Öğretmenlikte Mülakat Sistemine Son Verilsin!

HDP İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu TBMM Genel Kurulu’nda 90 Sıra Sayılı Kanun Teklifi üzerine gerçekleştirmiş olduğu konuşmada sözleşmeli öğretmenlerin mağduriyetlerine değindi. 

Kenanoğlu, 27 Temmuz 2016 tarihinde açıklanan KHK ile öğretmen atamalarında KPSS puanına ek olarak mülakat sisteminin de eklendiğini, ancak bu sistemin son derece art niyetli ve tarafgirli kullanıldığını belirtti. 

2016’dan bu yana öğretmen atamalarında belirleyici bir aşama haline getirilen mülakat sistemin FETÖ yöntemlerini anımsattığına işaret eden Kenanoğlu sözlerine şöyle devam etti: “daha önce FETÖ’nün sınav sorularını çalıp yandaşlarına vermesiyle sonuçları değiştirmesi açısından mülakatlarla aynı şeyi ifade ediyor“.

Mülakatlarda sorulan soruların da kamuoyunda tartışıldığını hatırlatan Kenanoğlu, mülakatlarda “Reis kimdir?”, “Gezi’ye katıldınız mı?”, “Gezi hakkında ne düşünüyorsunuz?” yollu soruların sorulduğunu ve aralarında KPSS 150. si de bulunan öğretmen adaylarının bu sorular sorularak elendiğini hatırlattı.



Üzerinde konuştuğumuz 17’nci madde sözleşmeli öğretmenlerin başka bir yere atanmaları için doldurması gereken süre dört yıldan üç yıla, bu sürenin ardından öğretmen kadrolarına atananların aynı yerdeki görev süresi iki yıldan bir yıla kadar indirilmesi hususunu düzenlemektedir.

Tabii, bu süre meselesi sorunlu, sıkıntılı bir mesele değil teklif edilen açısından ancak bütün mesele atamalarda. 27 Temmuz 2016 yılında yayınlanan 668 sayılı KHK şöyle diyor: “Sözleşmeli öğretmenler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde öngörülen genel şartlar ile öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanlardan Kamu Personel Seçme Sınavı -yani KPSS- puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir pozisyonun üç katına kadar aday arasından Bakanlık tarafından yapılacak sözlü sınav başarı sırasına göre atanır.” Yani burada öğretmen atamalarında KPSS’yi, yazılı sınavları yeterli görmeyip arkasından “mülakat” dediğimiz sınavlarla sonucu etkileyen bir durum var.

Şimdi, bütün bu problem olarak karşımıza çıkan da bu durum. Aslında bu, daha önce FETÖ’nün sınav sorularını çalıp yandaşlarına vermesiyle sonuçları değiştirmesi açısından mülakatlarla aynı şeyi ifade ediyor. Yani siz ha sınav sonuçlarını çalmışsınız yandaşlarınıza vermişsiniz ve sonucu değiştirmişiniz, ha mülakat yaparak işinize gelen şekilde sorularla sonucu değiştirmişiniz, bunun çok bir şey fark ettiğini söyleyemeyiz. Kaldı ki bu konuda geçmişte en çok mağdur edilenler de yine mütedeyyin kesimler olmuşlardır ama maalesef kendi yaşadıkları mağduriyetin şimdi de diğer kesimlere yaşatılmasıyla karşı karşıyayız.

KPSS’de Türkiye 6’ncısının bile mülakatla aşağıya çekildiğini ve onun yerine daha aşağılardan başarı sıralamasına ait olanların yukarıya çekildiğini çok fazlasıyla biliyoruz. Ve bu sorularda buralarda bu sözlü mülakatlarda sorulan soruların da mesleki konularla hiç alakasının olmadığını kamuoyuna yansıyan haberlerden de biliyoruz. Yani bunların, işte “Reis kimdir?”, “Gezi’ye katıldınız mı?”, “Ezanın Kürtçe okunması hakkında ne düşünüyorsunuz?” gibi soruların da bu mülakatlarda sorulduğu daha öncesinde bu kürsülerde çok dile getirildi ve buralarda tartışıldı. Bütün bunlar aslında konunun en büyük mağduriyet oluşturan kısmını teşkil ediyor ve mutlaka bu KPSS sınav sonuçlarında elde edilen başarı durumuna göre, mülakatlara tabi tutulmadan, liyakat esasına göre atamaların gerçekleştirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu mülakatlarda inançsal kimliklere göre, etnik kimliklere göre ve siyasi düşüncelere göre sonuç belirleniyor, mülakatlarda buna göre sonuç çıkartılıyor ve oradan kaynaklı olarak da atamalar düzenleniyor, bu da birçok haksızlığa ve eşitsizliğe yol açmasına sebep oluyor.”