Alevilerin Tarihi Başkaldırı Tarihidir

Kenanoğlu’yla Söyleşi: Alevilerin Tarihi Başkaldırı Tarihidir

Kenanoğlu; Erdoğan’da Alevilere karşı nefret var Aleviler, AKP iktidarından kendilerinin yararına bir şey asla beklememektedirler. Yapılan uygulamalar, edilen sözler de bu durumu kanıtlamaktadır. Aleviliğin, reddedilerek dönüştürülemeyeceğini gören Türk-İslamcı devlet yapısı ve özellikle AKP zihniyeti, bundan dolayı yandaş Alevi kurumları oluşturmaya başladı.

  1. Alevi Toplumunda halen bir ayrim görülmektedir. Kimileri Alevi Inancini Hz. Ali ile, kimileri Hz. Alisiz görmektedir. Kimileri Alevi Inancini Islamin icinde, kimileri Islamin disinda görmektedir.

Bu fikir ve düsünce farkliligi da Toplum icinde bir bölünmeye yol acmistir.

Bu sorunu nasil degerlendiriyorsunuz?

Cözüm önerileriniz hangileridir?

Bu tartışmayı inançsal olmaktan çok siyasi bir tartışma olarak görüyorum ben. Çünkü Aleviliği İslamın içi olarak görenlerle İslamın dışı olarak görenler arasında inançsal bir farklılık yok.  Asıl tartışma Aleviliğin değil de İslam’ın ne olduğu ile ilgili olması gerekir. Fakat Aleviler bu konuda oyuna getirilip İslam’I değil de Aleviliği tartışıyor, tartıştırılıyorlar. Alevilerin hiçbirisi Aleviliği Hz.Ali siz görmemektedir. Mesele Hz.Ali nin kim olduğu ile ilgilidir.  Sünni – Şii İslamın tanımladığı bir Hz.Ali den bahsediyorsak evet o Hz.Ali’nin Alevilikle bir işi, ilgisi yoktur. Ama Alevilerin tanıdığı, tanımladığı Şahı Merdan Ali’den bahsediyorsak o hiçbir Alevi tarafından tartışılmaz. Aynı şekilde İslam’da böyledir. Sünnilerin tanımladığı, anlattığı ve yaşadığı İslamı “İslam” olarak Kabul edeceksek bizim o İslam’la bir işimiz olmaz. Ama Alevilerin anladığı, algıladığı, tanımladığı ve yaşadığı İslam’dan bahsediyorsak evet biz İslamız.

Bu tartışmanın özü bu şekildeyken bazı kurumlar ve özellikle de AKP hükumeti bu meseleyi tamamen siyaseten ele almaktadır. Bu tartışma üzerinden bir kesimi yanına çekmek diğer kesimi ise ötekileştrmek isteyen Hükumet Alevilerle ilgili konularda bu tartışmaya taraf olmaktadır. Örneğin Bakan Faruk Çelik Alevi çalıştayları sürecinde yapılan toplantılarda ve bir takım eleştirilerde sürekli bu dili kullanmıştır. Cem vakfı ve Alevi Vakıflar Federasyonu ise yaptığı toplantıların çağrılarında bile “Aleviliği İslam içinde görenler” tabirini kullanmıştır.  Bu kesimden arkadaşlarla oturup konuştuğumuzda İnançsal olarak bir farkımızın olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Bu tamamen Siyasi bir tartışmadır. Çözüm Aleviliği değil İslam’ın ne olup ne olmadığını tanımlamaktan geçmektedir.

  1. Eş zamanli Türkiye Hükümeti tarafından Avrupaya gönderilen “gri Dedeler” vardir.

Bunu nasil degerlendiriyorsunuz?

Günümüzde Türkiye Hükümeti bu toplumsal ayrışmadan nasıl nem alabiliyor?

