Reyhanlı katliamı ve Alevi algısı

Reyhanlı katliamı ve Alevi algısı

Reyhanlı Katliamı kendisine insanım diyen herkesin lanetlemesi gereken vahşice bir katliamdır. Devletlerin yarattığı savaşların mağdurları, her zaman halklar olmuştur Reyhanlı’da olduğu gibi. Reyhanlı saldırısı sonrasında, Hatay’da yaşayan yurttaşlarımızın mültecilere saldırdığı, onları tehdit ettiği, tedavi olan mültecileri sedyeden yere attığı gibi haberler yayılmaya başladı. Bu haberlerin doğruluğu yanlışlığı bir tarafa, böyle bir şeyin yaşanması kabul edilecek bir durum değildir. İster Suriye’de yaşanan vahşetten kaçmış olsun, isterse AK Parti’nin davetiyle gelmiş olsun, mazlum halka yapılacak bir saldırıyı asla onaylamayız. Hatay’da yaşayan Alevilerin nüfus yoğunluğu düşünülerek bu saldırıların kimi Aleviler tarafından yapıldığı da ima edilmeye çalışıldı. Bırakın Alevilerin böyle bir saldırı içerisinde olmasını, saldıranların karşısında yer alması gerektiğinden yana bir tereddütümüz yoktur. Bu topraklarda uzunca yıldır olduğu gibi halen dahi tehdit, hakaret ve saldırı altında yaşayan bir halkın başka bir mazlum halka saldırması değil sahip çıkması gerekmektedir. Nitekim de bu konuda yayılmaya çalışılan haberlerin doğru olmadığı bizzat Hatay’dan aldığımız bilgilerle teyit edildi.
Reyhanlı Katliamı, Acilciler diye bilinen ve 25 yıldır tek bir eyleminin olmadığı, fiilen de fiziken de varlığı söz konusu olmayan bir örgüte yüklenerek ne yapılmaya çalışılmaktadır? Reyhanlı eylemini bu örgütün bir zamanlar üst kadrosunda yer alan ve bir Arap Alevi Şeyhinin oğlu olan Mihraç Ural’a yıkmak, Alevi algısı üzerinde oynanan bir oyundur. Tıpkı Hatay’da mülteci halka saldıranların Aleviler olduğu haberleri gibi.
Sözcü gazetesi daha T.C. Devleti yetkililerinden herhangi bir açıklama gelmeden İnternet sitesinden, katliamın faili/şüphelisi adı altında Mihraç Ural’ın ismini ortaya attı. Arkasından da devlet yetkililerinin açıklamaları geldi. Suçlu bulundu bulunmasına da ortada örgüt yok.
Türkiye’de Aleviler üzerindeki algı değiştirilmeye çalışılıyor. Önce Kürt sorununun çözümünde PKK içindeki Aleviler çözüme karşı haberleri yapıldı, yazıları yazıldı. Arkasından Alevilerin çözümden yana olmadığı haberleri yapıldı, sonra Alevi temsiliyetleri çözümün konuşulduğu toplantılarına davet edilmediler.
Aleviler, Türkiye’nin yeniden şekillenmesinde yine kenarda tutulmak isteniyor. Tıpkı 90 yıldır ve ondan önceki yüz yıllarda olduğu gibi. Bunu yaparken de Alevilere fırsat verilirse ne denli zalim olabileceklerinin altyapısı yapılıyor. Barıştan yana olmadığımızın haberleri, PKK içindeki Alevilerin silah bırakmaya karşı çıktığı haberleri, Reyhanlı Katliamı’nın Mihraç Ural’a yıkılması, Hatay’da mülteci halka saldıranların Alevi olduğu yalanlarıyla oluşturulmaya çalışılıyor bu algı.
Hatay’da Alevi önderlerinden Ali Yeral’ın evine yapılan saldırı, evinin camlarının kırılması ve ‘seni yakacağız’ notunun bırakılması kimsenin umurunda değil. Suriye’de Alevilerin seçilerek tekbirlerle boğazlarının kesilmesi kimsenin umurunda değil. Suriye’de muhalif liderin “Alevi köylerini ele geçirdiğimizde katliamı engelleyebilir miyiz, emin değilim” demesi kimsenin umurunda değil, Agos Yazarı Rober Koptaş, Alevilerden PKK benzeri bir örgüt dahi çıkartabilecek bir aşamaya getirmiş bu algı yanıltmasını.
Öyle değil mi, siz ne olursanız olun, karşı tarafta sizin nasıl algılandığınız, onların nazarında nasıl görüldüğünüz belirler size olan yaklaşımları.
Aleviler; barış karşıtı, savaş heveslisi, Reyhanlı katliamını yapacak kadar zalim, Hatay’da mülteci halka zulmedecek kadar zıvanadan çıkmış, en nihayetinde PKK benzeri bir örgüte dönüşebilecek bir potansiyel olarak sunulmaktadır. Yaratılan bu algıdan sonra, onlara hak hukuk mu vereceksiniz; “Ne halleri varsa görsünler, bunlara fırsat verilirse tepemize çıkarlar” algısını meşrulaştırıp Alevileri yok sayarak kendine Müslüman bir ülke yaratmanın bahanesidir sizin bu yaptığınız.

Evrensel Gazetesi /  16 Mayıs 2013