Olağan haller Dersim

Olağan haller

6 Nisanda Şişli Belediyesi Kent Sineması Kültür Merkezinde “Olağan Haller 12 Eylül Dersim İnanç Asimilasyonu” belgeselinin galasındaydım. Özgür Fındık’ın yönetmenliğini yaptığı belgeselde Devrim Tekinoğlu yardımcı yönetmen, Başak Altay yönetmen asistanı, Bora Balcı görüntü yönetmeni, İsmet Sefer kamera asistanı olarak görev yapmışlar. Ellerine sağlık, hizmetleri kabul ve makbul olsun.
Belgesel 12 Eylül askeri darbesi sonrasında uygulanan ve çok fazla gündeme gelmeyen inanç asimilasyonunu konu almış. Ülkemizde darbelerin kesintiye uğradığı, aksadığı düşünülen devlet politikalarını tekrar geçerli kılmak ve darbeci zihniyetlere göre raydan çıkan ülkeyi tekrar raya sokmak için yapılmaktadır. 12 Eylül askeri darbesini yapanlar da birçok açıdan ülkeyi hizaya sokmaya çalışırken T.C.nin en önemli ayağı Sünni İslam konusunu da ele almayı unutmadılar. Bu arada artık T.C. yazdığımız için bölücü ilan edilmeyişimizin, hatta T.C. yazarak pek bir vatansever yurttaş olduğumuz yönündeki teveccühe nail olmanın mutluluğunu yaşadığımızı da ifade etmek isterim.
Olağan Haller belgeseli bize 12 Eylül darbesinden sonra Kenan Evren Paşa’nın Fethullah Gülen Hoca Efendi tarafından cennetlik ilan edilmesine vesile olacak ne çok işler yaptığını gözler önüne seriyor. Dersim özelinde çekilen belgesel, aslında tüm yurttaki uygulamaların örneklerini sunuyor. Alevi köylerine cami yapılmaları, imam atamaları yanı sıra 3 bine yakın çocuğun ailelerinden kopartılarak uzak memleketlere (Adapazarı-İzmit-İstanbul vb.) Kur’an kurslarına ve imam hatip liselerine gönderilişlerinin hikayelerini anlatıyor bu belgesel. Hikayeler çok dramatik, komik, iç acıtıcı. Devlet aklının Alevilere bakışını ortaya koyan önemli bir belge. 12 Eylül bitti, hatta Kenan Evren bile yargılanmaya başladı. Aleviler üzerinde yürütülen bu ‘Sinsileştirme-Şiileştirme’ politikaları bitti mi? Artarak olanca hızıyla sürüyor. 1980’lerde Dersim’de 3 bine yakın çocuk evlerinden uzaklaştırılarak asimilasyona tabi tutulmuşlar. Çok başarılı da olunamamış. Neden? Çünkü Dersim’e geri dönen çocuklar, Dersim’de sapasağlam duran analarının, babalarının inançlarıyla yeniden karşılaşmışlar. Şimdi ne oluyor? İşte tam da bu yapılıyor, yani Sünnileştirme -Şiileştirme Dersim’e taşınmış. Alevi köylerine, ocaklarına, dedelerine, analarına nüfuz ettirilmeye çalışılıyor. Dersimli çocukları artık asimile etmek için uzaklara götürmeye ihtiyaç yok, çünkü asimilasyon bizzat Dersimlilerin ayağına gelmiş. Cemaat okulları, dershaneleri, Kur’an kursları, camileri, imamları ve asimile edilmiş dedeleri ile topyekün olarak 12 Eylül ruhu ve uygulamaları yaşatılıyor.  Artık Dersimliler  ve Dersimlilerin kadrolu vekili, “Dersimliler Türk oğlu Türk’tür” diyebiliyor. Alevilik ve İslam tartışmasında en çok Dersimli Dedeler ‘Kur’an da bizim peygamber de bizim’ diyerek diğer Alevileri melun ilan edebiliyorlar. Dersim Cemevi’nde Kutlu Doğum Haftası kutlanıyor. Şimdi ben bunu yazdım diye bana da “Ne var bunda, ne yani biz Müslüman değil miyiz?” diye de önce onlar itiraz edeceklerdir.
Aleviler üzerinde yürütülen 12 Eylül İnanç asimilasyonu, yani Alevilerin Şiileştirilmesi-Sünnileştirilmesi olanca hızıyla sürüyor. Bu amaçla kurdurulan Alevi Dernekleri ve Federasyonunun varlığını konuyla ilgili kamuoyu çok iyi biliyor.  İnsanların inanç değiştirmesi inançların masumane kendilerini tanıtmaları ve taraftar toplamaya çalışmalarına diyecek bir sözümüz yok, en nihayetinde herkes istediği inancı benimser, bundan yana korkumuz da yok. Dergahlarımıza zorla atanan Sünni din adamlarının akıbetini biz iyi biliyoruz, köylerimize zorla yapılan camilerin ve o camilere atanan din memurları hocaların akıbetini de çok iyi biliyoruz, bizim inancımızdan yana bir kaygımız yok. Mesele bu işin kalleşçe yapılmasındadır ki ona asimilasyon deniyor.

Evrensel Gazetesi /  11 Nisan 2013