Anşa Bacı ve Veli Baba’ya atılan iftiralar

Anşa Bacı ve Veli Baba’ya atılan iftiralar

Hubyar Sultan’ın yolunu yürütmeye talip olan Veli Baba; “artık Hubyar Sultan evlatları – Dedeleri II. Mahmut’un asimilasyonlarına boyun eğdiler, Hubyar Sultan’ın yolunu ben yürüteceğim” diyerek yola çıktığından sonra çokça iftiraya, saldırıya maruz kalmışlardır.

Veli Baba’nın Hubyar Köyünde Cem yaparken, hizmet yürütürken kurban kazanından köpek yavrusu ölüsünün çıkması Hubyar Ocağında anlatılan ve Veli Baba’ya yönelik atfedilen en yaygın iftiradır. Bu iftira Veli Baba’nın Hubyar Ocağı içerisindeki etkisini kırmaya yönelik olmuş ve  Veli Baba bu iftira ve dedikodusu yüzünden bir daha Hubyar Köyüne gelememiştir. [1]

Hubyar Ocağında bu durumun bizzat Temel oğlu Hıdır tarafından tezgahlandığı anlatılmaktadır. Zira Temel oğlu Hıdır o dönemde Hubyar tekkesi Şeyhliği iddiasında bulunmakta ve bu konuda kendisine rakip olabilecek kişileri de bir bir saf dışı bırakmaktadır.

Zira Temel oğlu Hıdır ağabeyi Temel oğlu Hüseyin’in Osmanlı Şeyhülislamlığı makamından Şeyhlik talebini bertaraf ederek 1871 yılında Hubyar Tekkesi Şeyhliğine Osmanlı Şeyhülislamlık makamının onayıyla ferman alarak oturmuştur.

Veli Baba ile ilgili diğer iftira ise kendisinin “Davulcu” luk yaptığına yani köylerde düğünlerde Davul çaldığına yöneliktir. Ancak Hubyar Ocağında davul çalmak yasak kabul edilmektedir, Hubyarlılar ve Anşa Bacılılar düğünlerinde dahi davul çalmamaktadırlar.  Bugün dahi ne Hubyar Köyünde ne de Veli Baba – Anşa Bacıya bağlı köylerde davul çalınması yasaktır, günah olarak kabul edilmektedir.

Anşa Bacı ile ilgili iftiraların mahkeme tutanaklarına, 19 yy gezginlerinin notlarına ve araştırma dergilerine konu olduğunu görüyoruz.

Bu iftiraların başında Anşa Bacının küçük oğlum Hasan’ı kocası Veli Baba hakka yürüdükten iki yıl sonra doğurduğu yönündedir. Bu iftira 1887 yılında yapılan yargılamalarda Anşa Bacı ve oğulları ile damadına da sorulmaktadır. Oysa Hasan Baba, babası Veli Baba hakka yürüdüğünde bir buçuk yaşındadır.[2]

Anşa Bacı ile ilgili olarak ilginç bir o kadar da komik olan iftira ise ünlü Rus Gezgin Gordlevski’nin gezi notlarına dahi konu olmuştur. Godlevski maalesef ki Anşa Bacılılar ile hiç görüşmeden, Zile’ye dahi gitmeden Sivas bölgesinde duyduklarıyla yetinerek Anşa Bacı hakkında iftira dolu yazı yazmıştır.[3]

Bu iftiraya göre Anşa Bacı geceleri belinde fenerle dolaşıp ortalığı gizlediği el feneri ile aydınlatmakta ve böylece halkı keramet gösteriyorum diyerek kandırmaktadır. Bu yalan ve iftirayı maalesef ki Ocaklar arası çekişmeler nedeniyle kimi Alevi toplulukları da kullanmaktadır. Bununla ilgili bir yazı da Alevilerce çıkartılan Kervan Dergisinin Temmuz 1992 tarihli 17. Sayısında dahi yer almıştır. Bu iftiralara cevabı ise Veli Baba – Anşa Bacı torunlarından Ali Kurt yine aynı derginin Mart 1993 tarihli 25. Sayısında vermiştir.[4]

Anşa Bacıya yönelik ahlaken de atılan iftiralar olup bunlar 1887 yılında yapılan yargılama tutanaklarına ve şikayetlere konu edilmiştir.

Oysa Anşa Bacı yaşadığı dönemde şahsi çıkarı uğruna değil, üstlendiği misyon gereğince temsil ettiği Sıraç toplumunu düşünerek yaşamıştır. Onun çabası Kocası Veli Babanın hakka yürümesinden sonra çocuklarını ayakta tutmak ve toplumuna siyasal, inançsal önderlik yapmaktır.

İftiraların temel nedeni

Anşa Bacıya atılan iftiraların temel nedeni dönemin siyasi koşulları, Osmanlı – Alevi ilişkileriyle doğrudan bağlantılıdır. Kimileri bunu talip kavgası,  çıkar ilişkisi olarak nitelese de gerçek hiç te böyle değildir.

O dönemde Hubyar Ocağı içerisinde Dede sıfatıyla dolaşanlar Osmanlı’dan Şeyhlik beratı alma peşinde koşarken, talip diye niteledikleri Anşa Bacı ise kendi toplumunu Hubyar Ocağındaki asimilasyon baskılarına ve iç asimilasyona karşı korumak telaşı içerisinde Osmanlıyla karşı karşı gelmekteydi.

Nitekim Osmanlıya karşı örgütlenme ve Islama karşı alternatif bir inanç oluşturmak gibi suçlamalarla sürgün cezasına çarptırılarak mücadelesinin bedelini de ödemekten geri durmuyordu.

Tarihin her döneminde bu tip mücadele veren insanlara karşı çıkarcı, menfaatçi birileri çoğu zaman Devlet gücünü de yanına alarak her türlü iftirayı ve karalamayı yapmaktan geri durmamışlardır.

Ancak dönemi içerisinde bu tür iftiralar nedeniyle bedel ödeyenler tarihin akan sürecinde örnek mücadeleleriyle yerlerini her daim almışlardır.

Niyaz olsun Hubyar Sultan yolunu asimilasyona karşı koruyan, kollayan ve yürüten Veli Baba ve Anşa Bacıya

Aşk ile

Ali Kenanoğlu

07.12.2016

[1] Hubyar Sultan Ocağı ve Beydili Sıraç Türkmenleri – A. Kenanoğlu, İ. Onarlı 2002

[2] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y.PRK-ASK Dosya no: 43, Gömlek Sıra No: 104, 1305

[3] Gordlevskiy, V. A. (1962d): “Kızılbaşi”, İzbrannie Soçineniya, c. III, Moskva, İstoriya i Kultura, İzdatelstvo Vostoçnoy Literaturi, s. 201-202.

[4] Kervan Dergisi S. 17 ve S. 25 1992 ve 1993

Yorumlar

yorumlar