Ramazan Bayramı ve Aleviler

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Alevilerde Ramazan orucu var mı? Alevilerde Ramazan bayramı var mı? Aleviler Ramazan bayramı kutlar mı? #GününDakikası’nda yorumladı.

Konuya ilişkin videodaki konuşma metni aşağıdadır.


Herkese merhaba,

Bugün sizlerle Ramazan Bayramı süresi içerisinde özellikle Aleviler arasında yaşanan bir tartışmaya değinmek istiyorum.

Ramazan Bayramının son günündeyiz ve Ramazan Bayramı süresi içerisinde Aleviler üzerinde özellikle sosyal medyada çok yoğun bir tartışma yaşandı, bu tartışma twitter’da, facebook’ta ve instagram’da yani Alevilerin bulunduğu her sosyal medya platformunda oldu.

Buda şuydu yani Ramazan Bayramı Aleviler için ne ifade ediyor? Alevilerin bayramı mıdır? Aleviler Ramazan Bayramı kutlamalı mı? Ya da Ramazan tebriği yapmalı mı? İşte bunun üzerine yönelik yoğun bir tartışma vardı ki; Alevi kurumları bu konuda açıklama yapmak durumunda kaldılar.

Aslında bu tartışma yeni değil! Yıllarca yaşanan bir tartışma, bende Alevi kurum başkanı iken bir Cemevi yönetiminde bulunurken, bu tartışmaları yakinen yapıyorduk birebir. Fakat tabi bu belki de sokağa çıkma yasağının etkisiyle sosyal medya etkin olarak kullanıldı ve çok yoğun olarak bu tartışmada sosyal medya üzerinden yürüdü.

Şimdi Alevilikte ramazan orucu var mı? Ramazan Bayramı var mı? Meselesi ikiye ayrılıyor. Yani Alevilikle ramazan orucunun olup olmadığına yönelik bir tartışma yok. Yani Alevilerde ramazan orucu yok, herkes kabul ediyor ve bu yönde de bir tartışma yaşanmıyor zaten. Ancak, tartışma şurada Ramazan Bayramı Alevilerin de bayramı mıdır? Değil midir? Noktası: iş bayrama gelince farklı oluyor biraz, daha çekici, daha ilgi alanı, daha geneli kapsayan bir şey oluyor. Çünkü oruç bir şekilde özelde yaşanabiliyor ama bayram kamusal alanlarda genelde yaşanıyor. O yüzdende Aleviler bayram işte kutlamaları, birbirlerine işte bayramın kutlu olsun diyorlar ve bunun üzerinden de yoğun tartışmalar yaşanıyor.

Şimdi Alevilikte Ramazan Bayramı var mı yok mu meselesini nasıl ele alacağız? Yani benim sürekli söylediğim bir şey var; Alevilikte neyin olup neyin olmadığına bakmanın en etkili yöntemi, en belirgin yöntemi, dönüp Aleviliğin orijininin yaşandığı köyüne bakmaktır. Yani köyünün kente göç vermeden önce, hatta daha eski cumhuriyet öncesine kadar gidebiliyorsa ki cumhuriyetinde Aleviler üzerinde çok ciddi farklı etkileri olmuştur, onun öncesine gidebiliyorsa onun öncesine gidip, neymiş, nasılmış, nasıl yapılıyormuş bunlara bakmak lazım.

Ramazan bayramı konusunda o kadar eskiye gitmeye gerek yok. Ramazan bayramında şöyle dönüp ben bizim köyümüze baktığım zaman ki benim çocukluğum, gençliğim köyde geçti ve kente göç sürecinin tamamlanmadığı bir dönemde de ben orada yaşadım, köyde yaşadım. O süreçlerde hiçbir şekilde bizim ramazan bayramı ile bir alakamız yoktu bilmezdik hatta yani ramazan bayramı mıymış değil miymiş gelmiş mi gelmemiş mi haberimiz bile olmazdı. Çünkü o zaman elektrik falanda yoktu, televizyon yoktu dolayısıyla dış dünyaya kapalı kendi içerisinde hakikaten o orjinliği yaşıyorduk, o özgünlüğü yaşıyorduk. Dolayısıyla bizin ramazan bayramıyla hiçbir alakamız yoktu. Gerçi şimdi de yok, yani çünkü bunu nasıl anlayabiliyoruz, kurban bayramı çok yoğun olarak kutlanır, kurban bayramında bizim köyde ne yapılır? İnsanlar mezarlıklara giderler geçmişte büyük atalarına akrabalarına yönelik oraları ziyaret ederler, işte lokma verirler filan bir taraftan da hepimizin ortak atası ve Dergâhımız Tekkemiz olan Hubyar Sultan ziyaret edilir mutlaka. Peki, ramazan bayramında böyle oluyor mu? Olmuyor yani hiçbir şeklide ne mezarlık ziyaretleri var nede tekke ziyaretleri var, bunlar yapılmıyor. Dolayısıyla Ramazan bayramı aslında köyde dahi halen, bu etkileşime rağmen köyde de kutlanmayan bir bayram, bizim açımızdan bilinmeyen bir durum.

