Kenanoğlu; 24 Haziran’da Cesaret kazanacak, biz’ler kazanacağız!

Ali Kenanoğlu, Anadolunun sesi Tokat gazetesi röportajı

Öncelikle gazetemizi ziyaretiniz dolayısıyla teşekkür ediyoruz. Hoşgeldiniz. Malum Türkiye’de gündem çok hızlı değişiyor, biz anda seçim gündemiyle karşı karşıya kaldık. Siz bu erken seçim kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • Öncelikle yeni yeriniz hayırlı olsun, çok güç koşullar altında gazetecilik yapmaya çalıştığınızı biliyorum. Özellikle bu ortamlarda yani İktidar baskısının yoğun olduğu dönemlerde kraldan çok kralcı diye tabir edilen kesimler ortaya çıkar ve iktidar baskısından daha çok etkileyen bir mahalle baskısıyla demokrasi mücadelesi verenleri hedef alırlar. Sizin de bu tür mahalle baskılarından nasibinizi aldığınızı biliyorum. Hızır Hubyar sabır ve direnme gücü versin.

 Evet biz bu seçimi erken seçim değil panik seçim olarak tanımlıyoruz.  Eğer bu seçim bu yıl içinde Ağustos ve sonrası bir tarihte yapılacak olsaydı buna erken seçim diyebilirdik ama bu seçim ilan edildiği tarih itibariyle yapılabilecek en yakın tarihtir. Zaten teknik olarak bu tarihten  daha önce de yapılması mümkün değildi.

 

AKP ve Onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortağı MHP panik halde bu kararı almışlardır.

İktidar olan ve her istediğini yapan bir parti neyden paniklemiş olabilir ki, sizce neyin paniğidir bu?

  • Paniğin ne olduğunu ülke gündemini az çok takip edenler iyi anlamaktadır. Bu panik; ülkenin en başta ekonomisinin kontrol edilemez bir şekilde dibe doğru inişte olduğudur. AKP seçmenini AKP’den kopartacak en belirgin durum budur. Türk Lirasının Dolar ve Euro karşısındaki düşüşü ve bu düşüşe bağlı olarak vatandaşın cebindeki paranın erimesi iktidarı en çok korkutan gerçektir.

 Nasıl olsa hak, özgürlük, adalet, vicdan, demokrasi gibi kavramlar, yaratılan tek sesli medya sayesinde ve atanamayıp işsiz kalan, ihalelerden mahrum olan sanatçılar sayesinde oluşturulan bir algıyla yürütülmektedir. Vatan, Millet, Bayrak edebiyatı da zaten Türkiye gibi ülkelerde her zaman çirkinliklerin, çirkefliklerin, haksızlıkların, hırsızlıkların üzerini örterek toplumu oluşturulan algılar üzerinden yönetmeye yetmiştir.

Ekonomideki çöküntünün yanı sıra, Suriye bataklığında murad edilen pozitif kazanımların elde edilemediği, hatta Suriye’nin iyicene cadı kazanına döndüğü bir süreçte orada ne yaşanacağının bilinmezliği de bu paniğin tetikleyici unsurlarındandır.

 AKP ve Ortağı MHP nin desteğinin giderek azalması, ekonomik ve başta Avrupa olmak üzere dış ülkelerle kötü giden ilişkiler ve bunun bu yaz turizme olacak olan olumsuz etkisi gibi bir çok etmeni sayabiliriz.

Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimlerini yerel seçimlerden önce yapma isteğinin etkisi de olabilir mi?

  • Siyaseti okuyan ve AKP’yi az çok takip eden birisinin 2019 Mart ayı Belediye seçimlerinden önce erken bir genel seçim yapılacağını biliyordu. Çünkü yapılacak ilk yerel seçimlerde batıda bir çok belediyeyi kaybedeceğine kesin gözüyle bakılırken, DBP’nin aldığı ama kayyım yoluyla el konulan toplam 97 belediyeyi de AKP’nin kaybedileceği kesindi.

Belediyenin gerek propaganda gücü gerekse de seçimlerde birer mali destek gücü olduğunu hepimiz bilmekteyiz. O nedenle AKP ve Tayyip Erdoğan, belediyeler elindeyken belediyelerin imkanlarını da kullanarak gideceği bir genel ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin kendisi açısından avantaj olduğunu bilmektedir.

 

OHAL koşullarında yapılacak olan bir seçimden ne bekliyorsunuz?

  • Türkiye Cumhuriyeti artık AKP iktidarı tarafından normal koşullarda yönetilemez hale gelmiştir. Normal koşulların olduğu bir Türkiye’de böyle bir iktidarın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. O yüzden iki yıldır “Olağanüstü Hal (OHAL)” yaşıyoruz. Artık OHAL, AKP’nin yönetim biçimi, yönetim modeli olmuştur. Çünkü OHAL koşulları kalktığı takdirde AKP de iktidarda kalmayacaktır.

Seçimlere dahi OHAL koşullarında gidilmesinin nedeni de budur. Çünkü OHAL olmadan ülkeyi yönetemeyenler, OHAL olmadan seçim de kazanamayacaklarını biliyorlar. Ancak bütün bu OHAL koşullarının bile kendilerine seçim kazandırmadığını 16 Nisan referandumunda gördüler. Artık AKP iktidarını OHAL bile kurtaramaz durumda. Mühürsüz pusulaların kabulü ile sonucun değişmesi arkasından beklenen protestoların özellikle Ana muhalefet partisinin “kan dökülür” tehditleri ile durdurulduğunu kulislerden öğreniyoruz.