Alevilik artık gizlenemez, saklanamaz bir hal aldı. Kendi örgütsel yapısıyla kendisini var eder hale geldi. Uluslar arası bir arenada kendisini ifade den bir konuma geldi. Hak arama davaları AİHM e kadar uzandı. Dolayısıyla Alevilik gün yüzüne çıkıp tartışılan bir İnançsal kimlik oldu. Bu kimlik üzerinden kendisine siyasi ikbal belirlemek isteyenler oluştu. Bunun sonucu Aleviliği kullanmak isteyen siyasetlerde oluşmaya başladı. Aleviliğin adını bile ağzına almayan T.C Devleti Hükumetleri çalıştaylar yapmaya başladılar. Diyanet İşleri Başkanlığı da Aleviliğe müdahale edilmesi gerektiği yönünde bir politika değişikliğine gitti. İlk önce Alevilere ait bazı kitaplar bastırıldı. Sonra kendi bakış açılarına uygun Dedeler tespit edilerek görevlendirilmeler yapıldı.  Aleviliğin red edilerek dönüştürülemeyeceğini gören Türk-İslamcı Devlet yapısı ve de özellikle AKP zihniyeti yandaş Alevi Kurumları oluşturmaya başladı. Mevcut kurumlardan kendilerine yandaş olabileceklerle çalışmaya başladılar. Bu süreçte oluşturulan Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu ve bu Federasyona bağlı Dernekler Alevi Kamuoyunca deşifre edilmiş derneklerdir. Şu an Aleviler üzerinde topyekün bir Sünnileştirme çalışması yürütülmektedir. Bu Gri Dedeler de bu politikanın bir ürünüdür. Asıl amaç Aleviliğin muhalif duruşunu yok edip, biat kültürüne sahip ve ibadet dışında başka bir şeyle ilgilenmeyen bir Alevi toplumu yaratılmak istenmektedir.

3.Alevi Toplumunun bir kısmının CHP’ye ve Kemalist düşünceye yakınlıgiğı vardır.

Bunun nedeni sizce nedir? Bu geçmişten kalan bir yakınlık mıdır?

Özzelikle Dersim bölgesinde yasanan bir soykirim ardindan gelisen “Atatürk sevigisinden” bahsediliyor.

Bunu nasil degerlendiriyorsunuz?

Alevilerin Atatürk sevgisi özellikle son 30 yılda abartılan bir durumdur. Yok değildir, vardır. Ama böyle 13.İmam olarak görme v.b gibi saçmalıkta değildir. Alevilerin Atatürk, Cumhuriyet sevgisini anlayabilmek için Osmanlının 1826 ve devamındaki Alevi politikalarını, uygulamalarını iyi bilmek gerekir. O dönem en kanlı Alevi-Bektaşi Katliamlarının yapıldığı bir dönemdir. Sadece Katliamlar değil, ilk asimilasyon politikalarının da uygulandığı dönemdir. Bu döenmin sonunda kurulan Cumhuriyet ve bu Cumhuriyetin Kurucusu Atatürk Aleviler açısından bir kurtuluş olarak görülmüştür. Bu anlaşılabilir bir tepki ve anlaşılabilir bir sahiplenmedir. Hilafetin Kaldırılması, Kılık kıyafet, Saltanatın kaldırılması gibi bir çok kanun da Alevilerce sahiplenen kanunlar olmuştur. Akabinde yaşanan Tekke ve Zaviyeler kanunu Aleviler açısından hayal kırıklığına yol açsada yaşamsal bir rahatlığa kavuşulması bunu gölgelemiştir.

Alevilerin CHP ye olan ilgisi “Ortanın Solu” söylemiyle Ecevit dönemine denk gelmektedir. Onun öncesinde böyle bir ilgi yoktur. Ecevitin bu dönemi “Özgürlükçü” bir söylem dönemidir. Bu dönemde sadece Aleviler değil, özgürlük özlemini duyan bir çok Halk katmanı CHP yi desteklemiştir.

12 Eylül sonrasında kurulan SODEP ve SHP’de sadece Alevilerce değil, yine Kürtler v.b özgürlük sevdalılarınca desteklenmiştir.

Aleviler açısından “Siyasi Kırılma” dönemi 2 Temmuz 1993 Madımak katliamıdır. 1993 Madımak katliamından sonra Alevilerin kendi isimleriyle dernek kurmaları ve örgütlenmelerinden rahatsız olmuşlar dahası bu örgütlenmenin Kürt hareketi ile birlikte hareket etmesinden korkmuşlardır.

Bu nedenle Alevilerin gizlice desteklenmesi kararı alınmıştır. Bu destek kontrollü ve devlete yandaş olacak şekildedir. Bu nedenle Devlete bağlı çeşitli Alevi kurumları oluşturulmuş, Alevi sermaye sahiplerinin burayı desteklenmesi istenmiştir. Tansu Çiller döneminde örtülü ödenekten bir Alevi kurumuna yüklüce bir ödeme yapıldığı dönemin hükümet üyesi Bülent Arınç tarafından geçtiğimiz yıl itiraf edilmiştir. Bir taraftan da Alevilerin öz Türk, öz Müslüman olduğu yönünde propagandalar yapılmıştır.” Alevi İslam “ tabiri ortaya atılarak, Aleviliğin kendine özgün bir inanç olunu söyleyenlere “AB işbirlikçisi” denilmiştir.

