Milliyetçi kabadayılar

Milliyetçi kabadayılar

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile PKK arasında İmralı’da yürütülen görüşmelerin kamuoyuna yansımasından ve bu görüşmelere CHP’nin de destek vermesinden sonra milliyetçileştirilen tabanın nabzını kontrol etme ve onlara yönelik siyasete ağırlık verilmeye başlandı.
Hükümet ve onun borazanı olan Türk Medyası öyle bir tavra girdi ki; sanki PKK ve Kürt siyasetçileri yalvarmış yakarmış ‘ne olur görüşelim’ diye de, görüşmeler zoraki başlamış, PKK’nin zoraki yalvarıp yakarmalarıyla da devam ediyor. Yok böyle bir şey, miliyetçiliştirilmiş insanlara böyle yalan politikalarla yaklaşarak bu barışı sağlayamazsınız. En nihayetinde bu barış, siyasiler arasındaki bir mesele değil, diğer taraftan okulda çocuğuna Kürtçe ders aldırmak isteyen kişinin yaşadığı mahallede sağlanacak bu barış.
Siyasetçiler ve basın bu tavırlarını sürdürdüğü sürece bu barış sağlanamaz. Milliyetçileştirdiğiniz bu tabana Kürtlerin haklarının ‘hak’ olduğu için sağlanması gerektiğini anlatmayıp ‘lütuf’ şeklinde sunarsanız tabanda bu barışı sağlayamazsınız.
Sırf milliyetçileştirdiğiniz tabanınıza mesaj olsun diye, görüşmelere gidenlere kabadayılık yapmaya kalkarsanız, bir taraftan görüşüp diğer taraftan görüştüğünüz insanları hem de sınırlarımız dışında hava operasyonlarıyla bombalarsanız, hem görüşüp hem de hâlâ “Kürt sorunu yok” derseniz, bu iş olmaz. Bu barış sağlanmaz, bu görüşmeler sonuç vermez.
Bu tavra devam edecekseniz, o zaman siz bu görüşmeleri kerhen, PKK’nin yalvarmasıyla değil ama uluslararası güçlerin baskısıyla yapıyorsunuz, bu yüzden de böyle mızıkçılık çıkartıyorsunuz sonucuna varabiliriz.
Eğer milliyetçileştirdiğiniz-ırkçılaştırdığınız tabanınıza oynamıyorsanız; onları o ırkçı hastalıktan bu şekilde davranarak kurtaramazsınız, onlar o hastalıktan kurtulmadığı sürece de bir arada yaşam imkanı oluşmaz. Yok, uluslararası baskılar nedeniyle kerhen yapıyorsanız hemen vazgeçin. Boşuna kamuoyunu ümitlendirmeyin. Çünkü sonuçları eskisinden daha ağır olur.
Kürtler bilinçlenmiş, örgütlü bir ulus olmuşlardır, cezaevlerindeki ölüm oruçları süreci ve en son yaşanan cenazeler bunu çok net göstermiştir. Bu halk ile dalga geçerek, alaya alarak, aldatarak varacağınız sonuç sadece felaket olur. Bu felaket çok daha fazla insanın ölmesi ve iç savaştır. Bu tavrınız bu ülkeyi bu noktaya götürür.
Baskın Oran’ın şu sözlerini buraya yazmak isterim; “Zira sizin bu aldatmacı ve inkarcı tavırlarınızla büyüyen yeni kuşan Kürtler artık çözümü eski kuşak Kürtlerin baktığı gibi bir arada yaşamda görmüyorlar”, onlar artık çözümü Türkiye dışında bağımsız bir yapıda görmeye başladılar. Bu yeni kuşak Kürtleri bu noktaya getiren Türkiye Cumhuriyeti siyasetçilerin imha, inkar politikaları yanı sıra “aldatma” siyaseti yapmalarıdır.
Aynı sözleri taziyeye giden Aygün’ü eleştiren ve anadilde savunma hakkına, eğitim hakkına karşı çıkarken,  “Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz” diyen İzmir milletvekiliniz Birgül Ayman Güler’e sessiz kalarak bu ırkçılığı onaylayan CHP yönetimine de söylüyoruz.

Evrensel Gazetesi /  24 Ocak 2013