Dört parti din ve vicdan özgürlüğünde uzlaşmış

Dört parti uzlaştı

Bu günlerde dört parti uzlaştı haberlerini basında sıkça okumaya başladık. Benim konu edeceğim uzlaşı Milletvekillerinin özlük hakları ile ilgili değil, Doksan yıldır ayrımcılık yaratan Devletin din ilişkilerini düzenleyen bir maddeyle ilgili; “Din, vicdan ve inanç özgürlüğü”
Yeni Anayasa uzlaşma komisyonunda BDP’li Altan Tan’ın Alevilerin din hizmetlerinden yararlanması için maddeye son fıkra olarak “Dini hizmetlerin sağlanması için kamu kaynaklarının kullanımında devlet adil bir dağılımı sağlamakla yükümlüdür ve elverişsiz konumda olan farklı inanç grupları lehine pozitif ayrımcılık hükümleri uygulanır” cümlesinin eklenmesi talebi de AK Parti ve MHP’nin itirazıyla karşılaştı. CHP’nin ise bu ifade üzerinde çekimser kalarak” hele bir düşünelim”  demesi üzerine kabul edilmedi.
Sonrasında yaşanan tartışmalar neticesinde bir metinde uzlaşıldı. Dört partinin uzlaşısıyla madde metninde şu ifadeler yazıldı: “Hiç kimse, ibadet, dini uygulama ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; ya da bunları yapmaktan men edilemez dini inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve inancının gereklerini yerine getirmekten ya da getirmemekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tabi tutulamaz.
Devlet, işlem ve eylemlerinde bütün din ve inançlara karşı tarafsızdır; din, inanç ve kanaatlerin çeşitliliğine dayalı toplumsal çoğulculuğa saygı gösterir.  Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. Din eğitimi ve öğretimi kişilerin kendisinin, küçüklerin ise kanuni temsilcilerinin isteğine bağlıdır”
Peki mevcut Anayasada ne diyor; T.C. Anayasası, 24. madde:VI. Din ve Vicdan Hürriyeti; Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
Mevcut durumla uzlaşılan arasında bir fark yok. Din eğitimi yine okullarda verilecek. Kimin hangi dine mensup olduğunu ve o dinin tarifini yine devlet yapacak. Devlet yine Alevi’ye sen de Müslümansın o yüzden Müslümanlara verilen derslerin tamamı seni de kapsıyor diyecek. Yok ben Aleviyim farklıyım diyene, sen marjinalsin diyecek.
Devlet din hizmetleri vermeye devam edecek, cemevi ibadethane değil zikirhanedir o yüzden devrim kanununa takılıyor ben ne yapayım diyecek.  Tabii bu arada devlet, işlem ve eylemlerinde bütün din ve inançlara karşı tarafsız; din, inanç ve kanaatlerin çeşitliliğine dayalı toplumsal çoğulculuğa saygı göstermiş olacak. Ülkemiz de gayet laik ve demokratik bir ülke olacak!
Din işine Devleti soktuğunuz da nasıl bir tarafsızlıktan bahsedeceksiniz,  nasıl bir demokrasiden ve nasıl bir laiklikten bahsedeceksiniz, zaten 90 yıldır böyle bir demokrasi ve böyle bir laiklik içinde yaşamıyor muyuz. Bütün bu yaşadığımız ayrımcılıklar, yok saymalar bu sahte laikliğimizden ve bu sahte demokrasimizden kaynaklı değil mi?

Evrensel Gazetesi /  23 Mayıs 2013