HDP’nin baraj sorunu, tüm muhalefetin baraj sorunudur

AKP-MHP ittifakı karşısında CHP, İYİ Parti, Saadet ve Demokrat Parti ittifakının oluşmasıyla bu ittifaklar içerisinde yer alan tüm partiler açısından baraj sorunu kalmamış oldu. Bu ittifakların dışında kalan HDP ve ittifakları açısından baraj sorunu devam ediyor.

Sıfır baraj iddiasıyla kurulan ve adına Millet ittifakı denilen muhalefet ittifakında HDP’nin olmayışı bu ittifakı sıfır baraj iddiasından da alıkoymuştur.

HDP kurulan bu iki ittifak karşısında soldan yana olan ve kimliklerinden, inançlarından dolayı yok sayılan halklar ile emekçilerin, kadınların ittifakını kurma çabasındadır. HDP zaten bir ittifak partisidir, yalnız değildir, mazlumların, ezilen halkların birlikteliğidir. Bu anlamıyla en güçlü ittifaktır.

HDP ittifakı içerisinde; Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Devrimci Pari, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP), Yeşil ve Sol Gelecek Partisi, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) parti olarak bulunmaktadırlar. Ayrıca bunlara ilaveten Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) gibi solda yer alan parti ve hareketler de HDP ittifakı içerisinde yer alacaklarını veya HDP’yi destekleyeceklerini duyurdular. Bunların haricinde Avrupa’da örgütlü bulunan ve oradaki toplumsal yapıların temsilcileri olan 52 Dernek de HDP ittifakını destekleyeceklerini deklare ettiler.

Alevi kurumları ile de bu süreçte görüşmeler yürütülmekte olup, 12 Avrupa ülkesinde örgütlü bulunan ve üç yüzün üzerinde Alevi Toplum merkezi-cemevi bulunan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, HDP’yi destekleyeceğini ve belirledikleri aday olan Turgut Öker’in yine HDP listelerinden Milletvekili adayı olacağını duyurdular.

Türkiye’de diğer inanç gruplarıyla ve Alevi örgütleriyle, emek örgütleriyle, azınlık toplumlarla görüşmelerin sürdüğünü biliyoruz. Böylelikle HDP gerçek manada muhalefet odağı ve ezilen halkların, inançların, emekçilerin bir ittifakı olarak seçimlere girecektir.

HDP’nin baraj altında kalması doğrudan bu yapıların, bu temsiliyetlerin dışarıda kalması demektir. HDP’nin baraj altında kalması gerçek anlamda bu sistemle sorunu olan ve bu yönüyle asıl muhalefet odağı haline gelen yapıların Meclis dışında kalması demek olacaktır.

HDP’nin baraj sorunu aynı zamanda AKP- MHP dışında kalan tüm muhalefetin de sorunudur. Neticede amaç tek adam rejimini savunan AKP-MHP iktidarını devirmek ise o zaman HDP’nin Meclise girmesi şarttır. HDP Meclise giremediği ve baraj altında kaldığı takdirde AKP-MHP ittifakının anayasayı istediği gibi değiştirecek 400 sandalyeye sahip olacağı da herkesin malum olduğu bir gerçektir.

Diğer taraftan da Ccumhurbaşkanlığını hedefleyen bir muhalefetin ikinci turda mutlaka HDP seçmeninin oyuna ihtiyacı vardır. Kimse HDP’nin baraj altında kaldığı bir yerde HDP seçmeninin ikinci turda tıpış tıpış sandığa gidip oy kullanacağını beklemesin. HDP “gidin” dese bile oy verdiği, kendi temsilcilerinin parlamento dışı kaldığı bir yerde HDP seçmeni doğal bir kırılma yaşayacaktır. Bu kırılmayla sandığa gitme refleksi de zayıflayacaktır. Zaten yüzde 1-2 oranında bir seçmenin sandığa gitmemesi sonucu etkileyecektir.

Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki HDP’nin baraj sorunu aslında tüm muhalefetin baraj sorunudur.

Bunun için öncelikle yapılması gereken tüm yayın organları kapatılmış, halkla medya üzerinden iletişimi kesilmiş HDP’ye tüm muhalefetin etik olarak da elindeki medya imkanlarını kullandırması ve HDP’nin seçmen kitlesine ulaşmasının sağlanmasıdır.

İkincisi; seçim çalışmaları esnasında HDP stantlarına, bürolarına ve partililerine karşı sokakta yaşanacak faşist saldırılara siper olmaları ve HDP’yi koruyan kollayan bir noktada durmalarıdır.

Üçüncüsü; imkan buldukları medya kanallarında HDP’ye yönelik sansürü ve Cumhurbaşkanı Adayları Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasına yönelik talepleri sıklıkla gündemleştirmeleridir. Dördüncüsü ise; 24 Haziran günü sandıklarda ve sonrasında HDP’nin olmadığı yerlerde HDP’nin oylarına sahip çıkmalarıdır.

Bu saydıklarım sadece muhalefetin hayrına olduğu için değil, aynı zamanda demokrasinin, adil yarışın, vicdanın gereğince yapılması gerekenlerdir. Neticede ya hep birlikte kazanacağız ya da hep birlikte kazanacağız. Gerisi sadece HDP’ye değil hepimize kaybettirir.

Aşk ile.

11 Mayıs 2018

Ali Kenanoğlu/Evrensel Gazetesi