Kibar Faşo!

Kibar Faşo!


05 Mayıs 2017 04:59

Aydınlık Gazetesi Yazarı Sebahattin Önkibar, CHP’nin AKP karşısında tam değil yarım bir parti olduğu eleştirisini getirdi. Önkibar bu eleştirisini ise Kılıçdaroğlu’nun Alevi olmasına dayandırdı. Bu durum da Aleviler tarafından tepkiyle karşılandı.

Önkibar yazısında “Olması gereken ise CHP’yi yeniden vatanseverlik ekseninde dizayn etmek ve buçuktan tam parti olmaktır. Bunun olmazsa olmaz yolu Alevi kökenli Kılıçdaroğlu’nun gidip bütün Türkiye’yi kucaklayacak bir ismin lider olmasıdır. Hep söylüyorum Aleviler Anadolu’yu Türkleştirip vatan yapanlardır lakin realite ortada!” demektedir.

Sebahattin Önkibar’ın Alevilik algısı tek başına kendisine mahsus bir durum değildir. Türkiye’de Türk ve Sünni olmayan her farklı etnik ve inançsal kimliğe karşı yürütülen bir algının dışa vurumudur.

Burada eleştirilmesi gereken görüşün başında gelen Önkibar’ın Alevilere yüklediği misyondur. Yazıda yer alan “Hep söylüyorum Aleviler Anadolu’yu Türkleştirip vatan yapanlardır” söylemini en başta eleştirmek gerekiyor.

Alevilik inancı içerisinde misyonerlik yoktur. Yani Alevi inancı bir gün bütün dünyayı Alevi yapacağız hedefinde değildir, tam tersine Alevi olmak isteyen birisine bile “Hele dur bakayım” diyen bir inançtır. Alevilik açısından misyonerliği reddeden bir inancın etnik olarak misyonerlik yapması ise saçmalığın daniskasıdır.

Aleviliğin Türklerin Orta Asya’dan getirdiği bir inanç olduğuna yönelik kurgu, 1980 sonrasında oluşturulmuş bir devlet politikasının ürünüdür. Amaç ise Alevilerin diğer uluslarla özellikle de Kürtlerle bağını koparmaya yöneliktir. Amaç sol-sosyalist politik eğilim içerisinde olan Alevi çoğunluğu Türk İslamcı çizgiye çekmek, Alevi hassasiyeti yüksek olan Kürtleri ise Kürtlükten uzaklaştırmaktır.

Alevinin Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü, Arnavut’u hatta şimdilerde İsraillisi, Alman’ı, İngiliz’i dahi bulunmaktadır. Aleviliğin dolayısıyla da Alevilerin amacı etnik kimlik üzerine bir devşirme yapmak değildir. Hele de 72 millete aynı nazarla bakan bir inancın böyle bir misyon içerisinde olduğunu söylemek cahillikten öte bir şey değildir.

Kılıçdaroğlu’nun kucaklayıcı, kapsayıcı olamayışını onun Aleviliğiyle açıklamak özellikle de Ulusalcı, Kemalistlere nüfuz eden Türk-İslamcı politikaların bir sonucudur.

Oysa Kılıçdaroğlu’nun kucaklayıcı ve kapsayıcı olamayışının nedeni yürüttüğü politikalarla alakalıdır. Öyle olsaydı Türk ve Sünni olan Deniz Baykal daha kucaklayıcı, kapsayıcı olurdu ama biliyoruz ki CHP Deniz Baykal döneminde daha az oy alıyordu ve daha az kapsayıcıydı.

Kılıçdaroğlu’yu eleştirmemiz gereken yer demokratik ve laik değerlere sahip çıkmayışı olmalıdır.

Kılıçdaroğlu’nun yanlışlığı, Anayasa’ya aykırı olduğunu söylediği halde 6 milyon oy alan bir partinin eş genel başkanlarının ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına onay vermesidir. Referandum sürecince CHP Milletvekillerine HDP’li vekillerle yan yana gelme yasağı getirmesidir. Laikliğe aykırı olduğu tartışmasız olan Diyanet İşleri Başkanlığına sahip çıkmasıdır, laikliğe aykırı olan imam hatip liselerine sahip çıkmasıdır.

Kılıçdaroğlu’nun yanlışlığı; “kontrollü darbe” dediği halde Yenikapı’ya gitmesi ve asla gitmem dediği Saray’a gitmesidir.

Kılıçdaroğlu’nun yanlışlığı; CHP’yi demokratik ve laik değerlerle buluşturamamasıdır. Kılıçdaroğlu’nun yanlışlığı; siyasetini Türk ve Sünni çoğunluğun ve Tayyip Erdoğan’ın  “Acaba ne derler” kaygısıyla ve korkusuyla yapmasıdır.  Partisi içerisinde demokratik değerleri savunanlara “Kapıya koyarım” demesidir.

Bir Alevi siyasetçinin Aleviliğinin kucaklayıcı kapsayıcı olmasına engel olmayacağının en net örneği HDP içerisinde siyaset yapan biz Alevi siyasetçilerdir. Biz ki Alevi kimliğimizle siyaset yaptığımız HDP’de geçmişte BDP’de Şafi Kürtlerin gönül rahatlığıyla oylarını alabilmiş kişileriz.

Gülten Kışanak ki cemevinde semah dönüp Diyarbakır’da belediye başkanı olmuş Alevi bir kadındır.

Alevilik eksiklik değildir, eksiklik sizin o örümcek faşo kafanızdadır.

https://www.evrensel.net/yazi/79014/kibar-faso

Yorumlar

yorumlar