Baraj yüzde 50 oldu

Hileli referandum sonucunun uygulanmaya başlamasıyla yüzde 10 olan seçim barajı, dolayısıyla da hükümet olma barajı yüzde 50’ye çıkacak.

12 Eylül faşizmi başta Kürtler olmak üzere, sosyalistler ve sisteme muhalif olanların Mecliste temsilini engellemek için yüzde 10 barajını getirmişti.

Yüzde 10 barajı yüzünden onlarca yıldır sol, sosyalist muhalifler, kimi muhafazakar İslamcı partiler ve en başta da Kürtler parlamentoya giremiyorlardı. Kürtler belirli bir coğrafyada toplu halde yaşama avantajlarını kullanarak baraj engelini bağımsız adaylar yoluyla aşmaya başlamıştı. Ancak bu bağımsız adaylar gerçek oyu ve gerçek temsiliyeti yansıtamıyordu.

Bu durum karşısında Kürt siyasetçilerin Türkiye sol, sosyalist ve diğer muhalif toplumsal kesimlerle yan yana gelerek kurdukları Halkların Demokratik Kongresi ve akabinde bu kongrenin partisi olan HDP’nin varlığı durumu değiştirmiştir.

HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde yüzde 10 barajını yıkarak yüzde 13 ile parlamentoya girmesi bütün bu projenin ve engellemelerin yerle bir olmasını sağladı. HDP yani Türkiye’de sisteme muhalif olan kesimler 7 Haziran’da sadece parlamentoya girmekle kalmadılar matematiksel olarak hükümet ortağı olabilme ihtimaline de yükseldiler.

İşte bu durum kendisini devletin sahibi olarak görüp, devletin ellerinden gideceğini anlayanların harekete geçmesini sağladı. En başta hükümet kurulmasına engel olundu akabinde çatışmalı süreç başlatıldı ve 1 Kasım seçimleri. 7 Haziran sonrasında hükümetin kurdurulmaması iktidarı ve muhalefetiyle bilinçli bir tercih, HDP’yi ve HDP bileşenlerini kendilerine tehlike gören partilerin ortak mutabakatıydı. Bu mutabakat daha sonra Yenikapı’da ete kemiğe bürünmüştür.

Şimdi 16 Nisan referandumu sonrası ülkeyi yönetecek, hükümet olabilecek olan eşik yüzde 50’dir. Artık yüzde 50’yi alamayan hükümetin kendisi ya da ortağı olamayacaktır. Bu güne kadar sol-sosyalistlerin ve Kürtlerin yaşadığını artık yıllarca barajın düşürülmesine karşı olan elinde imkanı olduğu halde değiştirilmesini istemeyen Ulusalcı, Kemalistler yaşayacaktır.

En çok merak ettiğim ise Ulusalcı Kemalistler hâlâ “bu devlet bizim devletimiz” diyebilecekler mi, dahası bu durum ne zaman kafalarına dank edecek. Çoğu aklı evvel devlet ile vatanı birbirine karıştırıp bu noktadan itiraz edebilmektedir. Bu vatan bu topraklarda yaşayan tüm halkların, tüm inançların, tüm toplumsal kesimlerindir. Ancak bu devlet ki kendince makul ve makbul vatandaş olarak tanımladığı insan tipi dışındaki kesimlere asimilasyonu, inkarı ve imhayı reva görmüştür. Bu muameleye tabii olan kesimlerin bu devlete bizim devletimiz demesini beklemek insan aklına ziyandır. Şimdi bu dışlama ve baskı artık yeni devlet modelinde Laikler, Ulusalcılar ve Kemalistleri de vuracaktır. Çoktandır bu kesimler dışlamaya maruz kalmış olsalar da yüzde 50 barajının olduğu bir durumda hiçbir şansları yoktur. Artık geçmişin devletinin sahibi olan Ulusalcılar, Kemalistler şimdi bu ülkenin sosyalistleri, Alevileri, Kürtleri, Ermenileri, Rumları ile aynı dışlamacı uygulamaya tabi tutulacaklardır. Yüzde 10 barajını bir sopa gibi “biz”lerin üzerinde tutanlar şimdi o sopanın altında yerlerini almaya başladılar bile.  Asimilasyon, baskı, inkar ve imha politikaları kime uygulanırsa uygulansın karşısında durmamız gerekir.  Artık yüzde 50 barajının olduğu bir sistemde dünün egemenleri şimdi bizim yanımızda kendileri yer arayacaklardır.

Buyurun! Çekinerek değil koşa koşa gelin zira sizin derdinizi “biz”lerden başka anlayacak başka kimse bulamazsınız.

Aşk ile…

https://www.evrensel.net/yazi/79110/baraj-yuzde-50-oldu

Yorumlar

yorumlar