Çekerek’te Yaşanan Doğa Katliamını Meclis Kürsüsünden Dile Getirdik

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu, Tokat’ın Zile ilçesi ile Yozgat’ın Çekerek ilçesi arasında kalan Çekerek Irmağı üzerinde 2015 itibariyle yapımına başlanan 8 ünitelik HES projesinin yol açtığı doğa katliamını ve hukuksuz işleyişini Meclis kürsüsüne taşıdı.

Projenin doğa üzerinde çok ciddi hasarlara yol açtığına vurgu yapan Kenanoğlu, ayrıca ırmağın su kullanım hakkının proje sahibi şirkete geçmesiyle birlikte köylülerin tarımcılık ve hayvancılık için ihtiyaç duydukları suya ulaşmada sıkıntı yaşadıklarını belirtti.

Projenin bilirkişi raporunun projeye ilişkin ÇED Raporunu mahkum ettiğini ifade eden Kenanoğlu, mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararına rağmen projenin hala devam ettiğini dile getirdi.

Kenanoğlu’nun konuya ilişkin şunları söyledi


Arkadaşlar,

Memleketim olan Tokat’ın Zile ilçesi ile Yozgat’ın Çekerek ilçesi arasında, bir Çekerek Irmağı üzerinde 8 adet HES yapılması projesi 2015’te başlatıldı. Oradaki Tokatlı ve Yozgatlı köylülerin ve çevre aktivistlerin eylemleri sonucunda bu projeden vazgeçildiği duyuruldu 2015’te fakat arkasından, 2016 yılında bu projeler tekrar hayata geçirildi ve acele kamulaştırma kararı alındı. Arkasından köylüler bu karara karşı dava açtılar ve yürütmeyi durdurma kararı aldılar. Bu yürütmeyi durdurma kararına rağmen acele kamulaştırma yapılan alanlarda kanuna aykırı bir şekilde çalışmalar sürdürülmeye devam etti, bir taraftan da dava sürdü. Şimdi, geçtiğimiz günlerde yani 5 Kasım 2018’de Çekerek Irmağı’yla ilgili bilirkişi raporunu açıkladı ve bilirkişi raporunda diyor ki: “Bu ÇED raporunda birçok konu sadece başlık olarak ele alınmış ve hiç irdelenmemiş. İnşaat sırasında ortaya çıkan arkeolojik buluntularla ilgili bölge koruma kurulundan gerekli uygunluk yazıları alınmadan bu işlemlere devam edilmiş. Köylülerin su kullanım hakkı, tarım ve hayvancılık için ayrılan miktar mevcut durum üzerinden kurgulanmış, tarım ve hayvancılığın artma ihtimali göz ardı edilmiştir. Havza içindeki su miktarının yıllara göre düşüyor oluşu üretici ve hayvancılık için sorun teşkil etmektedir.” Bilirkişi raporu bunları söylemesine rağmen hâlâ Çekerek Irmağı etrafında bu durum, buradaki çalışmalar devam etmektedir ve oradaki, bölgedeki güvenlik güçleri, jandarma da burada şirketlerin koruması gibi davranmakta, köylüler ile şirket arasında burayla ilgili âdeta duvar örmüş ve bütün çalışmalarını, bütün tarafını da şirketler lehinde kullanır durumdadır. Köylülerin mağduriyetini giderebilecek kanun, hiçbir şey yok çünkü alınan kararlar da hiçbir şekilde tanınmıyor ve uygulanmıyor. Yasaya aykırı bir şekilde, mahkeme kararına aykırı bir şekilde de şu anda kamulaştırılan alanlar yani kamulaştırılması iptal edilen tarlalarda çalışma sürüyor, mülkiyet hakkı düşürüldüğü zaman bunun da bu şekliyle ele alınması gerekir.

Ayrıca Dersim, Lice, Kulp, Nusaybin bölgelerinde geçtiğimiz yaz aylarındaki orman yangınları, doğa tahribatı, çevre tahribatı âdeta seyredilmiş, önce askerî operasyonlarla bu yangınların çıktığı ifade edilmiş, söylenmiş, arkasından da bu yangınları söndürmek için oralara gitmeye çalışan köylüye dahi izin verilmemiştir. O ormanlarla birlikte o ormanların içerisinde bulanan börtü böcek, bütün canlılar da tahrip edilmiş, yanmış, yakılmıştır. Bu, çevreci anlayışın ortaya konduğu çok net bir yaklaşım olarak da önümüzde durmaktadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.”