Kanal İstanbul Projesi, AKP’nin Rant Ve Beka Projesidir.

HDP Milletvekili Ali KENANOĞLU, HDP Grubu adına Genel Kurulda yaptığı konuşmada; Kanalın yapımı, işletim maliyeti ve geri ödeme süresindeki dengesizlikler nedeniyle telafisi imkânsız sorunlar doğuracağı, bu itirazların dikkate alınması ve bunlar üzerinden bu projenin mutlaka ama mutlaka tümüyle iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuya ilişkin tutanak metni ve konuşma videosu aşağıdadır.


HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, bu hususu belirttikten sonra, İstanbul Milletvekili olarak İstanbul’da yapılmaya çalışılan Kanal İstanbul Projesi’yle ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Bir kere şunu biliyoruz: Demokratik ülkelerde bu tür projeler böyle “Siz ne derseniz deyin biz bunu yapacağız.” bir inatla, bir hırsla, bir nefretle, bir öfkeyle ifade edilmez. Hükûmet, iktidar eğer bu projenin doğruluğuna inanıyorsa ya da herhangi bir projenin doğruluğuna inanıyorsa bu projenin gerekçelerini, neden gerekli olduğunu, nasıl faydalı olduğunu detaylıca, üslubuna, adabına, devlet yönetiminin getirdiği sorumluluğa uygun bir şekilde açıklar ve buradan halkı ikna etmeye çalışır ve muhalefetin sunmuş olduğu birtakım itirazları da buradan boşa çıkarmaya çalışır ya da bu konudaki itirazların yersizliği üzerinden halkı ikna etmeye çalışır, insanları ikna etmeye çalışır. Fakat bizde nasıl oluyor bu? Tam da işte dediğimiz o güç zehirlenmesinin, iktidarı tekelinde bulundurmanın, devletin bütün aygıtlarını kendi elinde toplamanın getirdiği bir durumla “Ben yaparım. Siz ne derseniz deyin biz bunu gerçekleştireceğiz.” şeklinde bir siyasetle ortaya konuluyor. Bu, şunu gösteriyor: Aslında, AKP iktidarı, mevcut iktidar bir kutuplaştırma ve kamplaştırma siyaseti üzerinden kendisini var edebiliyor. Dolayısıyla, halkı özellikle belirli konularda kutuplaştırmayı, kamplaştırmayı, belirli kesimlere ayırmayı kendi iktidarının devamı açısından elzem olarak görüyor. Şimdi, biliyoruz ki bir taraftan da AKP iktidarı, bu savundukları, aslında tam olarak oturduğu, sistem değişti denilen sistem de artık yürümez hâlde, yani yeni olmasına rağmen yürümez hâlde ve bu sistemin de bu şekilde devam etmesi, iktidarın da bu şekilde devam etmesinin olanakları gözükmüyor normal koşullarda. Buradan kaynaklı olarak, özellikle kendilerinin besledikleri kimi inşaat şirketlerine ki özellikle o 5’li bir çete var, biliyorsunuz, halka da zaman küfür eden, hakaret eden, söylemleri basına yansıyan. Bu çetenin, bu yandaşların ve onların beslediği kimi toplumsal kesimlerin ya da yandaşların, vakıfların, derneklerin desteklenmesi gerekiyor ki bu pasta gösterilerek, bu bir arada tutma siyaseti yürüyebilsin, aksi takdirde, şu anda bu iktidarı normal koşullarda sürdürebilmenin imkânı olmadığını kendileri de görüyorlar. Bu anlamıyla bir rant siyaseti üzerinden Kanal İstanbul Projesi ele alınıyor. Tabii, buraya yönelik bizlerin, çevre örgütlerinin, ekoloji örgütlerinin, ekonomistlerin itirazları var ve bu itirazlar öyle yabana atılır şekilde itirazlar değildir ve mutlaka bunların kayda değer bir şekilde değerlendirilmesi ve bu anlamda projenin ele alınması gerekiyor. Bunlardan bir kısmını özetlemeye çalışayım.

    Özellikle Karadeniz’in soğuk ve tatlı suyuyla Akdeniz’in Marmara’ya, oradan da Karadeniz’e varan sıcak ve tuzlu suyunun birleşmiş olması, denizlerin tuz, su ve yaşam dengesini altüst edeceğini söylüyor bilim insanları. Marmara Denizi’nin alt sularındaki oksijen tükenirken alt tabandaki hidrojen sülfür yoğunluğu uçacak, bütün İstanbul’u yani çürük yumurta kokacak bir kokuya terk etme ihtimalinin yüksekliğinden bahsediyor bilim insanları. Yer altı su depolarının açık kanallardan gelen deniz suyuyla dolma ihtimalinin yüksekliğinden bahsediyorlar. Karadeniz’e kıyısı olan bütün ülkelerin de doğasını etkileyecek bir etkileşim olacağı ifade ediliyor.

    Projeyle yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğünde doğal ormanın yok edilmesi söz konusu olacaktır. Orman bildiğiniz gibi bir ekosistemdir ve ağaç dikmekle orman oluşmuyor, bu ekosistem bütünlüğü içerisinde bunu sağlayamıyorsunuz.
Proje, kentte ve bölgede geri dönüşümü imkânsız ekonomik hasarlara sebebiyet verecek. Proje, kentin üst ölçekli planına sonradan işlenmiştir ve plan ana kararlarıyla çelişmektedir. Proje güzergâhında 3 aktif fay hattı bulunmakta, deprem ve tsunami riski içermektedir. Projeyle tüm nüfusta istihdam dengesi altüst olacaktır.

    Kanal nedeniyle heyelan, toprak kaymaları ve sıvılaşma tehlikesi yüksektir. Geçimini tarımdan, hayvancılıktan sağlayan yöre halkı yaşam güvencesini kaybedecektir; çoğunun topraklarına kamulaştırma, el konma nedeniyle bu insanlar bu topraklarda işçi olarak çalışmak durumunda kalacaklar. Kendilerini istihdam ettikleri hâlde, şu anda ülkenin tarımına, hayvancılığına katkı sundukları hâlde bunların hepsi birer işçiye dönüşecek ki birçok yörede, bölgede, projelerde biz bunlara tanık olduk.

    Kanalın yapımı, işletim maliyeti ve geri ödeme süresindeki dengesizlikler nedeniyle telafisi imkânsız sorunlar doğuracağı gözüküyor arkadaşlar. Bu anlamıyla, bu itirazların dikkate alınması ve bunlar üzerinden bu projenin mutlaka ve mutlaka tümüyle iptal edilmesi gerektiği elzemdir değerli arkadaşlar.