Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bütçesi Üzerine Konuşmamız

 

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Mv.  Ali Kenanoğlu TBMM Genel Kurulu’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bütçesi üzerine konuşma gerçekleştrdi. 

Kenanoğlu konuşmasında şunları ifade etti: 

 

Sevgili milletvekilleri, sayın milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bütçesi üzerine HDP’nin görüşlerini aktarmak istiyorum.
    Şu an Türkiye toplam ithalatının yaklaşık altıda 1’ini enerji sektöründen kaynaklı yaşamaktadır. Türkiye doğal gaz ithalatında dünya 5’incisi, petrol ithalatında dünya 13’üncü, kömür ithalatında dünya 8’incisi,petrokok ithalatında dünya 13’üncüsüdür. Doğal gazın neredeyse yüzde 99’u,petrolün de yüzde 93’ü dışarıdan gelmektedir. Türkiye 2002 yılında toplam enerjinin yüzde 67’sinde dışarıya bağımlıydı. Yıllar içerisinde toplam enerjide  dışa bağımlılık git gide artmaktadır ve şu anda yüzde 75’e tekabül eden birdışa bağımlılık söz konusudur enerjide. Bir taraftan dolar artarken bir taraftan da dışa bağımlılık artmakta ve bunun faturası da tabii ki tüketiciye yansıtılmaktadır. Dünyada enerji arayışlarına baktığımızda, nükleer enerji Çernobil ve Fukuşima’da yaşanan patlamalardan sonra terk edilmeye başlandı.Demin konuşmacılar Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki nükleer enerji sayılarını belirtiyorlar ancak nükleer enerjinin felaketleri yaşanmadan önceki yapılan nükleer enerji santralleriydi bunlar. Şu anda bütün Avrupa ülkeleri nükleer enerji santrallerini sökmenin peşine düşmüş durumdalar ve yeni nükleer enerji santralleri yapmıyorlar. Oysa, bizim ülkemizde bu patlamanın yaşandığı ülkelere ihale edilen nükleer enerji santralleriyle karşı karşıyayız.
    Ayrıca, Türkiye’nin elektrik ihtiyacına baktığımız zaman da aslında Türkiye’nin mevcut elektrik üretiminin tüketimi fazlasıyla karşılayacak bir noktada olduğunu da belirtmek gerekiyor. Ancak, 70’li yıllardan bu tarafa kamuoyunda sürekli, sanki Türkiye’nin ciddi bir enerji açığı varmış gibi ve nükleer enerjiye ihtiyaç duyuluyormuş gibi bir algıoluşturuluyor, verilen istatistiki bilgiler de buna çok uymuyor. Ve bu nükleer enerjiyle ilgili olarak yapılan ihalelere baktığınız zaman, aslında Türkiye’nin bu elektrik ihaleleri ciddi anlamda dışa bağımlılık yaratmakla birlikte,örneğin on beş yıl boyunca Rusya’ya mevcut elektrik maliyetinin 3 katı daha pahalı bir şekilde satın alma garantisi verildiği bilinmektedir. Mevcut durumda elektrik kilovat saati 4-4,5 sentten satılırken Akkuyu Nükleer Santrali’nin açılmasıyla birlikte bahsi geçen on beş yıllık süre içerisinde santralde üretilecek elektrik 12,3 sentten satılacaktır.
    Rusya’yla yaşanan uçak düşürme krizinden sonra Akkuyu başta olmak üzere, Türk akımı Projesi gibi projeler durdurulmuş ancak şu an yeniden hayata geçirilmiş, gelinen nokta itibarıyla Rusya dünyanın en pahalı nükleer yatırımını Türkiye’ye satarak olabildiğince kârlı konuma geçmiştir.
    Öte yandan, dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus ise, Mersin’de Ruslar, Sinop’ta Japonlar, Kırklareli’nde ise Çinliler projenin büyük ortak sahipleridirler yani büyük ortakları bunlara aittir. Projenin her aşamasında ve karar alma noktasında bu ülkelerden ithal edilen yabancı sermayenin etkisi bulunacaktır. Rusya, Akkuyu hisselerinin minimum yüzde 51’inesahip olacak şekilde büyük ortağıdır. Yani buradan nükleer karşıtlarına yapılan  yerlilik ve millîlik edebiyatının bunun neresine sığdığını anlamak mümkün değildir. Oysa, doğal gazda dışa bağımlılık ve nükleer santralden elektrik enerjisi üretimi gibi tahakkümcü, doğa düşmanı hayaller var olduğu sürece hem doğa tahribatı hem de gelinen noktada yoksulların üzerine kesilen faturanın maliyeti artmaktadır.
