Madımak 24 yıldır ‘Adalet’ bekliyor

Madımak 24 yıldır ‘Adalet’ bekliyor

Madımak 24 yıldır ‘Adalet’ bekliyor

Cansu Pişkin, katliamın 24.yılında Alevilerle ve katliamda yakınlarını kaybedenlerle nasıl sorunlar yaşadıklarını ve taleplerini konuştu.

2 Temmuz 1993…Bir cinayet, bir vahşet, bir katliam tarihi olarak akıllarda kaldı. Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için sanatçılar ve aydınlar Sivas’ın yolunu tutmuştu. Sivas’a giden aydın ve sanatçıların 33’ü, kaldıkları otelin yakılması sonucu hayatını kaybetmişti. Olayda ayrıca iki otel görevlisi yaşamını yitirmiş, iki saldırgan da ölmüştü. Katliamın bugün 24. yılı. Ve 24 yıldır Sivas Katliamı hâlâ aydınlatılmadı. Katliamın gerçek sorumlularından hesap sorulmadığı gibi, dava da zaman aşımına uğratıldı. Peki katliamın 24.yılında Aleviler ne düşünüyor? Nasıl sorunlar yaşıyorlar? Talepleri neler?

İlk olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan’la sohbet ediyoruz. Kaplan “Sivas Katliamı’nın gerçek yüzü aydınlatılsaydı ondan sonraki hemen hemen hiçbir katliam gerçekleşmezdi. Sivas Katliamı’nın karanlık yüzü hâlâ gizemini koruyor ve bununla ilgili de devlet hiçbir şey yapmıyor.” diyor.

Katliamın izlerinin günümüzde devam ettiğini vurgulayan Kaplan, “Günümüzde Sivas’ın kat be katı katliamlar uygulanıyor. Bunların yanında 15 Temmuz’dan bu yana kamuya kaç personel alındı, kaçı Alevi? Sırf insanın yaşamını ortadan kaldırmak değil; insanların ekmeğiyle, aşıyla, işiyle de uğraşılıyor. KHK’lerle işten atılanlara bir bakın, içinde yüzlerce Alevi var” diye de ekliyor.

ALEVİLER YAŞADIKLARI YERLERDE TEDİRGİN

Alevilerin yaşadıkları yerlere tedirgin olduğunu ifade eden Kaplan, “Günümüze baktığımızda Alevilerin durumu 93’ten daha iyi değil. Artık ‘Cemevlerimizi yasal statüye getirin’ demiyorlar mesela. Çünkü Alevi toplumunun yaşamsal sorunları var. Büyük şehirlerde Aleviler mahallelerde kendilerini güvende hissetmiyorlar. Günümüzde Alevilerin en olmazsa olmaz talebi, özgürce bir yaşam ve barışçıl bir ortamdır. Alevilerin şu anki temel talebi iç barıştır” ifadelerini kullanıyor.

DAVADAKİ HUKUKSUZLUKLARA TEPKİ

Kaplan, Sivas katliamı davasında yaşanan hukuksuzlara da değiniyor: “Sivas Katliamı zaman aşımına uğradı. Hatta zamanın Başbakanı da ‘milletime hayırlı uğurlu olsun’ dedi. Devlet Madımak Katliamı’nı yapan grubu, oradaki kitleyi ve o sanıkları hiçbir zaman iç güvenlik tehdidi olarak görmedi. Otelin içindekileri iç güvenlik tehdidi unsuru olarak gördü. Hatta düne kadar Sivas’ta yaptığımız mitinglerde biz oraya sanki olay çıkarmaya gidiyormuşuz gibi davranılıyordu. Emniyette yapılan güvenlik toplantılarında bunu itiraf ettiler ve artık biz sizin güvenliğinizi korumakla mükellefiz dediler. Emniyet o firari 8 kişiyi hiçbir zaman aramadı. Mahkeme kararıyla aranan kişiler de şehit ailelerimizin avukatlarının evinde arandı!”

Kaplan, bugün yapılacak olan anma etkinliklerine katılım çağrısı da yapıyor: “Tüm halkımızı Madımak’a bekliyoruz. Bütün izinler alındı ve mitinglerle ilgili hiçbir sıkıntı yok. Orada bir kez daha ‘Sivas için adalet’ diyeceğiz.”

‘ARTIK HER YER MADIMAK OLDU’

Eski HDP Milletvekili ve gazetemiz yazarı Ali Kenanoğlu da “Artık Türkiye’nin her tarafı bir Madımak olmuş durumda” ifadelerini kullanıyor. “Aleviler açısından sorun, artık bir bütün olarak her yerin Madımak olması ve Alevilerin yaşamsal sorunu, aş sorunu, iş sorunu.” diyen Kenanoğlu şu ifadelerini kullanıyor: “Alevi kimliğinden kaynaklı olarak insanlar artık iş bulamıyorlar, çocuğuna ekmek götüremiyorlar, inancından dolayı devletin tüm kadrolarından ve belediyelerden çıkarılıyorlar. Yakın zamanda bir Bakan ‘Aleviler bize oy vermediği için biz de onları işe almıyoruz’ gibi açıklama yaptı. 24 yıl sonra gelinen noktada, Alevilerin durumu daha da kötü durumda.” “Artık bazı taleplerden vazgeçip can derdine düştük” diyen Kenanoğlu, “Mesela Alevi kurumları artık ‘Cemevi ibadethane olsun’ talebini birinci sıraya koymuyor. Artık mesele şu: “Aleviler, tüm ezilen halkların bir arada yaşayabileceği bir demokratik ortam peşinde koşuyor. Dolayısıyla Alevilerin talepleri, artık geniş demokrasi mücadelesinin talepleri” ifadelerini kullanıyor.

DAVADA SADECE PİYONLAR YARGILANDI

Aradan 24 yıl geçmesine rağmen katliamın aydınlatılmadığını ifade eden Kenanoğlu, dava sürecindeki hukuksuzlukları da anlatıyor: “Beklentimiz şu: O dönemdeki siyasi sorumlular Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Mehmet Ağar yargılanmadan 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın açığa çıkarılması mümkün değil. Sivas Katliamı davasında bugüne kadar piyonlar yargılandı. Onların da kimisi cezaya çarptırılırken kimisi de elini kolunu sallayarak dolaştı. Dünyanın her tarafında aranıyor olmasına rağmen Cafer Erçakmak hemen emniyetin yanında oturduğu ve yatağında öldüğü ortaya çıkmıştı. Yine aranan isimlerden biri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde personel olarak çıkmıştı. Bu tür katliamların tekrarlanmaması için bir kere önce bunun hesabının sorulması ve gerçek sorumluların cezalandırılması gerekir.”

“Türkiye’nin demokratik bir ülke olması için Aleviler mücadelesini devam ettirecek” diyen Kenanoğlu yapılacak olan anmalara da çağrı yapıyor: “2 Temmuz’da Sivas’ta olacağız. Her sene bir anma sorunu yaşıyoruz, insanların anma yapmasına müsaade etmiyorlar. Bakalım bu sene OHAL şartlarında nasıl bir sorun yaşayacağız? Ama ne olursa olsun biz kararlıyız ve Sivas’ta olacağız. Halkımızı da bekliyoruz”

ALTIOK: ‘YENİ TÜRKİYE’SİNİN TEMELLERİNİN ATILDIĞI BİR KATLİAM

2 TEMMUZ 1993’te yaşanan Sivas katliamında hayatını kaybeden şair Metin Altıok’un kızı, CHP milletvekili Zeynep Altıok da Madımak katliamı ve sonrasında yaşanan dava sürecini gazetemize değerlendirdi. “Olağanüstü Hal rejiminin arkasındaki tek adam zihniyetinin kurmak istediği tekçi anlayış tüm yurttaşları tek din ve inanç çerçevesinde şekillendirmek isteyen bir anlayış” diyen Altıok, “O anlayış, Sivas’ta sadece Alevilere yönelik bir katliam değil, ‘Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak’ sloganlarıyla yola çıkmış bir karşı devrim provası yaptı. O gün o sloganlarla laiklik hedef alındı, Sünni, radikal İslam Cumhuriyeti için özlenen değişim o gün ciddi bir şekilde vücut buldu. Daha önce hayaldi ama kıvılcımı o gün çakıldı. Sivas’tan bugüne adaletsiz kalanların hesabı sorulsaydı, adalet için adımlar atılsaydı belki de Türkiye bugün buralarda olmayacaktı” ifadelerini kullandı.

Sanık avukatlarının neredeyse tamamının AKP’nin üst düzey bürokratları tarafından ödüllendirildiği belirten Altıok, “O sürecin yarattığı kadrolaşma baskıcı rejime evrildi ve insanların adalet için sokağa çıktığı bir döneme dönüştü” dedi. “24 yıllık adaletsizliğin sonunda bir ‘Adalet Yürüyüşü’nde 2 Temmuz’u karşılayacağız” diyen Altıok, ‘Adalet Yürüyüşü’nün önemine de dikkat çekti: “İlk defa Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde umutlu bir şeyle karşı karşıyayız. Binlerce insan 40 derece sıcakta, sadece kendi mağduriyetini için değil, herkes adına eşitlik ve adalet talep ettiği için sokağa döküldü. O yüzden çok anlamlı ve umut verici buluyorum.”

‘BAKAN DA YÜRÜSÜN, İNSANLIK DERSİ ALSIN’

Altıok, Sivas Katliamı sanık avukatlarından olan ve şimdilerde Gümrük ve Ticaret Bakanı olan Bülent Tüfenkçi’nin “Yollar, teröristler yürüsün diye yapılmadı” sözlerine de tepki gösterdi: “Birincisi yol yapmak ödül değil, görevdir. Yapılan yollar da tüm vatandaşlar için yapılır. İkincisi adalet arayışı için insanların sokağa döküldüğü bu günlerde Bakan, gözünü her türlü adaletsizliğe, hukuksuzluğa kapatmış. Birilerinin gözüne girmeye ve yer tutmaya çalışıyor. Bence Bakan da gelsin bizimle yürüsün, biraz insanlık dersi alır.”

‘ÖLDÜREN VAHŞİLERİ SAVUNAN BİR ANLAYIŞ VAR’

Akit gazetesinin sanıkları ‘mağdur’ gösteren haberlerini de yorumlayan Altıok, “Bu sanıkları serbest bırakmak istiyorlar ve bırakacaklar gibi de duruyor. Orada öldürülen insanların değil, öldüren vahşilerin hakkını savunan bir iktidarla ve böyle bir iktidarın devlet anlayışıyla karşı karşıyayız. Yeni Akit’in bunu yapmasına şaşırmıyorum. Sadece biz vaktiyle ‘Acıların zaman aşımı olmaz’ demiştik. Herhalde bunun da idrakında değiller. Ölmüş insanlarla açık görüş de gerçekleşmiyor. Babasız kalanların, babalarını görebilecekleri bir açık görüş eğer vaat edebiliyorlarsa biz eşitlikçi anlayışın yanında oluruz her zaman.” ifadelerini kullandı.  Dava sürecini yakından takip etmeye devam edeceklerini de sözlerine ekleyen Altıok, “Biz sadece bu davanın değil tüm adaletsizliklerin, hukuksuzlukların, haksızlıkların takipçisi olacağız. ‘Senin katliamın, benim katliamım’ demeden, acıları yarıştırmadan adalet talep etmeye devam edeceğiz” dedi.

ÇİMEN: YANDIĞIMIZ İÇİN ÖZÜR DİLER DURUMA GELDİK!

MADIMAK’ta katledilen ozan Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen de “Yıllardır haksızlık adaletsizlik karşısında mücadele veriyoruz. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zamanaşımı diye bir şey olabilir mi ya?” diyerek Madımak davasında yaşanan hukuksuzluklara tepki gösterdi. “Öyle bir mağdur bir kültürü oluşturdular ki yandığımız için özür diler duruma geldik” diyen Çimen şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz günlerde Akit gazetesinde ‘24 yıldır mazlum insanlar babasız bayram kutluyorlar’ diye bir haber okudum. 24 yıl evvel bizim babalarımızı, analarımızı yakarak öldürdüler, hiçbir şeyimiz kalmadı. O haberi görünce bir ara söylediğim bir söz geldi aklıma, ‘Yandığımız için özür dileriz, kusura bakmayın.’ Öyle mağdur bir kültür oluşturdular ki yandığımız için özür diler duruma geldik. Bu ülkede gerçek sorumluların yargılandığı, devlet görevlilerin yargılandığı bir tarih hatırlıyor musunuz? Yok. Onun için de insanlar işi gücü bıraktı yürüyorlar. Düşünün bu ülkede avukatlar bile ‘Adalet Nöbeti’ne başlamışsa bugün hangi adaletten bahsedeceğiz”

BİNLER YİNE MADIMAK ÖNÜNDE OLACAK

2 TEMMUZ 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde yaşanan ve 33 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın için binler yine katliamın yaşandığı yerde, Madımak Oteli önünde olacak.  Anma saat 12.00’de gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz gün yapılan basın açıklamasında anma programını açıklayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Turgay Özkan 2 Temmuz günü Pir Sultan heykelini yerlerde sürükleyenlerin bugün KHK ve OHAL zulmü ile emekçileri işlerinden ettiğini, aynı karanlık zihniyetin sokaklarda gençleri katletmeye devam ettiğini söyledi. Madımak Oteli önündeki anma dışında yine yurdun bir çok yerinde katliam lanetlenecek, hayatını kaybedenler anılacak.

(Cansu Pişkin / Evrensel)