Balıkesir İvrindi’deki Maden Arama Faaliyetlerine Son Verilsin

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Mv. ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Ali Kenanoğlu, TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Balıkesir ilinin İvrindi ilçesinde yürütülen maden arama faaliyetinin ekosisteme vereceği zararlar göz önünde bulundurularak araştırılması ve maden arama faaliyetlerinin durdurulması talebiyle TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi sunmuştur. 

Araştırma önergesinde, Kenanoğlu, devam etmekte olan maden arama faaliyetlerinin bölge ekosistemi açısından ciddi riskleri barındırdığına ve Maden Atıkları Yönetmeliği’ne uyulmadığına dikkat çekmiştir. 

Maden arama faaliyetleri sırasında siyanürlü linç etme yönteminin kullanıldığını belirten Kenanoğlu, 2000 yılında Romanya’da yaşanan maden faciasını örnek göstererek, bölgenin karşı karşıya kaldığı riskin boyutunu vurgulamıştır. 



 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Balıkesir ilinin İvrindi ilçesinde 1.deprem bölgesi alanında açılan altın madeninin bölge ekosisteminde yol açacağı tahribat, insan sağlığına ve tarım alanlarına vereceği zararın araştırılması konusunda Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması başlatılmasının gereğini arz ve teklif ederim.

 

Ali KENANOĞLU

İstanbul Milletvekili

GEREKÇE

Balıkesir ilinin sınırları içerisinde muhtelif yerlerde maden faaliyetleri yürütülmektedir. Bunlar arasında başta gelen, İvrindi ilçesinde faaliyet gösteren TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından altın madeni aramak için hedef seçilen havza 1.deprem bölgesinde ve tarım alanları içerisinde yer almaktadır. Bahsi geçen maden havzası, ayrıca, köylülerin yazın yaşam alanı olarak kullandıkları ve tarım faaliyetlerini yürüttükleri bölgelere son derece yakın bir konumda faaliyet göstermektedir.

Öncelikle, 4 adet ocak/çukur üzerinden cevher elde edilmesi planlanan bu maden sahasında açılacak çukurlar neticesinde pasa (atık toprak, taş kaya) tepeleri oluşturacaklardır. Pasa tepelerinin rüzgarla temas etmesi durumunda ise dereler, göller, tarımsal ürünlerinin zarar görmesi kaçınılmaz olacaktır.

Şirketçe Avrupa Kalkınma Bankası için hazırlanan raporda, açılan çukurların su temini olarak kullanılacağı belirtilmiş olmakla birlikte ÇED raporunda ise oluşan pasaların işlevi sona eren çukurlara doldurulacağı ifade edilmektedir. Maden Atıkları Yönetmeliği’nin 11.maddesinin 14.bendinde pasaların nasıl depolanacağı ve tahliye edileceği belirtilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin 20.maddesinin 1.bendinde kazı boşluklarının nasıl doldurulması gerektiği detaylarıyla anlatılmaktadır. Pasaların nasıl depolanacağı ve tahliye edileceği konusunda şirketin hazırlamış olduğu iki ayrı rapor arasındaki tutarsızlık yönetmeliğe uyulmadığına ve bu noktada bir hassasiyet geliştirilmediğine işaret etmektedir.

Pasaların vereceği zararlarla birlikte maden elde etme sürecinde şirketçe siyanürlü linç etme yöntemine başvurulacak olması bölge halkında siyanürün su kaynaklarına sızacağı yönünde kaygılar oluşturmaktadır. Yer üstü ve yer altı su kaynakları zengini olan bölgede, siyanür sızıntısının gerçekleşmesi, büyük çoğunluğu içme suyu ihtiyacını gidermek için doğal kaynak sularını tüketen bölge halkının sağlığında ciddi hasarlara yol açacaktır.

Siyanürün içme suyundaki ölüm sınır değeri 50 mg/L olarak ifade edilmektedir. Ayrıca 26 °C ve üstü değerlerde uçucu olan siyanür, maden elde edilme sürecinden sonra dikkatli bir şekilde korunmaz ve tahliye edilmez ise solunum ile bölgede yaşayan insanların kan dolaşımına sızabilecektir. 110 ppm ve üzeri oranlarda havaya karışması durumunda ise öldürücü olacaktır.

2000 yılında Romanya’da yaşanan maden faciası, yaşanması muhtemel faciaların faturasının boyutunu gözler önüne serecek cinstendir. Baia Mare şehrinde işletilen maden sahasının atık barajının aşırı yağış sonucunda taşmasıyla maden arama faaliyetleri sırasında kullanılan siyanür Tizsa Irmak’ı ve Tuna Nehri’ne karışarak etkisi ülke sınırları dışına varacak zararlara yol açmıştır. Felaketin ardından yapılan açıklamalar felaket sonucunda yüzlerce ton balığın hayatını kaybettiği ve felaketin etkilerinin ne kadar zamanda giderilebileceğinin öngörülemediği yönündeydi. Benzer bir felaketin Balıkesir’de yaşanması durumunda, bölgenin su zengini olması sebebiyle, alarm haritasının Balıkesir sınırlarının dışına taşması, tıpkı Romanya’da olduğu üzere, kaçınılmaz bir hal alacaktır.

Öte yandan, Romanya benzeri bir felaket olasılığı hesabının dışında, yine de İvrindi’deki madencilik faaliyeti üzerine yapılacak araştırmalar kötümser, ekosistemde ciddi tahribatlara yol açacağı ve insan sağlığı noktasında yıkıcı olacağı yönünde saptamalar sunacaktır. Sözgelimi, Burhaniye’de bulunan Düdüklü Suyu’nun kaynağı maden havza sahasında yer almaktadır. Olası bir siyanür sızıntısı durumunda içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü Düdüklü Suyu’ndan karşılayan bir kısım Burhaniyelinin sağlığı tehdit altında olacaktır. Bununla birlikte, bölge halkı tarımcılıkta kullanılan suyu da yine aynı kaynaktan tedarik etmektedir. Ve siyanür sızıntısının yaşanması durumunda bölgenin (geçimlik) tarımcılığı da risk altında olacaktır.

Halkların Demokratik Partisi grubu olarak bahsi geçen maden sahasının ekosistemde yol açacağı tahribatın meclis araştırma komisyonu kurularak araştırılmasını ve yaşanması muhtemel felaketler göz önünde bulundurulduğunda şirketin faaliyetlerinin durdurulmasını Balıkesir halkı ve doğası açısından hayati görüyoruz.