Hubyar Ocağındaki Şecere

Hubyar Ocağındaki Şecere[1]

Alevi Ocaklarındaki Secereler yani soy kütükleri hayli tartışma konusu olan belgelerdendir.  Bazı Ocaklarda aile şeceresinin kimde olduğu o ailedeki hiyarerşiyi dahi belirlemektedir.

Alevi Ocaklarındaki Şecereler “Seyyitlik” [2] amacıyla verilmiş şecerelerdir. Bu şecereler Selçuklu ve Osmanlı dönelerinde yazılmaya, verilmeye başlanmıştır. Bazı şecerelerin Selçuklu hükümdarınca ya da Osmanlı Padişahınca onaylandığına da rastlanmaktadır.

Alevi Ocaklarındaki Şecereler Hz. Hüseyin’e dolayısıyla da Hz. Ali’ye dayanmaktadır. Yani o Ocağın Hz. Ali soyundan geldiğinin belgesi olarak kabul edilmektedir.

Selçuklu ve Osmanlı’nın bazı dönemlerinde Seyyit lere ayrıcalıklar tanınmıştır. Bu dönemlerde çokça sahte Şecere üretildiği de önemli iddilardandır.

Bu şecerelere yönelik bir  itirazda bu şecerelerin Selçuklu ve özellikle de Osmanlı’nın Alevi Ocaklarını kontrol altında tutmak amacıyla verdiği yönündedir. Şecereler üzerine araştırmalar yapan değerli Can Araştırmacı Rıza Aydın ise bu Şecerelerin Merkezi otorite ile o Alevi Ocağı arasındaki işbirliği belgesi olduğunu söylemektedir. Rıza Aydın, “elinde şecere bulunan her ocağın aslında merkezi otorite ile bir dönemde birlikte çalıştığının ya da merkezi otoritenin kontrolüne girdiğinin belgesi olarak ta değerlendirmelidir” demektedir.

Bu bilgiler ışığında Hubyar Ocağına ait olduğu iddia edilen şecere ye bakmamız gerekmektedir. Bu şecere Hubyar Sultan Ocağına ait diğer yazılı emanetlerin bulunduğu Mustafa Temel’de bulunmaktadır.   Bu şecereye göre Hubyar Tekkesinin kurucusu “Seyyid Ali bin Ayni Hatun” dur. Ayni Hatun’un üst soyu ise İmam Musa Kazım’a oradan da Hz. Hüseyin ve Hz. Ali’ye bağlanmaktadır. Yani bu şecereye göre Hubyar Tekkesinin Hz. Ali ye olan kan bağı İmam Musa Kazım’ın soyundan gelen Ayni Hatun isimli bir kadın yoluyla olduğu anlaşılmaktadır.

Bu şecere ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Şecereyi elinde bulunduran Mustafa Temel’in oğulları bu Şecerenin Hubyar Tekkesi ve Hubyar Sultan’la dolayısıyla da Hubyar Ocağıyla bir alakası olmadığını söylemektedirler[3]

Benim ilk değerlendirmem bu Şecerenin Hubyar Tekkesine ait olduğu yönündeydi ancak gelinen aşamada ve elde edilen bilgi ve belgeler ışığında şimdi aynı netlikte yorum yapamıyorum.

Hubyar Tekkesinin kurucusu Ayni Hatun oğlu Seyit Ali’nin Hubyar Sultan’la olan bağlantısı konusunda en ufak bir bilgi sahibi değiliz. Ayrıca Seyit Ali İmam Musa Kazım’ın 9. Göbekten torunu olmaktadır. Bir Baba ile evladı arasında ortalama normal bir ömür 20 – 30 yıl arasıdır.   Bu durumda bir yüz yılda ortalama 4 veya 5 göbek devrolmaktadır. Bu durumda İmam Musa Kazım ile Seyid Ali arasında 200 – 250 yıl fark bulunmaktadır.

İmam Musa Kazım Miladi 745 yılında doğmuş ve 799 yılında Harun Reşit’in emriyle 54 yaşında zehirlenerek katledilmiştir. Musa Kazım’ın doğum tarihini baz alıp üzerine 250 yıl koyduğumuzda vardığımız sonuç Miladi 995 yılına denk gelir. Bu tarihi 30 yıl önceye 30 yıl sonraya götürsekte varacağımız sonuç bizi Hubyar Sultan’a yakın bir tarihe götürmemektedir.

Bizim 1.Hubyar Sultan diye adlandırdığımız Hubyar Sultan’ın söylencelere dayalı yaşamına baktığımız zaman bu tarih Hace Bektaş Veli dönemi, yani 13. yy dır.

Seyit Ali en yakın ihtimalle 1025 yıllarında doğmuş olabilir. 1. Hubyar Sultan’ın yaşadığı yıllar ise Hace Bektaş Veli ile çağdaş olduğu 1220 – 1300 yılları arası olabilir. Arada 100 yıl ve 4 veya 5 göbek bulunmaktadır. En iyi ihtimalle 1. Hubyar Sultan, Ayni Hatun oğlu Seyit Ali nin 4 ya da 5. göbekten torunu olabilir.

Bu durumda cevabını bulmamız gereken sorular;

  • Bu Tekkenin kurucusu Ayni Hatun oğlu Seyit Ali ise neden şecerede Hubyar Tekkesi denilmektedir.
  • Bu şecerenin Hubyar Sultan’la bir alakası yoksa Hubyar Sultan’dan günümüze intikal eden kutsal emanetler arasında bu şecerenin ne işi vardır?

Bu soruların cevabını bulamadığımız sürece elimizde bulunan şecerenin Hubyar Sultan ve Hubyar Tekkesi ile alakası olup olmadığını anlamamız pek mümkün gözükmemektedir.

Ek: Hubyar Tekkesi emanetinde bulunan şecere çevirisi

[1] Şecere; atların soyunun yazılı olduğu çizelge

[2] Seyyid; Hz. Hüseyin’in soyundan gelen kişi

[3] Kervan Dergisi 25. Sayı Mart-Nisan 1993

 

Yorumlar

yorumlar