Muhabbet mahkumları

Muhabbet mahkumları

Bir haftadır memelekette Hubyar’dayım. Burada yaşayan bir dergah ve yaşayan bir Alevilik var. Her ocak talibinin yılda bir kez yerine getirdiği ocak ziyaretini yerine getirmek ve lokmalarını sunup birlikte pişirip, kotarıp, paylaşmak için yurt içi ve yurt dışından her gün taliplerce dolup taşıyor burası.
Burada gündemi takip edemiyorsun, imkanlar kısıtlı, cep telefonu ve İnternet imkanı olmayınca tek haber kaynağın Televizyon oluyor. Onun da başına oturup memlekette ne var ne yok diyesin yok, zaten iyi haber almayacağın da malum olunca duymamak, öğrenmemek daha iyi oluyor. Köyün yerleşik halkından ajans dinleme meraklıları oldum olası eksik olmaz. Biz de gündüz bir araya geldiğimiz ortamlarda haberleri bu ajans takipçilerinden alıyoruz. Şimdilerde köyde konuşulan konu Ergenekon davası kararı. Çok kişinin müebbede mahkum edildiğini söylediler. Tabii kendi dillerinde bunu müebbet değil de ‘muhabbet’ olarak söylüyorlar. Dillerine böyle mi kolay geliyor yoksa buna özel bir anlam mı yüklüyorlar belli değil. Ancak çok kişinin muhabbete mahkum edildiğini söylüyorlar. Yorumlar farklı farklı. Büyük çoğunluk adil olmayan, intikamcı bir karar verildiğini söylüyor, kimi “İyi oldu onlar da darbeyi yapıp indirselerdi bunları” diyor, kimi de “Beter olsunlar, bunlar bizim çocuklara işkence edenler, onları katledenler” diyor.  Kimisi ömür boyu ‘muhabbet’ cezası alanların Alevi olduğunu söyleyip kendilerince yeni bir mağduriyet oluşturuyorlar. Eskiden devletlülerimizin herkesi Türk yapmak gibi bir hastalıkları vardı. Kızılderililerden, Sibirya dağlarındaki, Mu kıtası sakinlerinden, Hititlere kadar herkesi Türk yapan bir devlet aydını ve yazar tayfamız vardı ya bizim Alevilerde de kim mağdur edilmişse aslında onun Alevi olduğuna yönelik bir söylem hemen başlıyor. Bu mağdurun yanında olma düsturundan mıdır yoksa bu kadar ağır cezayı başkası olsa vermezlerdi, ancak Alevilere verirler şeklindeki bir bilinçaltından mı kaynaklıdır bilemem. Belki de her ikisinin de payı vardır.
Bir de Suriye de yaşanan katliamlar konuşuluyor. Alevilerin ve Kürtlerin şeriatçı yobazlar tarafından nasıl hunharca katledildikleri anlatılıp, orada yaşayan mazlumlara dua verilirken zalim yezitlere de lanet okunuyor. Suriye’de Alevilere yönelik yapılan vahşice katliamlar Alevilerin aktarılmış hafızalarında çok şeyi ifade ediyor. Aleviler şeriatçı yobazlara fırsat verildiği takdirde neler yaptıklarına bir kez daha tanıklık ediyor ve hafıza tazeliyorlar. Suriye’de yaşananlar Alevilerin şeriat korkusunda nasıl da haklı olduklarını bir kez daha göstermiştir. Türkiye’ye şeriat gelir mi gelmez mi tartışmaları ötesinde Aleviler bir şeye daha tanıklık ediyorlar ki bu da Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Alevileri katleden bu şeriatçı yobazlara verdiği destektir. Köylüler bu duruma; “maviye” ( bizim köylüler ona ‘mavuya’ diyor) diyorlar ve onun yolundan gidenler de tarih boyunca Alevilere kastetmiştir. Bunların ataları da böyleydi kendileri de böyle” diyorlar.
Bütün bu gerçek ortadayken AKP Hükümeti Alevileri hunharca katledenleri desteklerken bazılarının kalkıp, yok Aleviler AKP’nin kıymetini bilmiyor, yok Aleviler için adım atıyor da yine de desteklemiyorlar gibi tutarsız söylemlerine bizim köylüler sadece gülüp geçiyorlar. Vahşi gerçek ortada dururken okunan masallara kimse inanmıyor.

Evrensel Gazetesi /  08 Ağustos 2013