Maraş’tan İzmir’e Süregelen Bir Fişleme Yöntemi: Ev İşaretlemeleri

1978 yılında Alevilerin Maraş’ta karşı karşıya kaldıkları katliam Alevilerin toplumsal belleğinde merkezi bir yer işgal etmektedir. Alevilerin evleri işaretlenmiş, diğer bir deyişle Aleviler fişlenmiş ve saldırıya yönelik bir çeşit cereyan hattı ya da hedef haritası oluşturulmuştur. “Biz” ve “onlar”ın kapladığı mekanın ayrımına tekabül eden bu işaretlemeler, saldırıların ön-hazırlığı niteliğindedirler. Saldırılar sırasında dolaşımda tutulan ve kolektif galeyan halini tetikleyen sağ popülist imaj ve ifadeler ise aczin üstünün örtülmesinden başka bir şeydeğildir. Gelgelelim, işaretlemeler/saldırı ön-hazırlıkları bu katliam ile sınırlı kalmamış, zaman içerisinde saçaklanıp memleketin başka yerlerine de yayılmıştır. Farklı yerlerde yeniden hortlayan benzeri girişimler, Alevilerin toplumsal belleğinde kapanmayan bir yara olan Maraş’ı çağrıştırmış ve Maraş’tan kalan travmanın kaygı verici bir şekilde yeniden su yüzüne çıkmasına sebep olmuştur.

Son olarak İzmir’de yaşayan Kürt Alevi bir ailenin ikamet ettiği dairenin kapısına sprey boya ile üç hilal çizilmesinin ve defolun yazılmasının ardından yakın zamanda farklı şehirlerde tanık olunan benzer saldırıları da kapsayacak şekilde detaylı bir araştırılma başlatılması için HDP İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu, HDP grubu adına, Meclis Komisyonu kurulmasını talep eden bir Araştırma Önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunmuştur.


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Geçtiğimiz günlerde İzmir’de Alevi ve Kürt bir ailenin ikamet ettiği dairenin kapısına sprey boyayla “defolun” yazılmasının ve ek olarak “üç hilal” çizilmesinin kimler tarafından yapıldığının derinlemesine araştırılmasını ve yakın tarihteki benzer çok sayıda örnek düşünüldüğünde benzer hadiselerin tekraren yaşanmaması adına alınması gereken önlemlerin geliştirilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. maddesi ve Meclis İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

Ali KENANOĞLU

İstanbul Milletvekili

Yıllardır evleri ve dükkanları işaretlenerek saldırıya açık hale getirilen Aleviler, bu yolla tehdit edilmektedirler. Bu girişimlerin faillerinin kim olduğuna dair mevcut siyasi iktidar döneminde kapsamlı bir inceleme yapılmamış, faillerin bulunması yönünde yapılan başvurular sonuçsuz bırakılmıştır. Nitekim, Armutlu Cemevi’nin dahi koridorlarının polislerce işaretlenmiş olması ve bu polislere hukuki herhangi bir yaptırımın uygulanmamış olması bu konudaki duyarsızlığın geldiği noktayı gözler önüne sermektedir.

Son olarak, İzmir’de Alevi ve Kürt bir ailenin ikamet ettiği dairenin kapısı henüz kimliği belirlen(e)meyen kişilerce sprey boyayla işaretlenmiştir. Yaşananları büyük bir kaygı ve korku ile karşılayan ailenin can güvenliği bu yolla tehdit edilmektedir. Konuyu karakola taşıyan aile, son derece kayıtsız bir tavırla karşılaşmış ve polisler tarafından adeta başlarının çaresine bakmaları minvalinde ifadeler kullanılarak şikayetleri karşılıksız bırakılmıştır.

