Erzincan’da Yaşananları İçişleri Bakanlığı’na Sorduk

Erzincan’da 11 Eylül günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin açmış olduğu Muharrem Ayı çadırı belediye çalışanları tarafından kaldırılmış, lokmaların paylaşılması engellenmişti. Bu müdahaleye/saldırıya dikkat çekmek ve bu haksız, hukuksuz müdahalenin gerekçesini öğrenebilmek adına İçişleri Bakanlığı’na bir soru önergesi sunduk.

Konuyla ilgili bakanlığa sunmuş olduğumuz soru önergesi şöyle:

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıda belirtilen soruların İçişleri Bakanı Sayın Süleyman SOYLU tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Ali KENANOĞLU

İstanbul Milletvekili

11 Eylül 2018 Salı günü, Erzincan’da Muharrem Ayı’nın ilk gününde, oruç açılışı etkinliğinde lokmalarını paylaşmak amacıyla Erzincan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin kurmuş olduğu çadır Erzincan Belediyesi çalışanları tarafından kaldırılmıştır. Konuyla ilgili olarak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yetkililerinin valilik ve emniyet yetkilileriyle gerekli görüşmeleri yapmış olmasına ve bu görüşmeler sonucunda belirtilen alanda çadır açmanın önünde herhangi yasal bir engel olmadığı belirtilmesine rağmen, belediye encümen kararını gerekçe olarak sunan çalışanlar, çadırı kaldırmış, deyim yerindeyse, bir çeşit keyfiyetle, lokmaların paylaşılmasını engellemişlerdir.

Çadırın açılması noktasında, daha önceki yıllarda yaşanan deneyimlerin – yakın zamanda bu alanda kurulan Ramazan Ayı iftar çadırı ve daha önceki yıllarda yine bu alanda sorunsuzca kurulan Muharrem Ayı çadırları – aksi yönünde alınan ve de uygulanan bu karar, tepkilere yol açmış ve Alevilerin kamusal alanda görünür olmalarının ve kendi inançları uyarınca ritüellerini uygulamalarının engellenmesi yönünde değerlendirilmiştir. Yakın zamanda İstanbul Sarıyer’de bulunan Armutlu Cemevi’ne yapılan baskınla medyada yer edinen ve Alevileri rahatsız eden uygulamaların farklı bir türevine/devamına Erzincan’da oruç açılışı etkinliklerinde de tanıklık edilmiştir. Ortaya çıkan bu durum, Alevilerce, bu yollu bir baskı silsilesinin harekete geçirildiğinin işareti olarak kaygıyla karşılanmaktadır.

Demokratik hukuk devleti ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin ibadet etme özgürlüğü noktasında deklere ve kabul ettiği hükümlerle çelişen bu tutum, açıkça, Alevilerin yas/matem ve dayanışma pratiklerinin muktedir bir güç tarafından sınırlandırılması ve ancak kendi tasavvur ettikleri biçimiyle uygulanabileceğinin mümkün olduğu yönündeki bir baskının dayatılması olarak yorumlanmaktadır.

Bu kapsamda,

  • Uygulamaya konan bu keyfi müdahalenin gerekçesi bakanlığınızca nasıl açıklanmaktadır? Bu anti demokratik uygulamanın sorumluları hakkında bir girişiminiz olacak mıdır? Bu konuda herhangi bir inceleme başlatıldıysa süreç ne aşamadadır?
  • Yukardaki açıklamalardan hareketle, Alevilerin kamusal alanda görünür olmalarının engellenmesi ve/veya bu alandan dışlanması gibi bir husus söz konusu mudur?
  • Yakın geçmişte Armutlu’da reva görülen muamele ve Erzincan’daki müdahale, yakın gelecekte Alevilerin maruz kalacağı baskı ve engellemeleri önceleyen uygulamalar mıdır?
  • Alevilerin inançları uyarınca kendi ritüel ve pratiklerini uygulayabilmeleri noktasında – uluslararası ve anayasal hükümlerle çelişen – tekraren tanıklık edilen baskı ve engellemeler bakanlığınızca nasıl açıklanacaktır?