabilir, yanlış yapmış olabilir bunlar başka bir tartışma konusudur. Kaldı ki önceden de söylediğim gibi bu vesile ile bunlar tartışılmalıdır. Örneğin kimse 20 yy. başında Tokat’ta yaşayan 70 bin Ermeni’ye ne olduğunu konuşmuyor. Bu 70 bin Ermeni’nin malına mülküne el koyanlar Ermenilerin malı mülkü ve kültürel değerlerini tepe tepe kullanıyorlar. Kimse bu raziyi bu evi reddediyorum demeden buralara el koyup zenginleştiler. Yine Ermenilerden bize miras kalan Tokat Kebabını övünçle sahipleniyor ve afiyetle yiyoruz ama bunu yerken bunu bize miras bırakan Ermenilerden kalan mezarlıkları yağmalamayı, kent merkezindeki mezarlığı çöp içerisinde mezbelelik halde bırakmasını biliyoruz. Tepkim bunadır. Hazmedemediğim ve vicdansızlık olarak bulşduğum budur. Tepkimi abartılı bir şekilde dile getirmiş olabilirim ama bu durum gerçeği değiştirmez.

Benim tepkimi üzerine alınması gerekenler alınmışlar ve beni hedef gösterip bana karşı tepki örgütleme derdine giriştiler. Bana cevap yetiştimeye çalışanlar komik bir şekilde Eremeni komşularından bahsediyorlar kimisi de Cem Özdemir’in bırakın hemşerilikten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılması gerektiğini söylüyor. Cahil adam bunu söylerken de Cem Özdemir’in ne Tokat nüfusuna kayıtlı ne de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığını bile bilmiyor. Anca atıp, satıyor!

O laf söyleyenler içinde bir sözüm Tokat CHP İl Başkanı olan şahsa olacak; O şahıs bana laf yetiştireceğine önce köyündeki asimilasyon çalışmalarına, köyündeki Alevi çocuklarının imamlar eşliğinde okullarda nasıl asimile edildiğine baksın. Zira Kul Himmet gibi bir Alevi Ulu ozanının yaşadığı topraklarda içimizi acıtan görüntülerin sahnelendiğini biliyoruz.

Tokat’taki bir yerel gazetenin sana tepki gösterirken Hubyar adını öne çıkarması sizce bilinçli midir?

Adımın ecdadım Hubyar’la anılması benim için onur kaynağıdır. Ancak söz konusu gazete bunu yaparlen şüphesiz ki benim Aleviliğimi öne çıkartmak için bunu yaptığının farkındayım. Biz Aleviler bu topraklarda kadim komşularımız Ermeni’lere sahip çıktık, 1915 de de sahip çıktık bugün de sahip çıkıyoruz. Biz Aleviler ve Alevi öğretisini benimseyen Aleviler olarak mazlum kimse onun ırkına, milletine, cinsiyetine, kimliğine bakmaksızın sahip çıkmaya devam edeceğiz, tıpkı Kul Himmet gibi, Hubyar Sultan gibi, Keçeci Baba gibi, Celal Baba gibi…