Bu sefer sandık hilelerine karşı ne yapılmalı sizce

  • Bizim gibi ortadoğu ülkelerinde hilenin her seçimde yapıldığını ve her seçim döneminde bu tür hilelerin haber olduğunu biliriz. Ancak AKP iktidarında bu hileleler yaslarla güvence altına alınmıştır. Mühürsüz pusulalar ve sandık taşıma yetkisi gibi bir çok yeni seçim yasası bu hileye açık girişimleri yasal güvence altına almış durumda

Ancak durum bu diye pes edecek halimiz yok. Bizim HDP olarak diğer tüm muhalefet partilerine önerimiz madem seçimlerde ittifak yapamadık bari bu “seçim güvenliği” konusunda ittifak yapmak ve seçime giren veya giremeyen tüm muhalif partilerle ve demokratik kitle örgütleriyle “seçim güvenliği ortaklığı” oluşturmaktır.

Peki bunun için bir girişiminiz var mı?

  • Evet, aslında Demokrasi için birlik hareketi ve bunlar gibi bir çok sivil platform muhalefet partilerini ve DKÖ’ leri bir araya getirmek için uğraş veriyor. Biz de HDP olarak bu platformlara katılıyor ve o kanallardan bu seçim güvenliği ortaklığını zorluyoruz. Bu konuya ilişkin toplantılar ve çalışmalar sürüyor.

Seçimlerde aday mısınız?

  • Ben HDP’den 7 Haziran’da Milletvekili seçildim ve 1 Kasım’da 519 oyla parlamento dışı kaldım. Kısa bir dönem de olsa milletvekilliği koltuğuna otutup o atmosferi ve o duyguyu yaşadım. Tabi hedeflediğim bir çok mesele vardı, özellikle içerisinden geldiğim Alevi toplumuna yönelik bir çok çalışma planım vardı. Bunları gerçekleştiremedik ve adeta Milletvekilliğimiz gasp edildi. Şimdi gasp edilen bu hakkımı geri almak için tekrar yola çıkacağım. Niyetim aday olarak yarışa girmek ancak buna öncelikle partimizin ilgili kurumları karar verecek ve öylelikle adaylaşabileceğiz.

HDP’nin baraj sorunu var mı?

  • HDP hiçbir zaman 1 Kasım oyunun altına düşmedi. Yaratılan algı nedeniyle insanlar bunu gerçekçi görmeyebiliyorlar ancak gerçek olan şu ki; HDP seçmeninin gidebileceği, HDP’nin ilkelerini taşıyan başka bir parti daha yok. 1 Kasım’da aldığımız oylar HDP’nin kemik oylarıdır. Biliyorsunuz ben aynı azmanda HDP’nin Merkez Yönetim Kurulundayım, her düzenli olarak bir de anketler yaptırıyoruz. Elimizde başka partilerin yaptırdığı ve kamuoyuna açıklanmamış anketleri de var. Bizim esas aldığımız anketler zaten kamuoyuna açıklanmayan anketleridir. Kamuoyuna açıklanan anketlerde bilerek bir algı oluşturmak için HDP’nin oyu düşük gösteriliyor. Bizim oyumuz anketlerde 10 – 13 arasında değişmektedir.

Bir de HDP’nin Parti Meclisinde dört Tokatlı var demiştiniz

  • HDP’yi hiç tanımayanlar ve yaratılan algı üzerinden hareket edenler doğrudan Kürt Partisi tanımı yapıyor. Evet HDP Kürt partisi değildir ama Kürtlerin de partisidir. HDP Alevi partisi değildir ama Alevilerin de partisidir. Aynı şekilde Kadınların, İşçilerin, Emekçilerin, Ekolojik yaşam savunucularının partisidir.

 7 Haziran’da iki Tokatlı Milletvekilimiz vardı, birisi ben diğeri ise Adana Milletvekilimiz Dr. Rıdvan Turan idi. Şimdi de Parti meclisimizde ikimizle birlike toplam dört yoldaş Tokatlı’yız. Ayrıca Parti Meclisimizde onbeş civarında Karadenizli yoldaşımız var. Tayyip Erdoğan’ın köylüsü yoldaşımız dahi var.

 

24 Haziran’a ilişkin son olarak ne demek istersiniz

  • Koşulların ve sürecin muhalefetin aleyhinde olduğunun farkındayız. Seçimlerde belirleyici olan medyanın satın alındığı, satın alınamayanların kapatıldığı, sosyal medyanın ise gözaltı ve tutuklamalarla baskılandığı bir ortamda seçime gideceğiz. 

Ancak şunu bilelim ki bütün bu koşullarda boyun eğmeden bu günlere geldiğimiz için AKP paniklemiş durumdadır. Bizler hâlâ inandığımız değerler için mücadele vermeye devam ettiğimiz için kendilerini kazanmış sayamıyorlar. 2019’a kadar dayanacak gücü kalmayan AKP- MHP ortaklığı bizim dik duruşumuz ve mücadele azmimiz sayesinde yıkılma evresindedir. Panik boşuna değildir, paniklemeleri sebepsiz değildir.
Bugüne kadar teslim olmadan, boyun eğmeden getirdiğimiz mücadeleye 24 Haziran’da bir omuz verilmesi halinde bunların yerle yeksan olacakları açıktır. Bunlar ki düştükleri yerde enkaz haline gelecek bir beton yığınıdır. Biz beton yığınlarını silip süpürüp bu ülkeyi doğal renkleriyle güzelleştirecek yarınların yakın olduğuna inananlardanız. 

Umutsuzluğa yer yok, pes etmek yok. 24 Haziran’da Umut kazanacak, adalet kazanacak, Vicdan kazanacak, cesaret kazanacak, Biz’ler kazanacağız ama mutlaka kazanacağız!