Büyükşehir Yasası İnanç Gruplarına Müdahalenin Önünü Açıyor

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu, 26 Aralık tarihinde Meclis Genel Kurulu’nda gerçekleştirmiş olduğumu konuşma kapsamında Büyükşehir Yasası‘nın başta Aleviler olmak üzere inanç gruplarının hürriyetine müdahele ettiğine dikkat çekti.

Bu yasanın başta Aleviler olmak üzere örneğin Süryaniler açısından da mağduriyetlere yol açtığına değinen Kenanoğlu, inanç gruplarına ait mülklere bu yasa sebebiyle hazine tarafından el konulduğunu söyledi.

Bu yasanın inanç özgürlüğünü yoksaydığını ve inanç gruplarına müdahalenin önünü açtığını söyleyen Kenanoğlu,  Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapılması bağlamında tartışılan kanun teklifinin 6. maddesinin bahsi geçen soruna çözüm üretmesi noktasında yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.


Bu Büyükşehir Yasası’nın getirdiği köy tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılmasıyla ilgili ayrıyeten mağduriyet yaratan bir durum var. 
    Bir köyü bağımsız kılan en önemli unsur mal edinebilme ve yerel varlıklar üzerinde tasarruf hakkı olmasıdır. Daha önceden getirilen 6360 sayılı Kanun’la, büyükşehir yasasıyla bu köylerin tüzel kişilikleri ve mal edinme ya da mevcut mallar üzerindeki hakları, bunlar üzerindeki mülkiyetleri de ortadan kaldırıldı ve bunlar bir büyükşehir yasasıyla belediyelere, hazineye ya da işte orada kurulan bir komisyonla ilgili birimlere aktarılması yönünde bir uygulama da başlatıldı. Tabii, bu şöyle bir şeye yol açıyor, bunun en önemli sorunu şuydu: Örneğin Süryanilere ait kiliseler ve manastırlar… Çünkü köylerde bunlar köy tüzel kişiliklerine ait ve bu yasadan sonra örneğin Mardin’de kilise, manastır, mezarlık ve bağlı tapuların yani bunlara bağlı malların, taşınmazların 110 tanesi bu yolla hazineye devredildi, oradan da Diyanet İşleri Başkanlığına teslim edildi. Daha sonra kamuoyundaki yoğun tepkilerle bununla ilgili birtakım geri düzenlemeler yapıldı ve 54 tanesi iade edildi ilgili vakıflara ancak bunun tamamı düzeltilmiş değil, Süryanilerin mallarının bu kanundan kaynaklı olarak hâlen dahi hazinede ya da belediyede ya da ilgili, kendilerinde olmayan kurumlarda olduğunu belirtmek gerekiyor. 
    Ayrıca, bununla ilgili sıkıntı yaşayan diğer bir inançsal topluluk da Alevilerdir çünkü Alevi köylerinde cemevleri dernek ya da vakıf mülkiyetinde değil, çoğunlukla muhtarlıklara bağlı yani muhtarlığın mülkiyetinde olan, köyün ortak malı olan bir yere yapılan ibadethaneler ve o Alevi köyünde de insanlar orada inançlarının özgünlüğü çerçevesinde bu cemevlerini yönetiyorlar ve burada inançlarını, ibadetlerini kendi imkânlarıyla yerine getiriyorlar. Büyükşehir kanunuyla birlikte bu cemevlerinin mülkiyetleri de o köy tüzel kişiliğinden çıktı, ya ilgili ilçe belediyesine geçti, eğer merkeze bağlıysa büyükşehir belediyesine geçti veya da buradaki yapılan komisyonla başka bir kuruma aktarıldı ve bu da aslında ibadethanelere ayrı bir el koyma yöntemi olarak kamuoyunda değerlendiriliyor çünkü çıkarttığı sonuç böyle bir şey. Bu da tabii, inanca müdahale oluyor yani oradaki Alevi köyünün kendi inançsal çerçevesinde yönettiği cemevini başka bir inanca mensup belediye başkanının uhdesine geçmesi ya da oradaki meclisin uhdesine geçmesi bu inancın özgünlüğüne ve oradaki inanç özgürlüğüne de müdahale olarak görmek gerekiyor. Bu şekilde, bu yasada aslında bu 6’ncı maddeyle ilgili, bu konuyla ilgili düzenlemeler getirilmesi gerekiyordu, bu maddeye konulabilirdi, konulmamış. Esas mağduriyetin burada yaşandığını ifade etmek isterim.”