Kendini yasaklayan cumhuriyet

Kendini yasaklayan cumhuriyet

Cumhuriyet kutlamalarını yasaklayan bizzat yasakçı bir zihniyete sahip olarak kurulan ve 89 yıldır demokratikleşemeyen Cumhuriyetin ta kendisidir. En son söyleyeceğimi baştan söyleyip gerisini öyle getireyim. Bu yıl 29 ekim Cumhuriyet Bayramı ‘yasak’ tartışmalarıyla geçti.

Bu yasakçılık bizzat Cumhuriyetin oluşturduğu zihniyettir. Kuruluşundan beri ‘Türk ve Sünni’ olmayanı ötekileştiren, yasaklayan ve asimile etmeyi amaçlayan, asimile edemediğine ise ‘terket’ diyen bu Erkek Cumhuriyetidir. Kuruluşundan beri yasakçılığı kendisine ideoloji olarak benimseyen, kurum ve kuruluşlarını, organlarını bu şekilde oluşturan, okulularında, askeriyesinde ‘yasak’larla yürüyen bu Cumhuriyettir. Milletin dilini, dinini, etnik ve inancsal kimliğini yasaklayarak kurulan bu Cumhuriyettir. Tüm organlarını yasakçı anlayışlarla oluşturan bu Cumhuriyet gün gelip, yasakladıklarının eline geçince bu sefer de kendisini yasaklattı. Bu günün Başbakanını hapse atanlar bu Cumhuriyet için atmışlardı, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyenler bu Cumhuriyet için engellemişlerdi. Şimdi bu Cumhuriyet onların yasakçı Cumhuriyeti oldu ve döndü geldi bu sefer de bu yasakçılar kendilerini yasaklayanları yasaklamaya başladılar. Zihniyet aynı zihniyet, zihniyet yasakçı zihniyet. Ha onlar ha bunlar.

Biz Halifeliğin, Padişahlığın, Krallığın meraklısı ve savunucusu değiliz, ama :demokratik olmayan bir Cumhuriyete bekçilik yapacak, sigortası olacak kadar da enayi değiliz. Kimse kusura bakmasın, yıllarca biz Alevilere ‘siz Cumhuriyetin bekçisisiniz, sigortasısınız’ dediler. Ne oldu bekçi olmaktan öteye gidemedik.

89 yıldır şeriat korkusuyla, şimdilerde de buna ilaveten AKP karşıtlığı üzerinden demokratik olmayan yasakçı bir Cumhuriyeti savunmak da bana enayilik olarak geliyor.

Niye, biz üvey evlat mıydık?  Neden bizim ibadethanelerimiz yasaklandı, inanç önderlerimiz üfürükçülerle bir tutuldu.

Cumhuriyetimizin tüm dini yapılanması Sünnilik üzerine kuruldu. (Sünnilerin de tek tipleştirilmeye çalışıldığını, kendileri gibi inanmayan sünnilere de yaşama şansı tanınmadığını da not düşüp haksızlık etmeyelim) Tek tip ‘Türk Sünniliği’ yaratıldı. Dünyada başka bir örneği olmayan ve adına ‘Türk Laikliği’ dedikleri çakma bir laiklik bize yüce bir değer olarak sunuldu. Sonra da bize Türkiye Laiktir, laik kalacak diye çakma bir slogan ezberlettirildi. Siz bekçisiniz denildi. Bekçiliğini yapmazsanız şeriat gelir haaa…

Giden gitti gelen geldi hep olan bize oldu.  Alevilere, Kürtlere, Ermenilere, Süryanilere, Ezidilere, Çerkezlere, Çingenelere, Ateistlere, Sosyalistlere, emekçilere oldu. Dün de yasaktık bugün de yasağız. Dün de ucubeydik bugün de ucubeyiz.  Çünkü Cumhuriyet aynı Cumhuriyet, yasakçı Cumhuriyet. Kah onların elinde kah bunların elinde. AKP gider MKP gelir ama yasakçı Cumhuriyet, Demokratik Cumhuriyet olmadığı sürece bizim için değişen bişey olmaz.

Aslolan Cumhuriyet değil demokrasidir

Hilafeti, ümmetçiliği, padişahlığı, krallığı savunacak değiliz. Özlemimiz de hedefimiz de bunlar değildir. Bir arada yaşamamızı sağlayacak olan da bunlar değildir. Ama demokrasiden yoksun bir Cumhuriyet de bizim savunacağımız, kutsayacağımız bir yönetim, bizim için çare değildir. Keramet Cumhuriyette olsaydı İran Cumhuriyetine de Türkiye Cumhuriyetine de söyleyecek sözümüz olamazdı. Ama bir arada bir birimizi yok etmeden, dönüştürmeden, kovmadan kardeşçe yaşamamızı sağlayacak olan demokrasidir. Keramet Cumhuriyet de olsaydı bunca sorunu yaşar mıydık. Umarım bu yasaklar akılları başlara getirir de Cumhuriyetin bekçileri kendilerini bile yasaklayan yasakçı bir Cumhuriyetin değil her türlü yasağı, insan hak ve özgürlüklerini, insanların ana dilini, inancını, ibadethanesini yasaklamayı reddeden Demokratik Cumhuriyetin savunucusu olurlar.