Avrupa Alevi Hareketi’ne Yönelik Saldırılara Meclis Kürsüsünden Cevap Verdik

HDP İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu, Avrupa Alevi Hareketi’ne saldırıları Meclis kürüsündeki konuşması sırasında dile getirdi. 2014 yılından itibaren devam eden saldırılar, son olarak bir TV kanalında kaldığı yerden tekrar devam etmiş ve Avrupa Alevi Hareketi çeşitli suçlamalarla itham edilmişti.  Türkiye’deki Alevilerin mevcut siyasal iktidar tarafından belirli bir tanımlama içine sıkıştırıldığını ve bu tanımlamanın dışına taşanların ise Türkiye’yi bölme niyetiyle “Alisiz Alevilik”i yaymaya çalıştıkları iddiasıyla kriminalize edildiklerini dile getiren Kenanoğlu, esas sorunun yani bu yollu ithamların mülhem olduğu durumun ise Avrupa’daki Alevilerin diğer inanç gruplarıyla eşit kabul edilmeleri olarak belirtmiştir.


Konuyla ilgili Meclis konuşmasının metni:

AKP’nin antidemokratik uygulamaları sadece bu kesimi, bizleri hedef almıyor, diğer taraftan da mensubu olduğum biz Alevi toplumunu da hedef alıyor. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında bizim Avrupa Alevi hareketi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu hedef alındı ve bunların Alman devletiyle iş birliği yaptığı, Türkiye’yi bölmeye yönelik faaliyetler yürüttüğü ve bunların Ali’siz Aleviliği yaymaya çalıştığı üzerinden bir hedef alma söz konusu oldu. Bu sadece televizyonda konuşan Genelkurmay Eski İstihbarat Başkanının sözleri değildir, aynı zamanda Tayyip Erdoğan da 2015 yılında bizim 25’inci Dönem Milletvekilimiz Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker için de aynı şeyleri ifade etmişti. Ve Hüseyin Mat, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu mevcut Başkanıyla bugün görüştüm, kendisinin söylediği şudur: “Biz bu iddiada bulunanları istedikleri her ortamda tartışmaya davet ediyoruz, istedikleri televizyon kanalında ya da istedikleri mecrada.” Bu hamle tamamen Alevilerin içine yönelik oynama hareketidir. Avrupa’daki Aleviler orada darıyla demiyle, sazıyla sözüyle, divanıyla inancıyla, itikatıyla, yoluyla, erkânıyla inançlarını yürütmektedirler ve inançlarını yürütürken de Almanya hükûmetinin, diğer Avrupa ülkelerinin tüm inançlara sağladıkları imkânları aynı eşit koşullarda kullanmaktadırlar. Buradakilerin, sizlerin esas zoruna giden, Alevilere verilmeyen buradaki hakların orada verilmiş olması ve orada Alevi toplumunun eşit bir şekilde inancını, ibadetini yerine getiriyor olmasıdır. Çünkü, bu topraklarda siz, Alevileri kendi inançsal çerçevenizde bir yere oturtmaya çalıştınız, bir tanım biçtiniz, o tanım oturmadı ve bunun itirafını 2007 yılında Diyanet İşlerinden sorumlu Başkanı Sait Yazıcıoğlu ifade etti. Dedi ki: “Biz Alevilere bir tanım biçtik, bir tanım yaptık ama bu maalesef olmadı.” dedi. Çünkü sizin sizin istediğiniz tanım kendi Ali’nizi ve Aleviliğinizi yaratmaktı, bu da Alevi gerçekliğine uygun düşmüyordu. Oradan kaynaklı olarak, dernekler kurdurdunuz, Fetullah Gülen cemaatiyle birlikte dernekler kurdurdunuz ve bu derneklere karşı çıkan bizlere de dediniz ki: “Siz Ali’siz Alevi’siniz.” Ondan sonra bu dernekleri 15 Temmuzdan sonra kapattınız. 15 tane Alevi derneği 15 Temmuzdan sonra kapatıldı. Sebebi neydi? Sebebi, bunların FETÖ’cü olmalarıydı yani -bizim dediğimiz gibi- bunların aslında Alevilikle bir alakaları olmamalarıydı. O yüzden bizi o gün onlarla yan yana Ali’siz Alevilikle suçlayanlar bugün de Avrupa’da yaşayan ve inançlarını, ibadetlerini özgürce yaşayan Avrupa Alevi toplumunu da aynı şekilde suçluyorlar. Ne ilginçtir ki kapattıkları Alevi derneklerine yani FETÖ’cü Alevi derneklerine de aynı suçlamayı yaptılar, dediler ki: “Onlar Türkiye’de Ali’siz Alevilik yaratmak istiyordu, bu yüzden kapatıldı.”

Sevgili dostlar, sayın milletvekilleri; netice itibarıyla, biz laikliğin gerçek anlamda uygulanmasını, Türkiye’deki bütün inançların özgür bir şekilde yaşamasını talep ediyoruz.

Dolayısıyla Avrupa Alevi hareketini ya da Alevi temsiliyetinde yer alan kurumlarımızı hiçbir şekilde ötekileştirmek kimsenin faydasına değildir. Bunlar Avrupa’da özgürce inançlarını, ibadetlerini yaşarken biz kendi vatanımızda, kendi topraklarımızda bu inancımızı özgürce yaşayamazken, ibadethanelerimiz, cemevlerimiz ibadethane sayılmazken bunların kabul edildiği, sayıldığı yerlerde bu tür suçlamaları yapmak buradaki Alevi toplumunu da yok saymanın başka bir yönüdür, kriminalize etme çalışmasının başka bir boyutudur, bundan vazgeçilmesi gerekiyor.

Son olarak şunu söylüyoruz ki: Aleviler vardır, Alevilik haktır.