Sürgü’de yapılmak istenen

Malatya’nın Sürgü Beldesinde ramazan davulcusu ile tartışan Alevi aileye yönelik linç-katliam girişiminden sonra taciz ve tehditler bitmedi. Geçtiğimiz günlerde önce Sürgü’de İmam Mezarcı isimli Alevi vatandaşın arabasına saldırı düzenlendi, lastikleri parçalanıp araca “Alevilere Ölüm” diye tehdit yazıları bırakıldı, daha sonra da evine bir mektup gönderildi. Sürgü’yü terk etmesi, aksi takdirde ailesiyle birlikte yok edileceği yazıyordu bu mektupta.
Sürgü’de bir şey deneniyor. Sürgü; dindar ve kindar, milliyetçilik sosuna bandırılmış muhafazakar toplum yapısının pilot bölgesi olmuş durumda, Sürgü’de Alevilere yönelik tehdit ve tecrit girişimlerinin devam etmesi olayın basit bir “davulcu dayanışması” olmadıgını göstermiştir.
Dindar ve kindar toplum; kendilerine benzemeyen ötekileri hizaya getirme, hizaya getiremediklerini ise tecrit, tehdit ve sürgüne zorlamaktadır. Dindar ve kindar toplum bunu yaparken, bunların yöneticileri ise görevini layığı ile yerine getirmektedir. Yapılan saldırı ve tehditleri küçümseyip, münferit vakalar olarak açıklamaktadır. Saldırıya uğrayanlanlara bölgeyi terk etmesi gerektiği söylenmekte, kindarlara destek olunup, onların şımarması sağlanmaktadır.
Sürgü de Aleviler boyun eğmedi, Alevi siyasetçiler, Alevi örgütleri ve demokratik kamuoyu Sürgü’deki Alevilere sahip çıktı. O gece yapılabilecek “uyandırma” tepkileri ise yaradı ve Sürgü’de bir katliamın önüne geçildiği gibi pabucun ucuz olmadığı da gösterildi.
Adıyaman, Erzincan, Didim, İstanbul, İzmir ve Sürgü’de yapılan tehdit yazılarının, ev işaretlemelerinin failleri bulunamıyor. Çocuk işi, provokasyon, münferit olay denilerek geçiştiriliyor. Nedense bu çocuklar bir türlü tespit edilemiyor. Eskiden bu tür olayların failleri bulunamayınca adres belliydi, “Derin devletin işi”, şimdi böyle diyen de kalmadı, çünkü Derin Devlet Silivri’de istirahatte.
Adıyaman’ın küçük bir mahallesinde, Erzincan’ın küçük bir köyünde, Didim’de, İzmir’de ve nihayet Sürgü’de koca devletimiz bu çocukları bulamıyor mu? Buna inanalım mı? Ergenekon, KCK soruşturmalaryla akıllara durgunluk veren işleri ortaya çıkartan(!) yüce devletimiz küçük bölgelerdeki bu çocukları bulamıyor mu? Bu inandırcı mıdır? Tabi ki hayır. Her dönemin iyi çocukları vardır. Bunlar da “dindar ve kindar, milliyetçi muhafazakar” iyi çocuklar(!), bunlar bu sürecin derin çocuklarıdır. Ana akım ve yandaş medyamızın değerli kalemleri bu işlere “provokasyon olamaz m” demektedir. Biz de diyoruz ki; öyleyse bulun, kim yapıyormuş, kim tezgahlıyormuş bu provokasyonu biz de bilelim. Bülent Arınç’ın “Adıyaman’daki ev işaretlemelerini Alevi Dernekleri yaptırmış olabilir” diyerek attığı iftira gibi iftira atmayı bırakıp bu provokatörleri bulmakla görevli olanları, sorumluluğu olanları göreve cağırmalılar. Adil ve vicdanlı olanı budur.
Aleviler, demokrat kamuoyu, Sürgü’de yaşayan Kürt ve Alevi kimliğinin ikisine birden sahip olan bu iki kere ötekileştirilen insanlara sahip çıkmaya devam etmeliler ve orada tezgahlanan bir ön denemeyi boşa çıkartmalılar. Sürgü’den geri adım atılması durumunda bu başka bölgelere de sıçrayacaktır. Sürgü; dindar ve kindar milliyetçi muhafazakar toplum düzenine boyun eğmeyeceğimizin bir göstegesi olacaktır.

23 Ağustos 2012
Evrensel Gazetesi