Cem Özdemir’in Tokatlılığı

Cem Özdemir’in Tokatlılığı

Cem Özdemir, Tokat’ın Pazar İlçesi’ne bağlı Kaledere Köyü’nden. Özdemir Partisinin eş başkanı olduğunda köylüleri gurur duyduklarını söylemiş, Tokat yerel basını da “Tokatlı Obama” diye sunmuştu.  Almanya’nın Ermeni soykırımı tasarısını kabul ettikten sonra Merkel’e laf söylemeyi göze alamayanlar Tokat’lı Cem Özdemir’e saldırmayı marifet saymaya başladılar.

İşi öyle bir noktaya getirdiler ki Cem Özdemir’i Tokatlılıktan ihraç etmek gibi saçma sapan bir karar alma sürecinin içerisine girdiler.

Tokatlı bir Ermeni olan Agop Arslanyan Halter Şampiyonu olduğunda “İstanbul’dan Agop Arslanyan” diye tanıtıldığında kürsüye çıkıp “Ben Tokat’lıyım” diye düzeltmiştir. Daha sonrada “Adım Agop Memeleketim Tokat” isimli kitabı yazmıştır. Bu bağ öyle sizin atmanızla olacak iş değildir.

Cem Özdemir’e yönelik tehdit, hakaret ve linç girişimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinden sonra başladı. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Erdoğan’ın sözlerini talimat kabul edenler harekete geçtiler. Bunun üzerine Tokat Pazar ilçe Belediyesi Cem Özdemir’i hemşerilikten çıkartmak için harekete geçti. Güya mecliste karar alıp hemşerilikten atacaklarmış.

Tokatlılar sanki hep aynı şeyi düşünüyormuş gibi bu girişime karşı kimseden aykırı bir yazı, söz ve yorum gelmedi. Şüphesiz ki herkes ve tüm Tokatlılar aynı fikirde değil, ancak birilerinin bu tür ortamları iyi değerlendirip tepki verenleri anında hedef göstereceklerini bildikleri için susmayı tercih ediyorlar.

Bunun üzerine bende bu karara tepkimi belirten bir Tweet attım. Attığım twitte “Tokat Kebabı”na atıfta bulundum. Zira Tokat Kebabı Ermenilerden günümüze ve Tokat’a miras kalan önemli bir övünç kaynağımızdır. Konu Ermeninin adı, canı olduğu zaman dışlamayı biliyorlar, Ermenin mezarını talan etmeyi ve köşe yazılarına konu olmuş Ermeni Mezarlığının halini görmezden gelebiliyorlar ama mesele Ermeni’nin Ülkemize, Tokat’ımıza kattığı değerler olduğu zaman nemalanmayı, onlara sahip çıkmayı da elden bırakmıyorlar. Tepkim bunaydı, tepkim Tokat Kebabını sahiplenirken onu bize miras bırakan Ermenilerin hatıralarını yok sayanlaraydı.  Bu kapsam dışında kalıpta kırdığım hemşerilerim olduysa onlardan özür dilerim. Ayrıca iddia edildiği gibi ben tüm Tokatlıları zan altında bırakmadım, herkes kendisini iyi biliyor üstüne alınması gerekenlerde zaten üstüne alınmış durumdalar.

Tepki Tweetimi haber yapan bir yerel gazetenin haberi sunuş şekli ve sürekli gündeme taşıması, bana karşı tepki örgütlenmesine bizzat soyunması ne yapmak istediğinin ispatıdır. Bunu tartışmak istemiyorum. Tepkime cevap verenlerde “Ermeni komşuları” olduklarından bahsediyorlar, bırak Tokatlılığı “vatandaşlıktan çıkartalım” diyenler falan filan… Kimse o Ermeni komşularınıza ne oldu diye sormuyor, yüzyılın başında Tokat’ta 70 bin nüfus olduğu bilinen Ermenilere ne oldu, bunlar buharlaştı mı, bunun izahını yapma ihtiyacı duymuyorlar. Ermeni mezarlığı niye o halde bunun cevabını vermiyorlar. Bildikleri en kolay işi yapıyorlar; atın atın atın.. .

Hemşerilikten atın, Vatandaşlıktan atın, köyünden kentinden atın. İyi de herkes sizin gibi düşünmek zorunda mı? Tüm Tokatlılar ve Tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları sizinle aynı fikirde olmak zorunda mı?

Cem Özdemir haklıdır ya da haksızdır, eksiktir ya da fazladır, bunlar ayrı bir tartışma konusudur. Ancak meselenin bu tarafını tartışmak konuşmak yerine “atın” dediğiniz zaman sizin o eleştirdiğiniz Alman parlamentosundan ne farkınız kalır ki, öyle ya siz onları niye eleştiriyorsunuz; tarihi gerçeği araştırmadan Türkiye karşıtı siyasi bir karar aldıkları için. Peki siz ne yapıyorsunuz Belediye Meclisinden aldığınız bir kararla Cem Özdemir’i Tokatlılıktan – Hemşerilikten atmaya kalkıyorsunuz.

Memleket bir unvan, rütbe değildir ki öyle alınıp verilsin, atılıp satılsın. Cem Özdemir günahıyla, sevabıyla Tokat’lı dır, tıpkı Agop Arslanyan gibi, tıpkı zoraki memleketini terk etmöek zorunda kalanlar gibi. Kimsenin bu kimliği onun elinden almaya hakkı da yetkisi de yoktur.

Aşk ile

08.06.2016

Ali Kenanoğlu

 

——————————————————————————–

Köylüleri ‘Tokatlı Obama’dan umutlu

Almanya’da bir siyasi partinin başına geçen ilk Türk kökenli siyasetçi Cem Özdemir, Tokat’ın Pazar İlçesi’ne bağlı Kaledere Köyü’ndeki hemşehrilerinin gururu oldu.

Babası Abdül Özdemir”in doğup büyüdüğü, kendisinin de zaman zaman ziyaret etitği Kaledere Köyü’nün sakinleri, Cem Özdemir”in daha büyük başarılara imza atacağına inandıklarını belirtti. Kaledere köylüleri, “Tokatlı Obama” dedikleri hemşerileri Cem Özdemir’i en kısa zamanda yeniden aralarında görmek ve onunla kucaklaşarak zaferini kutlamak istediklerini söyledi.

Önce Avrupa Parlamentosu milletvekilliği ile dikkat çeken ve ardından geçen hafta yapılan kongrede Claudia Roth ile birlikte Alman Yeşiller Partisi”nin eş başkanlığına seçilen ve “Almanya’nın Obaması” diye nitelendirilen Cem Özdemir, en çok Tokat”ta babaocağındaki hemşerilerini sevindirdi. Almanya”da dünyaya gelmesine rağmen, babasının doğup büyüdüğü Kaledere Köyü’nü gençliğinde sık sık ziyaret eden Cem Özdemir”le köydeki akrabaları ile hemşerileri büyük gurur duyduklarını belirtti.

BABASI YOKSULLUK NEDENİYLE ALMANYA”YA GİTTİ

Kafkas göçmeni Çerkez bir ailenin çocuğu olan Cem Özdemir”in babasının, 1960″lı yıllarda Almanya”ya işçi olarak gittiğini belirten köyün yaşlılarından 75 yaşındaki Emir Hekim, şunları söyledi:

“Almanya”nın işçiye ihtiyacı olduğu dönemde, herkesin olduğu gibi Cem’in babası Abdül Özdemir’in de maddi durumu zayıftı ve işçi olarak Almanya”ya gitti. Orada İzmirli bir ailenin kızı olan Nihal hanım ile tanışıp evlendi. Bu evlilikten Cem dünyaya geldi. Türkiye”den işçi olarak giden bir köylümüzün oğlunun Almanya”da milletvekili olması ve parti lideri seçilmesiyle iftihar ediyoruz.”

