Kenanoğlu, Ambalajlı Suların İnsan Sağlığı Açısından Barındırdığı Tehlikenin Araştırılması İçin Meclis’i Göreve Çağırdı

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketinin hazırladığı raporlara göre Türkiye’de tüketilen ambalajlı suların bazılarının çok sayıda kimyasal ve radyoaktif kirlilik barındığı, bu verilere göre, su markalarının büyük çoğunluğunun ulusal ya da uluslararası standartlara uymadığı, tespit edilen bulgulara göre tam 107 su markasının, bırakınız ideal değerleri ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına bile uygun olmadığı, konuyla ilgili olarak piyasada satılan suların insan sağlığını ilgilendiren analiz verilerinin İl Sağlık Müdürlükleri tarafından ticari sır gerekçe gösterilerek kamuoyuna açıklanmadığı, Türkiye’de şu anda satışa sunulmuş tüm ambalajlı suların insan sağlığı açısından tehlikeli olup olmadığının acilen incelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Meclis’e Araştırma Önergesi verdi.

Araştırma önergesi metni aşağıdadır.


 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketinin hazırladığı raporlara göre Türkiye’de tüketilen ambalajlı suların bazılarının çok sayıda kimyasal ve radyoaktif kirlilik barındıkları anlaşılmaktadır. Bu verilere göre, su markalarının büyük çoğunluğu ulusal ya da uluslararası standartlara uymamaktadır. Tespit edilen bulgulara göre tam 107 su markasının, bırakınız ideal değerleri ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına bile uygun olmadığı görülmektedir. Konuyla ilgili olarak piyasada satılan suların insan sağlığını ilgilendiren analiz verileri, İl Sağlık Müdürlükleri tarafından ticari sır gerekçe gösterilerek kamuoyuna açıklanmamaktadır. Türkiye’de şu anda satışa sunulmuş tüm ambalajlı suların insan sağlığı açısından tehlikeli olup olmadığının acilen incelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü ’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederim.

 

                                                                                                                 

 

 


 

GEREKÇE

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, ülkemizdeki ambalajlı su markalarına ait ayrıntılı kimyasal analiz raporlarından hareketle oluşturduğu tabloda, amaçlarının suların rutin olarak yapılan testlerle anlaşılmaya çalışılan mikrobiyolojik kirliliğinden çok ayrıntılı kimyasal terkibinin ne olduğu ve kimyasal kirliliğe maruz kalıp kalmadığının ön plana çıkarılması olarak açıklamıştır.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, hazırladıkları su raporlarına kaynaklık eden tüm verilerin Sağlık Bakanlığı personelince alınmış numuneler olduğu, analizlerinde Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvarlarında yapılmış resmi analizler olduğunu belirtmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın markalara göre farklılıklar gösterse de içerisinde 30’a yakın kimyasal, biyolojik veya radyoaktif kirlilik bulunan suların satışına izin vererek toplum sağlığına zarar verdiği iddia edilmektedir.

Yirmili yaşlardaki sağlıklı bir erişkin için kısa aralıkta zarar vermeyeceği iddia edilen bu dozların, yani suda hiçbir şartta olmaması gereken siyanür ve arsenik gibi toksik maddeleri içeren suların hamilelerin, bebeklerin, kanser ve diğer hastalığa yakalanmış insanların, yaşlıların da içtiği unutulmamalıdır.

Türkiye’de mide kanseri konusunda dünya birincisidir. Buda işlenmiş gıdalarında yanı sıra adeta birer ‘nitrit’ ve ‘nitrat’ deposu olan suların toplum sağlığını ne hale getirdiğini göstermektedir.

Su, sadece susuzluğumuzu gideren bir madde değil, aynı zamanda vücudun bazı ihtiyaçlarını gideren mineralleri de barından bir besindir. En azından böyle olması beklenir. Ancak Sağlık ve Gıda Güvenliğinin hazırladığı söz konusu raporun tabloları dikkatle incelendiğinde bazı sularda çeşitli minerallerin farklı oranda olmasına karşın; çok sayıda kimyasal ve radyoaktif kirlilik barındırdıkları da görülmektedir.

Bu verilere göre, su markalarının büyük çoğunluğu ulusal ya da uluslararası standartlara uymamaktadır.

Tespit edilen bulgulara göre tam 107 su markasının, bırakınız ideal değerleri ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına bile uygun olmadığı görülmektedir. 31 su markası ise TSE ve Yönetmeliğin “nitrit‟ sınırlarını aşıyorlar. Eldeki verilere göre, incelenen su markalarında yaklaşık olarak 30 çeşit kimyasal kirleticiye rastlanıldığı belirtilmektedir. Söz konusu raporun tablosunda veriler ışığında “akrilamid” konusunda, toplam 58 su markasının EPA standartlarına uygun çıkmadığı da açıklanmıştır.

Diğer taraftan, konuyla ilgili olarak piyasada satılan suların insan sağlığını ilgilendiren analiz verileri, İl Sağlık Müdürlükleri tarafından ticari sır gerekçe gösterilerek kamuoyuna açıklanmamaktadır.

Halkların Demokrasi Partisi Grubu olarak yukarıda açıkladığımız nedenlerle Türkiye’de şu anda satışa sunulmuş tüm ambalajlı suların insan sağlığı açısından tehlikeli olup olmadığının acilen incelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyiz.