İlkokul Öğrencilerinin Namaz İçin Camiye Götürülmesi İle İlgili Soru Önergemize Bakanlıktan Yanıt Geldi.

İstanbul Çekmeköy İlçe Müftülüğünce düzenlenen, “Yedi Yaşındayım, Namaza Başlıyorum” programı kapsamında 300 ilkokul öğrencisinin öğle namazı için camiye götürülmesi ile ilgili soru önergemize Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK’tan yanıt geldi.

Sorularımız ve gelen yanıt aşağıdaki gibidir.


 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıda belirtilen soruların Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK tarafından anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

 

 

 

 

İstanbul Çekmeköy İlçe Müftülüğü’nce düzenlenen, “Yedi Yaşındayım, Namaza Başlıyorum” programı kapsamında 300 ilkokul öğrencisi, velileri ile öğle namazı için camiye götürülmüştür.

İstanbul Fatih Sultan Mehmet Camii’nde düzenlenen etkinliğe 300 ilkokul öğrencisinin yanı sıra 500 de veli katılmıştır. Sabahın erken saatlerinde başlayan etkinliğin amacı, “Çocukları namaz kılmaya teşvik etmek” şeklinde açıklanmıştır.

Programa katılan çocuklara, üzerinde, “Gözümün Nuru Namaz” yazılı tişört ile tesbih hediye edilmiştir. Tişört ve tesbihin yanı sıra kız çocuklara başörtüsü, erkek çocuklara ise takke dağıtılmış, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hazırladığı, “Abdest ve Namaz Boyama Kitabı” da öğrencilere verilmiştir.

Uzman Psikologlar, çocukların fiziksel, sosyal ve duygusal olduğu kadar bilişsel olarak da yetişkinlerden farklı olduğunun altını çiziyorlar. Bilişsel gelişim olarak bakıldığında çocukların ortalama olarak 12 yaşından sonra soyut kavramları anlamaya ve içselleştirmeye başladıkları bilinmektedir. Din, ahlak gibi kavramlar soyut kavramlardır; tam da bu nedenle soyut kavramlarla ilgili eğitimlere en erken 12 yaşında başlanması gerektiğini belirtiyorlar.

7-12 yaş arasındaki çocukların somut olarak düşündüğünü belirten psikologlar, “Örneğin, deyimlerle ilgili resim yapmaları istendiğinde soyut anlamı kavrayamamakta ve somut olarak ne deniyorsa onunla ilgili çizimler yaptıklarını, (Etekleri zil çalmak: eteğin altına ziller konulması; tası tarağı toplamak: bir tas ve tarak resminin arasına ‘+’ işaretinin konması gibi ifadeleri kullandıklarını)” belirtmektedirler.

Yine, Din eğitiminde yalnızca bir dinin anlatılmaması ve aile ile okulda korkuya dayanan bir din eğitimi olmaması gerektiğini ifade eden psikologlar, “Korkutmaların olduğu eğitimlerden sonra çocuklarda kaygı oluştuğunu, davranışlarında yaşlarına göre gerileme olduğunu hatta kendine zarar verme davranışlarının meydana geldiğini görüyoruz. ‘Regl olmadan önce işlenen günahlar sayılmaz’ sözünü duyan bir çocuk, günah işlememek için intihar girişiminde bulunup, kendine zarar verebilir ya da hayatını kaybedebilir. Tüm bunların olmaması için verilen tüm eğitimlerde çocuğun gelişim basamakları dikkate alınmalıdır ve verilen eğitimler herhangi bir hak ihlaline zemin hazırlamamalıdır.” şeklinde açıklamalarda bulunmuşlardır.

Ayrıca, Pedagoglarında zaman zaman yaptıkları açıklamalarda, küçük yaştaki çocuğa verilen dini eğitimin, çocukta geri dönülemez zarara yol açacağına değinerek, 12 yaşından küçük çocuklara, dini kavramların anlatılmasının sakıncalı olduğunu belirtmektedirler.

T.C. Anayasanın 42. Maddesinde “…Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve İnkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” hükümlerine yer verilmiştir.

Anayasaya dayanılarak çıkarılan Milli Eğitim Temel Kanunu’nun I – Genel amaçlar: başlıklı 2. Maddesinin 1. Fıkrasında, Eğitimin amacının, … İnsan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek, olduğu belirtilmiştir.

Anılan maddenin 2. Fıkrasında ise, Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

Söz konusu Kanunun İkinci Bölümünün I – Genellik ve eşitlik: başlıklı 4. Maddesinde, – Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz, denilmiş ve IX. – Laiklik: başlıklı 12. Maddesinde de, Eğitiminde laiklik esas olduğu belirtilmiştir.

Bütün bunlar doğrultusunda;

  1. Çekmeköy İlçe Müftülüğünce düzenlenen bu etkinlik için İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerinden veya Bakanlığınızdan izin alınmış mıdır?
  2. Anayasanın ve Milli Eğitim Kanununun hangi maddesine dayanılarak ilkokul çocuklarına bu etkinlik düzenlenmiştir?
  3. Küçük yaştaki ilkokul öğrencilerinin Laiklik karşıtı böyle bir etkinliğe götürülmesine izin verenler hakkında bir işlem yapılacak mıdır?