Hatay’dan izlenimler

Hatay Reyhanlı Apaydın kampında yaşadıklarımızı Gazetemizin 29 Ağustos sayısında yazmıştık. Bugün ise Antakya’da Reyhanlı’da Samandağ’daki izlenimlerimi aktarayım.
Hatay Barışı denilen tabir tam da buraya özgü bir durum. Anadolu’da yönetenlerin yarattığı ve zaman zaman da katliamlara neden olan Alevi-Sünni geriliminin burada karşılık bulmadığını geçmişe baktığımızda görebiliyoruz. Burada farklılıklar bir arada yaşamayı başarabilmişler. Kışkırtmalara prim vermemişler. Şimdi bu barışın bozulmasından endişeliler. Yine de bazı şeylerden eminler. Örneğin “Hataylılardan Suriye’ye yönetim ya da muhaliflerin yanında savaşmaya giden var mıdır?” diye sorduğumuzda aldığımız cevap “kesinlikle Hayır” hiçbir Alevi’nin veya Sünni’nin bu savaşı onaylamadığını ve asla da bu savaşa destek vermediğini söylüyorlar.
Hataylılar sosyal yaşamlarını, ekonomik ilişkilerini belirlerken belirgin bir şekilde inançsal ayrımlara bakarak belirlemiyorlar. Bu duruma kente gelen militanlar aracılığıyla yeni tanık olmaya başlamışlar. Bu militanlar; Alevilerden alışveriş yapmıyorlar, Alevi doktora ve hemşireye muayene olmuyorlar, kentte Alevi-Sünni ayrımcılığını yaşatıyor ve öğretiyorlar. Bu durum Hataylıları germiş ve endişeliler.
Samandağ’ın dağ köylerine gittik orada Sünni Türkler yaşıyor. Ermenilerden boşaltılan köylere bunlar yerleştirilmişler. Anadolu’nun tersine Ovada Arap Aleviler var dağ köylerinde ise Sünni Türkler. Çünkü Arap Aleviler yerleşik halk, Sünni Türkler ise sonradan getirilip yerleştirilmişler. Genç bir köylü ile sohbet ettik; “Erik yetiştiriyorum ve bu erikleri Türkiye’ye değil, Suriye’ye ve bu sınırdan gelen Araplara satıyorum, bu sene ne yapacağım, satmam mümkün değil mahvoldum. Bu savaşı başlatanların da destekleyenlerin de Allah belasını versin” deyip devam ediyor saydırmaya.
Antakya’da Sünni taksici; “Gelen militanlar Antakya’ya ayrımcılığı öğretmeye başladılar. Onları hemen tanıyoruz, tipinden, konuşma aksanından asla taksime almıyorum, başka yere gidiyorum diye reddediyorum, çünkü bunlardan korkuyoruz ve zaten para da vermiyorlar,  savaştan bize ne niye destekliyoruz ki bizim başka işimiz yok mu, sanki bizim ülkemiz çok mu refah ve huzur içinde.”
Reyhanlı sokaklarında militanların üniformalı dolaştıklarına tanık olduğumuz halde fotoğraf çekemiyoruz. Gözlerini bizden ayırmıyorlar. Reyhanlı Devlet Hastanesi Suriye’de yaralanan militanlara ayrılmış, Hatay’ın sınır bölgelerinde halk devlet hastanelerinde sıkıntı yaşıyor, muayene olamamaktan şikayet ediyorlar. Arıca militanların küstahlığı her meslek grubu tarafından dile getiriliyor.
Samandağ’da Hızır ile Musa’nın görüştüğü rivayet edilen ziyarete niyazımızı verdikten sonra bizim ‘dergah’ diye tanımladığımız bir mekanda verilen adak lokmalarını yiyoruz. Sonra Samandağ’ın sahilinde küçük bir parkta gölgelenirken orada oturanlarla sohbet kendiliğinden başlıyor. Aynı şikayet ve lanet okumalar devam ediyor. Yaşlı bir ana bize siyaset dersi verip bu savaşın gözle görünmeyen nedenlerini anlatmaya çalışıyor. Geçmişi bilemem ama son bir yıldır Hatay halkı 7’den 70’e siyasi analiz uzmanı olmuş.
Yanımızda bulunan Antakya Alevi Kültür Derneği Başkanı Cemal Ercan parktakileri 1 Eylülde Antakya’da yapılacak “Barış yürüyüşü” ne davet ediyor.
Apaydın kampı incelemeye açılacakmış. Askerlik yapanlar bilir, askeri birliklerin teftiş edileceği önceden bildirilir ve ona göre tedbirler alınır. Heyete gösterilmemesi gereken her türlü malzeme sır edilirdi. Hatta bazı askerler bile. Şimdi Apaydın kampında da aynı şeyler olacak. Kamp incelenmeye hazır hale getirildi.
Meclis insan hakları komisyonu inceleme yapacak. Apaydın kampını değil o kampın karşısında bulunan “TIR Garajı”nı inceleyin. Ayrıca bölgede bulunan benzer yapıları inceleyin, Reyhanlı Devlet hastanesini inceleyin, Reyhanlı sınır kapısında 3-4 saat geçirin. Önceden belirlenen yerlere değil, halkın bildiği ve işaret ettiği yerlere gidin.
Gidin de görün Hatay’da yaşanan rezaleti!

31 Ağustos 2012
Evrensel Gazetesi