Biz şaşırmadık

Biz şaşırmadık

Başbakanın Adalet eski Bakanı Sadullah Ergin’le arasında geçtiği söylenen ve bizzat Başbakanca da doğrulanan bir ses kaydı yayınlandı. Bu ses kaydında Başbakan, Adalet Bakanına Aydın Doğan ile ilgili yürüyen bir davadan dolayı talimat veriyor ancak talimatın yerine getirilemediği çünkü Hakimin Alevi olduğu söyleniyor.
Burada üzerinde durulması gereken birden fazla sorun vardır. Bunlardan birincisi ve bizi en çok kaygılandıranı Başbakanın bir davanın sonucuna yönelik karar vermesi ve bizzat kendini hakim yerine koymasıdır. Neyse ki henüz tavsiye edemedikleri Alevi hakimler varmış ki bu talimatı yerine getirilmemiş.
İkinci husus ise hakimlerin inançlarına göre fişlenmesidir. Hakimin Alevi olduğunun bilinmesi ve Adalet Bakanı nezdinde fişlendiğinin dile getirilmesidir. Biz bu duruma hiç şaşırmadık, ilk defa duyduğumuz bir vaka değil. Daha önce bizzat Başbakan, 2010 referandumunda Alevi hakimleri, savcıları zaten hedefine koymuştu. Paralel ortaklarıyla el birliği içinde yargıyı tekellerine geçirmek ve Alevi yargıçlardan temizlemek için o referandumda her türlü ajitasyona başvurmuşlardı. Biz o referandumda bu günleri görerek HAYIR diyeceğimizi ilan ettiğimizde kimi demokrat(!) Alevi canlar dahil olmak üzere bize saldırıya geçmişler hatta bizzat ismimi vererek gazetelerde hedef göstermişlerdi.
Biz bu hükümet döneminde Alevilerin aş-iş sorunu yaşadıklarını, devletin etkili ve yetkili organlarından Alevilerin uzaklaştırıldığını, pasifize edildiklerini, çoğu yerde ise işten atıldıklarını hep söylüyoruz. Biz devletin her biriminde kimin Alevi olduğunun bilindiğini Alevilere yönelik topyekün bir fişleme yapıldığını biliyoruz. Biz bunlara şaşırmıyoruz. Esas şaşırdığımız bunların bu işleri bu kadar yüzsüz bir şekilde yapması olmuştur. Esas şaşırdığımız bu yüzsüzlüğün savunulmasıdır. Esas şaşırdığımız bir taraftan Alevi kardeşlerim diye nutuk atarken diğer taraftan da Alevilere bu zulmü reva görmendir. Esas şaşırdığımız yüzdesi çok az da olsa hâlâ size oy veren ve sizden medet uman Alevilerdir.
Tabi ki üçüncü sorun da bir başbakanın yasa dışı bir şekilde dinlenmesidir. Ortaya dökülen işler, konuşmalar o kadar rezilce ki, bu rezillikleri yasa dışı dinleme diyerek ört bas edemeyiz. Aslolan önce bu rezaletin hesabının verilmesidir.
Siz devlet yönetimindeki güçler ayrılığını ortadan kaldırıp, yasama ve yargıyı da yürütme(!)nin hizmetine sunarsanız, kimse bu yasa dışı dinlemelerin meşruluğunu sorgulamaz. Hatta etrafımda bulunan bir çok insan iyi ki dinlemişler, iyi ki de yayınlıyorlar yoksa bunları kim çıkartabilirdi ki demekten kendini alamıyor.
Siz ülkedeki güçler ayrılığını ortadan kaldırırsanız, birileri bu dengeyi oluşturmak için her türlü yolu mübah ve meşru görür.

Evrensel Gazetesi /  07 Mart 2014