Ancak, kente göç durumu biraz değiştirdi, özellikle yeni kuşak yani köyde o dönemi yaşamamış genç kuşak, inanılmaz bir şekilde bu bayramın etkileşimi altında ve kendi bayramları olduğu üzerinden bir şey var, kabul var.

Özellikle bu köy yaşantısı içerisinde olmamış, yani Alevilerin dış etmene tabi olmadan, baskın inancın etkisi altına çok fazla girmeden işte özellikle de televizyonun olmadığı iletişimin, telefonun olmadığı, iletişimin daha düşük olduğu ortamlarda, Aleviliğin kendi orijinalliğini daha çok yaşadığı ortamları görmemiş olan yeni genç kuşak kentlerde ramazan bayramını işte olduğu gibi kendi bayramı olarak kabul ediyor ve hatta bunu reddedenlere karşı da çok agresif tepkilerde gösterebiliyorlar. Tabi bu herkes için söylenen bir şey değil, yani kimi kişiler açısından bunu söylemek mümkün. Tabi burada şu etkili, dışlanmama duygusu çok etkili. Yani genel, toplumun genelinin kabul gördüğü bir bayramı ya da bir refleksi kendi refleksi olarak almak, kendi bayramı olarak almak, dışlanmamak konusunda oluşturulmuş bir doğal refleks gibi duruyor.

Aksi takdirde kendini onlardan soyutlayıp, kendini onlardan dışladığın zaman, genelin dışında bir şey haline dönüşüyorsun ve insanı yalnızlaştıran bir duygu halini alıyor. Yani gençlerin hissettiği bu diye düşünüyorum.

Tabi bu durum karşısında şöyle bir ayrım yapmak gerekir. Alevi toplumu kentleşmiş durumda ve kentte yaşarken komşularının bayramlarını kutlayabilirler. Yani Hristiyan komşunun, Musevi komşunun bayramını işte Sünni, Şii komşularımızın bayramlarını kutlayabiliriz bu ayrı bir konu.

Ancak, bir Alevinin diğer Alevi’ye kendisi ile alakası olmayan bir bayram kutlaması tabi tuhaf duruyor. Yani bir Alevi diğer Alevi’ye Ramazan Bayramın kutlu olsun denilmesi esas tartışılan konu.

Bu konuda bende Alevi kurumlarının yaptığı açıklamayı doğru görüyorum. Bu doğru bir şey değildir. Bu bir asimilasyonun başka bir türüdür. Hani asimilasyon çok farklı şekillerde işler, hani bir tanesi de egemen inancın kabul ettiği bu değerleri dışlamamak, reddetmemek, onlara kendini onların içerisinde görmekte aslında egemen inancın oluşturduğu bir baskı nedeniyle oluşan bir durumdur. Aksi takdirde bizim Hristiyan komşularımızda var hani onların bayramı için niye biz bunları söylemiyoruz.

Tabi orada bir başka soru devreye giriyor; bizde Müslümanız! İşte Müslümansın ama kardeşim sonuçta ramazan orucu tutmuyorsun ama yani senin Müslümanlık anlayışınla Alevinin, Sünninin Müslümanlık anlayışı, Şii’nin Müslümanlık anlayışı aynı mı? Yani şimdi bunu da görmek gerekiyor yani senin ki Aleviliği Müslümanlık dışında da tanımlayanlar var ayrı bir konu ancak Aleviliği Müslümanlık olarak görenlerde Emevi Müslümanlığını reddeder, bugün diyanetin bugünkü Sünnilerin yaşamış olduğu kabul etmiş olduğu Müslümanı da Emevi Müslümanı olarak kabul ederiz biz yani. O anlamıyla bu Müslümanlığı zaten reddediyoruz yani. Reddettiğin bir Müslümanlık için bizde Müslümanız demenin anlamı yok.

Bu anlamda şunu ifade etmek belki doğru olacaktır. Evet, Aleviler komşularının Sünni, Şii, Hristiyan, Musevi, Ezidi yaşadığı topraklarda bulunan bütün farklı inançlara ait inançların bayramlarını kutlayabilirler, onlara bayram temennisinde iyi bayram temennisinde, dileklerinde bulunabilirler, bu gayet doğal, normal ve olması gereken insani bir durum.

Ancak bir Alevi diğer Alevi’ye kendisi ile alakası olmayan bir bayram kutlaması yapmasının asimilasyonun başka bir türü olduğuna inanıyorum. Bunu da böyle görmek gerekiyor.

Buradan kaynaklı olarak bende bütün hani kendi ramazan orucunu kendi inancı olarak gören ramazan bayramını kendi bayramı olarak gören tüm insanların bayramını kutluyorum.

Herkese sağlık günler diliyorum.

26 Mayıs 2020

Ali KENANOĞLU