Ecevit’i savunmak

Ecevit’i savunmak

Her hafta bir ya da birkaç katliamın yıldönümünde katliam yapanları lanetliyor, kaybettiğimiz canlarımızı ise anıyoruz. Yakın ve uzak tarihimizde katliam yaşamadığımız hafta yok gibi. Bu hafta yakın tarihimizin iki acı ve vahşi katliamının yıldönümündeyiz. Birincisi 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında yapılan Maraş Katliamı, ikincisi ise 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan Cezaevleri Katliamı.
19 Aralık günü Twitter hesabımdan bu iki katliamın ortak özelliğinin her iki dönemde de Bülent Ecevit’in Başbakan olduğunu ve bu katliamlarda Bülent Ecevit’in sorumluluğunun unutulmaması gerektiğini yazdım. Bunun üzerine kimi canlar tepki gösterirken, kimisi ise katliamı lanetlerken Ecevit kısmını görmemezlikten geldi. Her yıl katliam lanetlenirken bizim Alevi canlar Bülent Ecevit’i bu lanetin dışında tutmaya özen gösterirler.
19 Aralık Cezaevi Katliamını o günlerde bize nasıl başarılı bir operasyon olduğunu yazan o günün tabiri ile “boyalı basın”,  bugünlerde ise günah çıkartır gibi nasıl bir katliam olduğu yönünde belgeseller göstermekte ve haberler yapmaktadır. Gerçeği ancak 12 yıl sonra itiraf edebilmektedir. Bu durum bize o gün olduğu gibi bu gün de o “boyalı medyanın” yazdıklarına, söylediklerine inanmamamız gerektiğinin önemli bir ispatıdır. Çünkü bunlar bugün övdükleri operasyonları, tutuklamaları ve katliamları 10-15 yıl sonra yine itiraf etmek zorunda kalacaklar.
19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın bizzat talimatını veren Hükümetin Başbakanı Bülent Ecevit’dir. Hikmet Sami Türk’de onun DSP’li Adalet Bakanıdır. Bülent Ecevit bu katliamı başarılı bir operasyon olarak nitelemiş ve katliamı yapanları kutlamıştır.
***
19-26 Aralık 1978 Maraş Katliamı’nın yapıldığı dönemde ise Başbakan yine Bülent Ecevit’tir. Bu katliamı yapma talimatı bizzat Bülent Ecevit’den gelmemiş, ancak bu talimatın devletin organları (MİT) tarafından hazırlandığı ve/veya bilgileri dâhilinde olduğu Ecevit’in çekmecesinde gizlediği öldükten sonra ortaya çıktı. Karaoğlan bunları biliyordu da çekmecesinde niye gizliyordu? Devletin bekası için miydi, yok sa gücü yetmediği için miydi? İyi ihtimali düşünürsek; gücü yetmiyorsa bu vahşi katliama sessiz kalarak, gerçekleri gizleyerek ortak olmuyor muydu Sayın Ecevit?
Neyini savunacağız ki Ecevit’in, cemevlerini ibadethane kapsamı dışında tutan Bakanlar Kurulu kararının Başbakanı da yine Bülent Ecevit’dir.
Ecevit peşinden koştuğumuz Karaoğlan’dı, Alevileri CHP ile tanıştıran, Alevilerin CHP’ye oy vermeye başlamasına vesile olan kişiydi.
Dertli Divani’nin bir deyişi var; “….bizden geçinen kalleşler döner gelir bizi taşlar”
Aleviler korku politikaları ile saf tutmaya devam ettiği müddetçe;  kendi tarihlerini yazmadıkları, okumadıkları, kendi gerçekleri ile yüzleşmedikleri sürece, daha çok katliamına sebep olanlara, yapanlara, sessiz kalanlara, o katliamları övenlere alkış tutmaya devam edeceklerdir.

Evrensel Gazetesi /  20 Aralık 2012