ilk önergemiz; Altınoluk Cemevi yöneticisi Kemal Divrikli

15 Haziran’da yaşamını yitiren Altınoluk Cemevi yöneticisi Kemal Divrikli’nin cenaze törenine katılmasına izin verilmeyen oğlu, mahkum Doğan Divrikli ve ailesine yaşatılan ayrımcı tutumla ilgili olarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması istemiyle soru önergemizi verdik.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından Anayasa’nın 98. Maddesi ve Meclis İçtüzüğünün 96 ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Ali KENANOĞLU
İstanbul Milletvekili

Burhaniye F Tipi kapalı cezaevinde yatmakta olan mahkum Doğan Divrikli’nin Babası Kemal Divrikli geçirdiği trafik kazası sonucu önce komaya girmiş , ardından 15 Haziran 2015 tarihinde Hakka yürümüştür. Merhum Kemal Divrikli’nin naaşı 4 kişiye can vermek üzere organ nakli işlemi ve otopsinin ardından ilgili savcılıktan alınan “defnedilebilir” belgesi ile aileye teslim edilmiş, aile bu belge ile cezaevi savcısına izin için başvuruda bulunmuştur. İlk etapta savcı bu belgeyi kabul etmeyip hastaneden “ölüm belgesi” talep etmiş, bunun üzerine hastaneye gelen aile bireylerine hastane yönetimi, savcının verdiği defin belgesinin zaten halihazırda “ölüm belgesi” yerine geçtiğini bunun haricinde bir belge verilemeyeceğini ifade etmiştir.
Zaten oldukça acılı olan aile bireyleri bir de bu prosedürle yaklaşık 4 saat boyunca işlem takibine zorlanılmıştır. Uzun uğraşlar sonucu, cezaevi yönetimi bu belge ile Mahkum Doğan Divrikli’nin babasının cenazesine katılabileceği, cezaevi yönetimi tarafından aileye söylenmiş ve beklemeleri istenmiştir.
4 saat süren bir bekleyişin ardından, Doğan Divrikli asker nezaretinde Cemevine doğru yola çıkarılmıştır. Birkaç kilometre sonra cezaevi aracındaki yetkili asker, kendilerini takip eden aileyi durdurarak; Cemevine gidilemeyeceğini, orasının kendileri için güvenli olmadığını ve yalnızca mezarlığa gidilebileceğini aileye yazılı belge göstererek bildirmiştir.
Ailenin uzun süren itirazları sonucu ancak Cemevi Cemaati ve cenazeye gelen yakınlarının Cemevinden boşaltılması, naaşın bulunduğu yerde yalnızca anne, abla ve eşinin bulunabileceği ve Cemevinin tamamen insansızlaştırılması şartı ile Cemevine gidilebileceği söylenmiştir. Ailenin çaresizce kabul etmesinin ardından Cemevine doğru yola devam edilmiştir.

Mahkum Doğan Divrikli’yi taşıyan araç ve nezaretindeki askerler Cemevine gitmeden önce Cenazenin kaldırılacağı yer olan Balıkesir’in Edremit ilçesi Altınoluk mahallesindeki jandarma karakoluna götürülmüştür. Buradan bir minibüs ek destek ekip alınarak Cemevi kapısı yakınına gelinmiştir. Mahkum, Cemevi arkasında araçta bekletilirken, bir başka jandarma ekibi cenazenin kaldırılacağı yer olan Altınoluk Cemevi’ne gönderilmiştir. Askerler, önce Cemevi’nin insansızlaştırılmasını kontrol ettikten sonra naaşın bulunduğu morg bölümüne geçerek arama yapmıştır. Ailenin hissiyatını rencide edecek şekilde, Alevi inanç önderleri tarafından Alevi cenaze erkanına göre sırlanan cenazeyi, güvenlik taraması adı altında tekrar kefenden çıkararak ölü beden üzerinde arama yapılmıştır. Cenaze hizmetlerinin yapıldığı bölümde kefen kesmek için kullanılan makasa bile “suç aleti olma özelliği” riskine karşı el konulmuştur.
“Şartların olgunlaştığı”na kanaat getiren askeri yetkili onay verdikten sonra, anne, abla ve eş dahil, mahkum Doğan Divrikli’ye asla temas olmaması, taşkın şekilde ağıt yakılmaması ve yalnızca 5 dakika süre ile morga girilmesi koşulu ile mahkum Doğan Divrikli, tamamen ibadethane özelliğinden arındırılmış ve yalnızca morg özelliği olan bir bina konumuna getirildikten sonra Cemevi’ne getirilmiş ve babasını çok kısa bir süre görmesine izin verilmiştir.
Bu bağlamda;
1- Cezaevindeyken ailesini kaybeden mahkumlara uygulanan prosedür nedir, yukarıdaki bilgiler ışığında mahkum Doğan Divrikli için uygulanan prosedürün hukuki karşılığı nedir?
2- Cemevi dışındaki diğer İbadethanelere mahkum getirilirken insansızlaştırma işlemi uygulanmış mıdır?
3- Mahkum Doğan Divrikli’ye uygulanan cenaze erkanına katılma prosedürü diğer ibadethanelere ve diğer mahkumlara da uygulanan normal bir prosedür müdür?
4- İzin alınma aşamasında ve sonrasında aileye söylenen “Cemevi bizim için güvenli değil” ifadesi ile ne kast edilmek istenmiştir? Bu ifade, diğer İbadethaneler için de kullanılan bir ifade midir?
5- Diğer İbadethanelerde defnedilmek üzere kefenlenen naaşlar üzerinde de bu gerekçe ile güvenlik taraması yapılabilmekte midir?
6- Bölge Jandarmasının bu konudaki yetkileri nelerdir? Mahkumun cenazeye katılım hakları konusunda Jandarmanın lehte ve aleyhte inisiyatif kullanma yetkisi var mıdır?
7- Kamuoyunca “ayrımcılık” olarak algılanan bu uygulamaya karşın ilgili resmi yetkililer ve jandarma hakkında her hangi bir takip ya da soruşturma başlatılmış mıdır?

Yorumlar

yorumlar