“İKİ DÜVELİ BAĞLADI YAVRUM”

Cem Özdemir”in köydeki akrabalarından, babasının teyzesi olan 80 yaşındaki Nazmiye Seyhan, yeğeninin eş başkan olduğunu duyunca sevinç gözyaşları döktüğünü söyledi. Cem Özdemir’in başarısını televizyonlardan takip ettiklerini anlatan Nazmiye Seyhan, şunları söyledi:

“Cem en son 4 sene önce köye geldi. Vazifesi nedeniyle sürekli gelemiyor ama köyden ve bizlerden hiç kopmadı. Eş başkan olması bizleri çok mutlu etti. Allah iki devlete de hayırlı etsin, iki ülke arasında bağlantı oldu. Çocukluğunda da akıllıydı, amaçları vardı. Küçükken, “Okuyacağım, kazanacağım, gelip sizi gezdireceğim” derdi de gülerdik. Köyünü, memleketini, Tokat”ı unutmadı, unutmaz da. 4 yıldır görmüyorum. Sesini duysam yeter. Televizyondan haberleri dinliyordum, Yeşiller Partisi’nde Cem Özdemir kazandı denildiğinde sevincimden bayılacaktım. Babaannesi, dedebi göremedi yavrumuzun iki düveli birbirine bağladığını.”

ÇOCUKKEN EŞEĞE BİNMEYİ SEVERMİŞ

Çocukluğunda her yaz köyüne tatile gelen Cem Özdemir”i anlatan Kaledere köylülerinden Yusuf Bakraç, onun en büyük merakının eşeğe binmek olduğunu söyledi. Yusuf Bakraç o günleri şöyle anlattı:

“Cem ailesiyle her yaz dedesinin, babaannesinin yanına tatile gelirdi. Yazları çocukluğu köyde geçti sayılır. Köye geldiğinde eşeklere binmek isterdi. Bir fırsatını bulup hemen eşeğe bindiğini hatırlıyorum. Almanya”da elde ettiği başarı ile gurur duyuyoruz. Hem Almanya hem Türkiye için hayırlı olmasını diliyorum.”

40 haneli ve 110 nüfulu Kaledere Köyü’nün muhtarı Kazım Bozkurt ise, “Köyümüzden gurbetçi olarak Almanya”ya giden, bizden biri olan Cem”le iftihar ediyoruz. Bu başarısından sonra köyünü tekrar ziyaret etmesini bekliyoruz” dedi.

KALEDERE KÖYÜ

CEM Özdemir’in babaocağı Kaledere Köyü, daha önce Tokat’ın Turhal İlçesi’ne bağlıyken, Pazar’ın ilçe olmasıyla oraya bağlandı. Pazar İlçcesi’ne 15, Tokat’a 40 kilometre uzaklıktaki köy, iki tarafınde dere ve arkasında da kale bulunması nedeniyle Kaledere adını almış.

Köy halkının ağırlıklı kesimini Kafkasya’dan göç eden Çerkezler kökenliler oluşturuyor. Yoksulluk nedeniyle çok sayıda kişi yurt dışına ve başka illere göç etmiş. 1980’li yıllarda ise Çerkezler ve Karadenizli aileler arasında zaman zaman çıkan anlaşmazlık da göçü hızlandırmış.

Kaledere Köyü’nde halen 40 hane ve 300 nüfus bulunuyor.

20.11.2008  – Haber: Yüksel MENEKŞE

http://www.hurhaber.com/koyluleri-a-tokatli-obamaa-dan-umutlu/haber-157540

 


 

Tokat’ta utanç manzarası

Amberin Zaman  Amberin Zaman / Taraf Gazetesi

Geçenlerde Türkiye’nin gıda deposu olarak da bilinen, yemyeşil, misler misi Tokat’taydım. Tokat, özellikle 1915 öncesi Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir kentti. Tarihçi Osman Köker’in derlediği altın değerindeki “Yüz Yıl Önce Türkiye’de Ermeniler” adlı esere göre 1914’te yapılan nüfus sayımında Ermeni nüfusu kent merkezinin üçte birini teşkil ediyormuş. Tokat Sancağı’nın tümünde ise sayıları 22.733 imiş. Yedi tane Ermeni kilisesi varmış, bir tane de manastır. 1910 ile 1912 arasında İris adında ilk zamanlar haftalık, sonra da aylık çıkan bir dergileri varmış. 1960’lara kadar –çok da olmasa- yine de Ermeni varmış buralarda. Ancak bugünlerde izlerini bulmak neredeyse imkânsız. Kiliseleri, evleri, okulları, yıkılmış. Geriye kalan nüfus Müslüman kimliği ile hayatını sürdürmeye gayret ediyor. Tabii herkes Ermeni olduklarını biliyor.

