Hubyar Tekkesi Postnişinleri

İlk dönem Hubyar Tekkesi Postnişinleri

Hubyar Sultan’ın alt soyu

Daha önceki yazılarımızdan “Hubyar Sultan’ın üst soyu” [1]   başlıklı yazımızda Hubyar Sultan’ın kardeşlerini, amcalarını, dedelerini, atalarını yazmıştık.

“Hubyar Sultan’ın tek oğlu Mustafa” [2] isimli yazımızda da Hubyar Sultan’ın oğlu ve kızlarından bahsetmiştik. Yine “Hubyar Sultan’ın torunları” [3] isimli yazımızda da Hubyar Sultan’ın bizzat torunlarını yazmıştık.

Şimdi bu yazımda Hubyar Sultan’ın Torunlarından sonra Hubyar Sultan’ın kurduğu Hubyar Vakfı ve Hubyar Tekesinin postnişinlerinden bahsedeceğim. Yani Hubyar Sultan’ın alt soyundan bahsedeceğim.

1562 yılında Hubyar Tekkesinin Osmanlı tarafından da resmen kabul edilmesiyle birlikte Hubyar Vakfı kurulmuş ve Hubyar Vakfının her dönemdeki yöneticisi pozisyonundaki Tekke postnişini Vakıf evlatlığı belgesiyle belgelendirilmiştir.

Kimi zaman Tekkenin postnişini olarak görev yapan kişi Vakfiye belgesiyle burada otururken kimi zamanda belgesiz bir şekilde bu inançsal geleneği sürdürmüştür. Çünkü asıl olan Tekkedeki postnişinlik görevidir. Kimi zaman postnişinler zamanın şartlarına binaen belgesiz de bu görevi sürdürmüşlerdir. Nitekim son dönem postnişinliğini yürüten Şeyh Mehmet’in herhangi bir vakfiye belgesi olmamıştır, ihtiyaç duyulmamıştır.

Tarihi süreçteki Hubyar Sultan Tekkesi postnişinlerini gerek toplumun ortak hafızasından gerekse Osmanlı’nın verdiği vakfiye belgelerinden anlayabiliyoruz.

İlk olarak 1562 yılında Hubyar Sultan’a bir Vakfiye belgesi verilirken, 1582 yılında Hubyar Sultan’ın Hakka yürümesiyle oğlu Mustafa’ya bu belge verilmiştir.

Hubyar Sultan ve oğlu Mustafa’nın postnişinliğinden sonra Mustafa’nın oğulları yani Kenan, Ali, Hüseyin, Bünyad devrededir. Bunlardan Bünyad’ın Hubyar’dan göçüp gittiğine ve burada herhangi bir soyu olmadığına inanılır. Elimizdeki belgelerden Bünyad’ın Hubyar Köyündeki devamına yönelik bir kayıta rastlamadık.

Geriye kalan üç kardeşten Hüseyin Abdal’ın âşıklık yaparak hizmet yürüttüğü ve bir dönem Karabalçık köyüne yerleştiği anlatılmaktadır. Hatta Karabalçık köyünde evi halen dahi günümüzde Cemevi olarak kullanılmaktadır.

Saçlı Ali’nin ise köylerde Dedelik yaptığı anlatılmaktadır. Ali Dedenin mezarının yeri bilinmemektedir. Tahminimiz Dedelik yaptığı yerlerde toprağa sırlanmış olmasıdır.

Kenan Dedenin ise Tekke postnişinliğini yürüttüğü Hubyarlıların ortak hafızasındaki bilgidir. O yüzden postnişinlere Osmanlı tarafından verilen Tekke Şeyhliği ünvanına binaen Kenan Şeyh denilmektedir.

Kenan Şeyh’in hakka yürümesinden sonra oğlu Derdiyar Tekkenin postnişini olmuştur. Kenan oğlu Derdiyar’ın 1618 yılında hakka yürümesinden sonra Derdiyar oğlu Ali 1618 yılında Tekke postnişini olmuştur.

Derdiyar oğlu Ali’nin hakka yürümesinden sonra postnişinlik Kenanoğullarından çıkmış ve kayıtlara göre Himmet oğlu Mahmut’a geçmiştir. Himmet oğlu Mahmut, Hüseyin Abdal’ın soyundan gelen bir kişidir. Yine bizzat Himmet oğlu Mahmut’un söylediklerine göre ise babası Himmet, Hasan Abdal’ın oğludur.

Himmet oğlu Mahmut ismine kayıtlarda 1700 lü yılların başında rastlıyoruz. Derdiyar oğlu Ali ise 1680 li yıllarda kadar postnişindir. Arada kimin olduğunu bilemiyoruz. Şeyh Ali’nin bir oğluna mı geçti yoksa Mahmut’un babası Himmet’e mi geçtiği henüz belirsizdir.

Himmet oğlu Mahmut döneminde o güne kadarki kayıtlarda rastlamadığımız yeni bir ünvanla karşılaşıyoruz. Himmet oğlu Mahmut’a kayıtlarda Seyit Mahmut denilmektedir.  Seyit ünvanının Hz. Hüseyin soyundan gelen kişilere verildiğini biliyoruz.

Seyit Mahmut’tan sonra oğlu Seyit Abdi postnişin olmuştur. Mahmut oğlu Abdi’nin 1700 lü yılların sonlarına doğru görevde olduğunu şeriye sicil belgelerinden anlıyoruz. 1780 tarihli bir belgede Mahmut oğlu Abdi’nin Vakıf yöneticiliği alanına müdahale olduğunu ve bunun bertaraf edilmesi için dönemin mülkü amirlerine başvuruda bulunduğunu anlıyoruz.

Postnişin Seyit Abdi’nin hakka yürümesi 1700’lü yılların sonuna denk gelmektedir. Seyit Abdi’den sonra kimin postnişin olduğuna yönelik elimizde bir belge bulunmamaktadır.

1826 yılından sonra Tekkede görev yapan Dedelerin köyden sürüldüğü ya da dağlara saklandığını biliyoruz.

Padişah II. Mahmut döneminde yani 1826 ve sonrasında Hubyar Tekkesi yıkılmış, postnişinliği bırakın Dedelik yasaklanmıştır. Bu ara dönem yani yıkım dönemi yaklaşık 50 yıl kadar sürmüştür.

Bu yıkım döneminden sonraki süreç Tekke postnişinliği açsından farklı bir şekil almıştır. Artık kim Osmanlı’ya daha yakın ya da yakınlığını, biatını ispatlayabilen, o güveni verebilenin postnişin olduğu bir dönem başlamaktadır.

Bu dönem yeni ve farklı bir dönem olarak ele alınmalıdır.

Sonuç olarak, ilk dönem tekke postnişinleri ve postnişinlik süreleri şu şekilde olmuştur;

Mustafa oğlu Hubyar Sultan

Hubyar oğlu Mustafa

Mustafa oğlu Kenan

Kenan oğlu Derdiyar

Derdiyar oğlu Ali

Himmet oğlu Mahmut

Mahmut oğlu Abdi

Hubyar Sultan Tekkesinde postnişin olarak görev yapmışlardır.

Ali Kenanoğlu

22.02.2017

[1] http://alikenanoglu.net/hubyar-sultanin-ust-soyu/1213

[2] http://alikenanoglu.net/hubyar-sultanin-tek-oglu-mustafa/1343

[3] http://alikenanoglu.net/hubyar-sultanin-torunlari/1603

Yorumlar

yorumlar