Fakat, bu belirsizlik ve duyarsızlık Alevi kamuoyunda tedirginlik yaratırken, ayrıca tepkilerin oluşmasına da yol açmaktadır. Söz gelimi, 2017 Kasım ayında Malatya’daki Alevilerin evleri işaretlenmiş ve akabinde ilin idari amirlerinin bu saldırıya/provokasyona karşı ciddi bir inceleme başlatmamış olması tepkilere yol açmış ve ilde geniş katılımlı gösteriler düzenlenmiştir. Yakın tarihte meydana gelen benzer hadiselerin kronolojik dökümü şöyledir: Ağustos 2012’de İstanbul’un Kartal ilçesinde, Mayıs 2013’te İstanbul’un Maltepe ilçesinde, Ekim 2014’te İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde, Mayıs 2015’te Adıyaman’da, Haziran 2015’te Elazığ’da ve İzmit’te, Ağustos 2015’te İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Eylül 2016’da Ankara’nın Mamak ilçesinde, Mart 2017’de Adana’da, Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde ve Manisa ilinde ve son olarak Ekim 2018’de İzmir’in Çiğili ilçesinde Alevilerin evleri çeşitli şekillerde sprey boyalarla işaretlenmiştir.

Bunlarla birlikte, işaretlemenin bir çeşit türevi olarak görebileceğimiz bir başka hadise ise İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi’nde yaşanmaktadır. Ayazağa Mahallesi’nde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ayazağa Cemevi’nin karşısına yaklaşık 2 ay önce kimliği belirsiz kişilerce 5 adet kolon (daha sonra 6’ya çıkarılmıştır) yerleştirilmiştir. Mahallede yaşayan vatandaşlar tarafından “korsan ezan hoparlörü” olarak adlandırılan bu kolonlar aracılığıyla mahalleliye ilçe müftülüğünün bilgisi dahilinde olmayan bir şekilde camii minaresi dışında ezan dinlettirilmektedir.

Cemevi karşısına ek olarak, mahalle boyunca özellikle Alevilerin yoğunluklu bir şekilde ikamet ettiği sokaklara da birer adet hoparlör yerleştirilmiş ve “korsan ezan yayını” bu şekilde de gerçekleştirilmeye devam etmiştir. Özü itibariyle insanları camiye ve namaza çağıran ezanın, herkesçe bilindiği üzere, inançları uyarınca camide ibadet etmeyen Alevilere – Cemevi karşısında ve mahalledeki münferit yerlerde bulunan kolonlar aracılığıyla – zorla dinlettiriliyor olması mahalleli tarafından açık bir provokasyon girişimi olarak değerlendirilmektedir. Fakat, 2 aydır devam eden “korsan yayın”a rağmen bu kolonlar kaldırılmamış ve kim(ler) tarafından böylesi bir provokasyonun gerçekleştirildiğine dair kamuoyunu rahatlatacak herhangi bir inceleme başlatılmamıştır.

Alevilerin, yakın tarihe ait dökümlediğimiz örnekler düşünüldüğünde, ülke boyunca bir çeşit silsile içerisinde, sıklıkla, saldırıların açık hedefi haline getirilmeleri kabul edilemezdir. Kolayca provokasyona yol açabilecek bu girişimlerin faillerinin kimler olduğu yönünde herhangi bir incelemenin gerçekleştirilmiyor olması bu saldırılara bir çeşit payanda sağlamakta, bir diğer deyişle, saldırıların gerçekleşebileceği uygun zeminin ortaya çıkmasını mümkün kılmaktadır. Tüm bunlar düşünüldüğünde, bu saldırgan tutuma karşı önlem geliştirilmemiş olması ya da güçlü bir incelemenin başlatılmamış olması Alevilerin tekraren benzeri girişimlere maruz kalacakları yönünde haklı bir kaygı üretmektedir.    

Halkların Demokratik Partisi grubu olarak yukarıda bahsi geçen hadiselerin detaylı bir şekilde araştırılması, benzeri hadiselerin tekrar yaşanmaması adına faillerinin ivedilikle bulunup yargılanması amacıyla meclis araştırma komisyonunun kurulmasını gerekli görüyoruz.