Sayıları bilinmeyen Tokat’ın bu ‘gizli’ Ermenileri dertli. İsmini kullanmama koşuluyla görüştüğümüz, iki kimlik arasında sıkışmış vatandaşlardan birisi, sorunların başında oğullarına hanım bulmayı sayıyor. “Kızlarımızı Türkler kapış kapış alıyor, zira bizim kızlarımız çok marifetli” diyor Mösyö X. “Ancak erkeklerimize kız yok, çünkü Müslümanlar Ermeni diye kızlarını vermiyorlar.” (İslamiyet’te yaygın bir yoruma göre gayrimüslim kız almak caizken erkek almak değil.) Peki kendi cemaatlerinden kız bulamazlar mı diye sorunca, Mösyö X başını sallıyor. Bunun sebebi ise Ermeniler arasında son derece çağdaş biçimde yedi kuşak geçmeden önce akraba evliliği olamıyor. “Bizim sayımız az olduğu için hepimiz akrabayız, o yüzden aramızda kız alıp veremiyoruz,” diyor Mösyö X. Hal böyle olunca da erkekler göçüyor, kızlar da iyice asimile oluyor.

Son yıllarda beliren bir diğer sorun ise Belediye’den iş alamama. Birçoğu el emeği gerektiren mesleklerle uğraşan Ermeniler, eskiden ihale yoluyla Belediye’den verilen bazı işleri alabilirken, AKP iktidara geldiğinden beri artık hiç alamamaktan şikâyetçi. “Sadece kendi taraflarına veriyorlar,” diye yakınıyor birisi. Ermeniler dışında da dillendirilen bu iddiayı araştırma, somutlaştırma imkânımız olmadı. Ancak AKP’li Belediye’nin bir büyük ayıbı var ki Tokat’a giden herkes görebilir.

Ermenilerin varlığının neredeyse tek açık kanıtı olan Ermeni mezarlığının durumu tam bir rezalet. Açık duran paslı demir kapısından girer girmez insan pislikleri, kırık bira şişeleri ve envaiçeşit çöp karşınıza çıkıyor. Fotoğraflarla da belgelediğimiz üzere, mezarların hali ise içler acısı. Çoğu otlara boğulmuş. Aradan gözüken mezarlar ise kırılmış. Bazıları tümüyle yıkılmış bir taş yığını şeklinde duruyor. “İnsanlar halen burada altın arıyor” diyor bize Tokat’ta rehberlik yapan Pir Sultan Abdal Derneği’nin yöneticilerinden Muharrem Erkan (Alevilerin sorunları da bir başka yazıda).

Kâğıt üstünde Ermeni vakıfları mı belediye mi mezarlığın bakımından sorumlu, kanunlar, yönetmelikler ne diyor, araştırma fırsatımız olmadı. Ama hiç önemli değil. İslamiyet’in temel ilkelerinden birinin diğer dinlere hoşgörü göstermek olduğunu dindar olmayan Müslümanlar dahi bilir. Bu insanlık ayıbını Tokat’ın AKP’li Belediye Başkanı Adnan Çiçek mutlaka düzeltmeli. Mezarlığın kapısına kilit koydurtmalı, boyatmalı, pislikleri temizletmeli, otları kestirmeli ve Allah aşkına bir iki çiçek, ağaç diktirmeli. Yılın Belediye Başkanı ödülüne lâyık görülmüş, Sayın Çiçek’in bunu kolaylıkla başarabileceğini biliyoruz, zira kenti pırıl pırıl, çok düzenli. Gidenler için artık çok geç, ama bari geri kalan Ermeni yurttaşlarımız için biraz saygı gösterelim. LÜTFEN! HEMEN!

Not: Tokat’ın eski günlerini merak edenlere Aras Yayıncılık tarafından yayınlanan Agop Arslanyan’ın kaleme alınan anıları, Adım Agop Memleketim Tokat’ı hararetle tavsiye ederim.

http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/amberin-zaman/tokatta-utanc-manzarasi/1178/


 

 

Yorumlar

yorumlar