Ecevit’in Diyanete Bağışladığı Serveti

Ecevit’in Diyanete Bağışladığı Serveti

Bu başlığı okuyup da Ecevit’in bir serveti yoktu bunu da nereden çıkartıyorsunuz demeyin. Bülent Ecevit’teki maddi servet hiçbirimizde yoktu, olacağını da zannetmiyorum.

Bülent Ecevit’in 300 Milyon Dolar, yani 1 Milyar 965 Milyon TL,  eski parayla 1 Katrilyon 965 Trilyon TL parası vardı.

Bu para kendisine anne tarafından büyük dedesi olan ve Osmanlı döneminde Suudi Arabistan’da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa’nın Mekke’deki arazisinden miras olarak kalmıştı. Bu arazi Hicaz’da ihrama girilen yerden Kâbe’ye kadar uzanıyordu ki bu satıştan Ecevit’e kalan miktar 300 Milyon Dolardı.

Peki Bülent Ecevit bu parayı ne yaptı; Bülent Ecevit bu parayı DİYANET VAKFINA BAĞIŞLADI.

Bunu ilk duyduğumda Mecliste 2020 yılı bütçe görüşmeleri esnasında genel kurul sıralarında oturuyordum. Kürsüde MHP Milletvekili aynı zamanda MHP Genel Başkan yardımcısı Yaşar Yıldırım vardı. MHP grubu adına Diyanet İşleri Başkanlığı üzerine görüşlerini aktarıyordu.

Konuşmasında; “Şimdi, burada tartışıldı, dendi ki: Efendim, Diyanet dünyanın her yerine cami yapıyor. Bunları yapan Diyanet Vakfıdır. Diyanet Vakfının en son aldığı, cami yaptırma kararı Kerkük’deki Akıncı Camisi’dir. Biz de vesile olduk. Diyanet Vakfı bağışlarla ayakta durur. 1’er lira verenler vardır ama o 1’er lira çok bereketli 1’er liradır, 1’er lira çok fazla bereketlidir. Bunun yanı sıra, Diyanet Vakfına 300 milyon dolar veren olmuştur. Kim vermiştir? Allah rahmet eylesin diyorum, eski Başbakanımız Bülent Ecevit vermiştir. Medine’de dedesinden kalan 300 milyon dolarlık arsanın -o gün satılmış- parasını Diyanet Vakfına vermiştir.” [1]

Bunları duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım. Yıllarca sosyal demokratların adını dağa taşa yazdıkları Karaoğlan, Alevilerin halen dahi kendisine laf söyletmedikleri Ecevit, 300 Milyon doları Diyanet Vakfına bağışlamış. Hemen bu bilginin doğru olup olmadığını kontrol ettim, meğer haber vaktiyle gazetelere haber dahi olmuş.

 

Devletten devasa bütçe alan Diyanet’e verdiğimiz vergiler yetmemiş gibi bu defa da neredeyse tüm Alevilerin oy verdiği, peşinden koştuğu Başbakan Bülent Ecevit tüm bütçesini amacını “Diyanet İşleri Başkanlığının faaliyetlerine destek olmak, “ [2] olarak ilan eden ve her daim başkanı Diyanet İşleri Başkanı olan yani aynı amaca hizmet eden Diyanet Vakfına aktarmış.

Bunu duyduğumda hayretler içerisinde kaldım. Ecevit’e yönelik bakışım belliydi. Kendisi hakkında Ecevit’i savunmak diye bir eleştiri yazısı da kaleme almıştım. Yani benim için hayal kırıklığı oluşturacak bir durum yoktu ama buna rağmen yine de hayretler içerisinde kalmış kendim açısından olmasa da Alevi toplumunun sırtından hançerlendiği hissini yaşadım.

Coronovirüs salgınıyla karşı karşıya kaldığımız şu günlerde tüm ibadethaneler; Camiler, Kiliseler, Cemevleri, Sinagoglar ve dahi Kâbe kapatılmış durumda. Toplu ibadetler yasaklanmış durumda ama Hastaneler dolu ve yetersiz, insanlığa hizmet verecek olan bilim insanları yetersiz durumda. İşte bu günlerde insanlığın önceliğinin dine yatırım değil, eğitime, bilime ve sağlığa yatırım olduğu bir kez daha anlaşılmış oldu.

Ama ne yazık ki bu ülkede sosyal demokrat ve bilime önem verdiği zannedilen Başbakan Bülent Ecevit dahi servetini eğitime, bilime ve sağlığa değil dine bağışlamış.

Peki bu durumu nasıl yorumlamak gerekirdi, benim açımdan durum netti; Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Diyanet hangi amaçla kurulmuş ve bu devlet nasıl Türk ve Sünni makbul insan temeline oturtulmuş ise Ecevit de bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesine bağlı bir kişi olarak gereğini yerine getirmenin hizmet aşkıyla gayet huzurlu ve mutlu bir şekilde bunu yapmıştı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin esas aldığı makbul insan yaratma (Sünni Türk) projesinin bir numaralı kurumu Diyanet İşleri Başkanlığıdır.

Esas mesele bunu göremeyen ya da görmek istemeyen sosyal demokratlar ile daha da önemlisi bu devlet aklının kendilerini asimile etmek olduğunu fark edemeyen Alevilerdir.

Sosyal demokratların ve de Alevilerin savunması, mücadelesini vermesi gereken devlet yapısının ve aklının bu olmadığını; esas savunulması gerekenin gerçek anlamda laik ve demokratik bir Cumhuriyet olduğunu bir kez daha Ecevit örneği bize hatırlatmış oldu.

Ecevit öldü gitti ama bugün de Aleviler hala Ecevit zihniyetinin peşinde koşmaya devam ediyorlar. Bugün Ecevit’in yaptıklarını öğreniyoruz, yarın da bunların yaptıklarını öğreneceğiz.

Umarım bu, hepimizin gerçekle yüzleşmesine vesile olur.

22 Mart 2020

Aşk ile

Ali KENANOĞLU

 

[1] Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 27. Dönem 3. Yasama Yılı 36. Birleşim 17/Aralık /2019 Salı MHP Grubu adına Yaşar Yıldırım konuşması

[2] https://tdv.org/tr-TR/kurumsal/