    Bu faturaların durumuna da bir göz atmamız gerekiyor.Yıl başından itibaren elektriğe yapılan zam sanayi, ticarethane ve tarım salsulama kullanımları için yüzde 30’u aşmıştır. Konut kullanıcılarının elektrik faturasına ise 1 Ekimden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 8,72 zam yapıldı.Bu zamla birlikte hanelerin aylık elektriğe ödediği fatura 2017 yıl sonuna göre yılda yüzde 44,9 artmış oldu. Yapılan yeni zamla, asgari 230 kilovat saatlik tüketim üzerinden 4 kişilik bir ailenin aylık elektrik faturası 137 lirayı geçmektedir, bu da geçen yıla göre 42,6 lira zam demektir. Gerçi sizin medya bunu fiyat güncellemesi olarak verebiliyor ancak halkın cebinden çıkan bunun neanlama geldiğini çok net bir şekilde ortaya koyabiliyor. Elektrik fiyatlarında ardı ardına yapılan yüksek oranlı zamlar bir kısır döngüye girildiğini de işaret etmektedir. Çünkü elektriğe siz zam yaptığınız zaman aslında ekonomi içerisindeki bütün üretim noktalarına da zam yapmış oluyorsunuz ve onların dafiyatını arttırmasıyla karşı karşıya kalınıyor. BOTAŞ, 1 Ekim 2018’den geçerli olmak üzere, doğal gaza konutta yüzde 9, sanayide yüzde 18,5 zam yaptı. BOTAŞ,benzer biçimde hem ağustos hem de eylül ayında doğal gaza konutta yüzde 9,sanayide yüzde 14 zam yapmıştı. Doğal gaz zamlarının kasım, aralık aylarında benzer şekilde devam etmesi durumunda 2018’de yalnızca hane halkına uygulanan zam oranı yüzde 54’e yükselmiş olacaktır. Sadece 2018 yılı içerisinde doğalgaza yapılan zamlar şu şekilde gerçekleşti: BOTAŞ 1 Nisan 2018’de elektrik santralleri ve sanayiye sattığı doğal gaz fiyatlarını yüzde 9,7 artırdı, 1 Ağustos2018’de elektrik üreten santrallerin kullandığı gazın fiyatına yüzde 49,5 zamyapıldığını duyurdu. Aynı gün BOTAŞ, konutlarda kullanılan doğal gaz fiyatını yüzde 9, sanayide kullanılan doğal gaz fiyatını ise yüzde 14 artırdığını duyurdu. BOTAŞ 1 Eylül 2018’de konutta kullanılan doğal gaza yüzde 9, sanayide kullanılan doğal gaza ise yüzde 14 oranında zam yaptığını duyurdu.
    Sadece 2018 yılı içerisinde elektriğe yapılan zamlar ise şu şekilde: 1 Ocak 2018’de Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu konutlarda kullanılan elektriğe yüzde 8,8, sanayi ve ticarethanelerde kullanılan elektriğe ise yüzde 8,4 zam yaptı, 1 Nisan 2018’de yüzde 2,89 zam yapıldığını duyurdu. 1 Ağustos2018’de elektrik fiyatlarında farklı abone gruplarına göre değişen oranda yüzde9 ile yüzde 14 arasında zam yapıldı. 1 Eylül 2018’de elektrik fiyatlarına kilovat başına yüzde 9 ile yüzde 14 arasında yine zam yapıldı.
    Kimya Mühendisleri Odasına göre, yılbaşından bugüne konutlarda kullanılan elektriğe yüzde 31, sanayi elektriğine ise yüzde 41 oranında zam yapılmış olduğunu görmemiz gerekiyor.
    Değerli arkadaşlar, tabii, bu Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün Mursal, Kangal, Bakırtepe gibi Sivas’ın bazı köylerinde yürütmüş olduğu maden tetkik, aramayla birlikte oralardaki doğaya olan zararını da birkaç defa gündeme getirmiştik. Bunları da buradan hatırlatmak isterim
.”