RedHack vicdandır, Seyit Rıza candır

RedHack vicdandır, Seyit Rıza candır

Redhack, yüce adalet mekanizmamız tarafından ‘terör örgütü’ olarak ilan edildi ve 26 Kasım’da bu terör örgütünün eline hiç silah almamış teröristleri yargılanacak. Tüm işlerin sanal ortama taşındığı bir zamanda mazlumların vicdanına “Oohhh”  dedirtecek birilerinin de çıkmaması beklenemezdi. Bu beklenen vicdan eylemcileri redhack olarak ortaya çıktı. Öyle ya insanların bilgisayarlarına virüs gönderip onların dosyalarını değiştiren ve bu değişiklikler üzerinden iddianameler hazırlayarak insanları aylarca yıllarca hapiste tutan, arama motorlarına isim yazarak abuk sabuk ve komik dava dosyaları oluşturan zalimler varken; eline silah almadan, kana bulaşmadan, kimseyi öldürmeden, hapislerde çürütmeden eylemler yapmakta kendilerine kızıl hackerler adını veren redhack ekibine düştü. Redhack’in yaptığı eylemlerin ekonomik, istihbarat vb boyutu suç unsuru taşıyabilir, bu başkadır ve muhatapları tespit edilip yargılanır. Fakat konuyla hiç alakası olmayan masum insanları sudan sebeplerle aylarca içeride tutmak aklımıza MİT için anlatılan fil fıkrasını getiriyor. Hani şu “kurbanınız olayım valla ben zebrayım” diyen fil fıkrası. Türkiye belki de dünyanın en entelektüel teröristlerine sahip. Öyle ya tenis maçı izleyen, bilgisayarda harikalar yaratan teröristlerimiz var bizim.
Kim bu teröristler; “terörist” olmakla suçlanan ve tutuklu bulunan Duygu Kerimoğlu, redhack’i facebookta takip ettiğini belirtmiş ve redhack tarafından yazılan bir yazıya yorum yazmış. Başka bir genç, gençlik hareketi liderlerinin resimlerini bilgisayarına indirmiş. Diğeri de sohbet ettiği için tutuklanmış.  5 ay süreyle tutuklu bulunan Devrim Ali Avcı’nın amcası Zeki Avcı nın verdiği bilgiye göre ise siteyi hacklediği söylenen Devrim Ali Avcı’nın evde internet bağlantısı dahi yok. Eline hiç silah almayan Duygu Kerimoğlu’nun evine 70 maskeli polis baskın yapıp yakalamış! Bu çocuklar 5 aydır hapiste. Şimdi bu komedi 26 Kasım’da saat 10’da Çağlayan Adliyesinde perdelerini bizlere açacak, izleyeceğiz bakalım.
***
CHP Dersim milletvekili Hüseyin Aygün, Seyit Rıza ve arkadaşlarının halk nezdinde zaten var olan itibarlarının resmen de kabul edilmesi ve bu yolla da başta mezar yerlerinin belirlenmesi olmak üzere birçok hakkın elde edilmesi amacıyla bir önerge hazırladı. Bu önerge daha Meclis Başkanlığına sunulmadan CHP içindeki faşist kafaların engellemesi ile karşılaştı. Bakalım bu faşist kafalar neyi reddetmiş;
“ ….  Elazığ Örfi Mahkemesi kararıyla idam edilen Seyit Rıza ve 7 kişinin bu yıl içinde ortaya çıkan yeni resmi belgelerle masumiyeti kanıtlanmıştır. Seyit Rıza’nın “isyancı” olmadığı; 10 Eylül 1937’de Erzincan Valisinin çağrısına uyarak görüşmeye gittiği; teslim olduğu; ancak buna rağmen bir suçlu gibi gösterilerek 2 aylık kısa bir sürede yargılandığı ve neticede idam edildiği bir gerçek olarak açığa çıkmıştır. İdam kararına dayanak olan Aralık 1935 tarih ve 2884 sayılı Tunceli Kanunu mahkemeye olağanüstü yetkiler veren karma bir yasadır. Savunma hakkının olmadığı; avukat atanmayan; iddianamenin okunamadığı; verilen idam kararının temyiz hakkının dahi tanınmadığı bir mahkemenin kararı adil değildir. 15 Kasım 1937 günü idam edilen 7 kişi Dersim’de öldürülen on binlerce masum insanın simgesidir. Kanun teklifimizde amaç; 75 yıl sonra da olsa idam edilenlerin halk nezdinde zaten var olan itibarlarının resmen iadesi ile bir haksızlığın ortadan kaldırılmasıdır. Böylece Dersim’de 1937-38’de öldürülen tüm insanlarımızın ruhları bir parça rahat edecektir.”
Seyit Rıza ve arkadaşlarının ruhlarının bu kanun teklifi kabul edilse de edilmese de rahat etmeyeceğini ve o faşist kafalara bir kabus gibi çökmeye devam edeceğini biliyorum. Bu kanun teklifine bile tahammül edemeyenler de er geç Seyit Rıza’nın kabusuyla siyasetin çöplüğünde birer çöp olarak yerlerini alacaklardır.

Evrensel Gazetesi /  22 Kasım 2012