İstanbul’u Bekleyen Doğal Felaket Riskleri Araştırılmalıdır.

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Meclis’te HDP grubu adına yaptığı konuşmada; İstanbul’da yaşanan çökme ve heyelanların artması nedeniyle doğal felaketlerin getirebileceği risklerin araştırılması gerektiğini belirtti.

Konuya ilişkin tutanak metni ve konuşma videosu aşağıdadır.


HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İstanbul’da yaşanan çökme ve heyelanlar üzerine söz aldım parti grubumuz adına. Tabii, buna bir de depremi eklemek gerekiyor. Çünkü yaşadığımız şehir -Ben İstanbul Milletvekiliyim, orada yaşıyorum- 15 milyon nüfuslu bir şehir ve 15 milyon nüfus ciddi bir yoğunluk içerisindeki bir kentte yaşıyor ve burada oluşabilecek herhangi bir depremin, heyelanın, kaymanın ne tür büyük hasarlara yol açabileceğini, ne çok fazla insan yaşamına mal olabileceğini hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz. Kaldı ki bu konudaki raporlar, bilim insanlarının yayınlamış oldukları veriler de bunu gösteriyor.

Şimdi, şunu ifade etmek isteriz arkadaşlar: Bu önerge ciddiye alınmalıdır. Bu önergeye ret oyu verecekler büyük bir vebal altında kalacaklardır çünkü yaşanabilecek bir deprem, yaşanabilecek bir felaket, İstanbul açısından başka şehirlerle kıyaslanamayacak ölçülerde büyüktür. Bu konuda açıklanan veriler bellidir yani bir deprem esnasında 100 bin binanın yıkılabileceği ifade ediliyor ve 30 bin kişinin ölümle karşı karşıya kalabileceği… Tabii, bunların kat kat üstünde de yaralanmalar ve hasarlar oluşacak hem insanlarda hem binalarda. Dolayısıyla bu meselenin ciddiye alınıp, hakikaten partiler üstü bir mesele olarak alınıp araştırılması gerekiyor çünkü İstanbul, nüfusumuzun, ekonomimizin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Değerli arkadaşlar, tabii, bu sorunların hepsi, İstanbul’da toplanma, toparlanma, bu kadar nüfusun İstanbul’a yığılması, belli büyük kentlerde oluşturulması da güvenlikçi politikaların siyasetinin de bir sonucudur. Şimdi, köyler boşaltıldı, yaylalar yasaklandı, insanlar hayvancılık yapamaz hâle geldi ve buradan kaynaklı olarak da büyükşehirlere göç etmek durumunda kaldılar. Zannetmeyin ki sadece bu, Kürtlerin yaşadığı illerde oldu, benim memleketim olan Tokat’ta da aynı şeyle karşı karşıya kaldık. 80’li yıllarda benim köyüme yayla yasağı getirilmesiyle birlikte şu anda köyde oturan kimseyi bulamazsınız çünkü insanlar hayvancılıkla geçiniyorlardı ve hepsi göç etmek durumunda kaldı. Nereye? İstanbul’a. Şu anda İstanbul’da hepsi toplandılar. Ve büyükşehirlerde toplanmanın sonucunda da bu tür riskler oluşmuş durumda. 60’larda gecekondular vardı, “çarpık yapılaşma” diye ifade ediliyordu. Tabii ki ruhsatsız, kaçak yapılardı, tek katlı, bahçeli evlerdi. Şimdi geldiğimiz noktada, sanki farklı bir şey varmış gibi, artık tek katlı gecekondular değil, onlardan çok daha güvensiz bir şekilde çok katlı gökdelenler var. Artık bu çok katlı gökdelenler de kaçaktır yani.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Bu çok katlı gökdelenlerin de kimisi ruhsatsız kimisi imar planına uygun olmayan ya da kimisi açısından da imar planı değiştirilerek yapılmış çok katlı binalardır. Ve özellikle 80’ler, daha sonra 90’lı yıllarda inşaat sektörünün bir rant sektörü hâline dönüştürülmesi, yandaş besleme sektörü hâline dönüştürülmesiyle birlikte bu gökdelenler de yükselmeye başladı ve buradan kaynaklı olarak da yaşanılan riskler artmaya başladı. Bütün bu sorunların araştırılması gerekmektedir.

Bunu da ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)