Demokrasicilik oyunu

Demokrasicilik oyunu

Başbakan Gezi direnişi ve akabinde polis şiddetiyle gelişen olaylar neticesinde referandum kartını ortaya attı. Nasıl olsa memlekette asker çok, zaten her Türk de asker doğuyor. Kimi Mustafa Kemal’in askeri, kimi Tayyib’in askeri. Tayyip Erdoğan’da kendi askerlerine güveniyor ve ‘Görün bakalım’ yapıyor?
Sayın Başbakan şimdi referandum kararı alarak demokrat mı oldu, demokrasiyi mi tesis etti ? Bırakın referandum gibi sakin ve gayet demokratik bir süreci, insanların öldürüldüğü, bizzat Başbakanın şikayetçi olduğu polis şiddetini bile korkularından yansıtamayan bir medya ile mi gideceğiz bu özgür demokratik referanduma!
Roboskî de insanlar katledilmiş ve duymayan sağır sultan kalmamışken bile bu medya korkusundan haber yapamadı. Taksim’de, yurdun birçok yerinde yaşanan polis şiddetini veremedi, Çağlayan Adliyesinde avukatların yaka paça gözaltına alınışını hiç göremedi. Gören ve yayınlayan televizyonlara ise cezalar yağdırılarak susturulmaya çalışıldı.
Hadi medya verdi diyelim, hangi üniversite görevlisi, akademisyen, aydın, yazar-çizer Gezi Parkı’nın, park olarak kalması lehinde konuşacak ve referandumda kamuoyuna sağlıklı bilgi aktaracak. Kim cesaret edecek böyle bir şeye, başına neler geleceğinin herkes farkında değil mi?  Konuşacak olanlar da zaten marjinal ve çapulcu ilan edilmedi mi?
twitterden mesaj atan gençlerin gözaltına alındığı, demokratik protesto hakkını kullananların polis şiddetine maruz kaldığı, polisin insanların kafasına nişan alarak hedef gözettiği ve görgü tanıklarının ifadelerine göre de polisin öldürdüğü, ancak tespit edilemediği, çünkü tespit edilemesin diye kasklarındaki numaraların kapatıldığı bir demokratik ülkede yaşıyoruz!
Şimdi biz, ülkenin tüm demokratik kanallarının kapatılmış olduğu bir ortamda demokrasi oyunu oynayacağız. Yemezler.
Referandum için gerekli sağlıklı, özgür ortamı sağla da görelim bakalım ne oluyor. Kaldır barajı, kaldır basın ve kamuoyu üzerindeki baskıyı tehdidi, sonra koy sandığı da gör bakalım ne oluyor? Yüzde 10 barajıyla ülkeyi parti kutbuna mecbur bırakıyorsun sonra ‘sandıkla geldim’ demesini biliyorsun. Yüreğin varsa, kendine güveniyorsan barajı kaldırıp demokratik ortamı sağlar ve seçime gidersin.
Hem sonra niye sadece Gezi Parkı için referandum? Neden Dersim’deki barajları Dersimlilere sormuyoruz, Fırtına Deresi, Tozanlı Vadisi, Kelkit Vadisi, Kaz Dağlarındaki orman talanları, Van Erciş’teki TOKİ nin ağaç katliamını, Allioni, Karaburun, Karadeniz sahili, Tortum, Kuzguncuk Bostanı, Loç Vadisi projesi, Akkuyu, Amasra, Elmalı Abdal Musa taş ocakları, İkizdere, Hasankeyf ve Ilısu baraj projesi gibi birçok projeyi neden referanduma götürmüyorsunuz? Yoksa bütün sağladığın güç ve korku ortamına rağmen oradaki askerlerine güvenmiyor musun?
Referandumsa ülkedeki tüm doğa projeleri için referandum yapılmalı. Referandum gerekli özgür ve demokratik ortam sağlandıktan sonra yapılır. Aksi takdirde senin bu referandumun Saddam’ın yaptığı seçimlerle, Kenan Evren’in yaptığı Anayasa referandumundan başka bir şeye de benzemez.
Artık foyan ortaya çıktı, kimse senin demokrasicilik oyunlarını yemez. Seni ve partini de çok demokrat zanneden o kör dünya kamuoyu bile senin sayende öğrendi.

Evrensel Gazetesi /  13 Haziran 2013