Alevilerin öz Türk olduğu yönünde ve Kürt’ten Alevi olmayacağı yönünde kitap siparişleri verilmiştir. Alevilerle Kürtlerin uzaklaştırılması sağlanmış ve Kürt Aleviler bile artık ne denli Türk olduklarını çünkü Kürt’ten Alevi olunamayacağını savunmaya başlamışlardır. Bu devletin amaçlarına ulaşmak için oluşturduğu yeni Alevi politikalarının sonucudur. Bu politikalar sonucunda Alevi toplumunun önemli bir kesimi “Kemalist” bir tavır sergilemeye başlamış ve bunun siyasetini yürüten CHP yi benimsemişlerdir.

Dersim Katliamı ile ilgili olarak hep Atatürk’ün haberi olmadığı ve esas katliamı yapanın Celal Bayar olduğu politikası güdülmüş. Atatürk’ün haberi olsaydı Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamına izin vermeyeceği gibi, böyle bir katliamada asla müsaade etmeyeceği propagandası yapılmıştır. Bu katliamın Atatürk’ün hasta olduğu bir dönemde sağcı Celal Bayar tarafından yapıldığına Alevi toplumu ikna edilmiştir.

 

  1. Alevi Toplumunda ess zamanli da bir esitsizlige boyun eymeme vardir.

Bu tutumu örnekler ile anlata bilirmisiniz?

Alevilerin tarihi başkaldırı tarihidir. “Zalimin zulmüne boyun eğmeme” ve” zalimin karşısında mazlumun yanında yer alma” Alevilerce düstur haline gelmiş, sloganlaşmış sözlerdir.

Aleviler özellikle Anadolu’da yüzyıllar süren bir başkaldırı mücadelesi yürütmüşlerdir. Özellikle Osmanlı’nın Zalimliklerine karşı, İnançlarını yok sayan ve yasaklayan, ekonomik olarak kendilerini sömüren uygulamalarına karşı hep başkaldırmışlardır. Selçuklu’da yaşanan ve Selçuklu’nun sonunu hazırlayan Babailer İsyanı , 1420 lerde yaşanan Şeyh Bedrettin İsyanı, 120 yıl kesintisiz bir silahlı, gerilla savaşı olarak sürdürülen Celali İsyanları (1500 – 1620), 1826 ve devamında gelen isyanlar Alevi tarihinde zalime karşı verilmiş mücadelelerdir.

Cumhuriyet sürecinde de Aleviler büyük oranda Zalim Hükumetlere karşı muhalif yapısını korumuşlardır. Aleviler bu dönemin muhalefeti olan SOL örgütlenmelerde yer alarak mücadeleye ve zalime karşı mazlumun yanında yer almaya devam etmişlerdir. Solun felsefesi gereğince bu örgütlenmeler içerisinde bulunan arkadaşlar Alevi kimliğini öne çıkartmamakta ve hatta hiç dile getirmemekta olsalarda biz Sol örgütlenmelerde, sendikal örgütlenmelerde Alevi kimlikli kişilerin yoğun olarak bulunduğunu biliyoruz. Bugün Kürt özgürlük hareketi içerisinde de  bütün bu Aleviler üzerinde yürütülen uzaklaştırma politikalarına rağmen önemli ölçüde Alevi kişilerin olduğunu biliyoruz.

5.Sizce günümüzdeki AKP Hükümeti Alevilere nasil bakiyor – Alevi Toplumu AKP Hükümetine nasil bakiyor?

AKP hükümeti yükselen Alevi muhalefeti, kitlesel mitingler, açılan davalar vb nedelerle  Alevileri görmeye başlamış ve Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Hükümet tarafından Alevi Kurum temsilcileri masaya davet edilmişlerdir. Fakat çok geçmeden AKP niyetini ortaya koymuş ve Alevilerin taleplerini değil, kendi kafasında oluşturduğu çözüm önerisini ve 1826 dan bu tarafa uygulanan politikayı sahneye koymuştur.

AKP nin Alevilere bakışı nettir. AKP Hükümetine göre Alevilik; İslam’ın bir alt yorumudur. Bir mezhep dahi değildir. İbadethanesi Camidir, İbadeti namazdır. Cemevi ise sadece zikir hanedir. Zikir hanelerin açılması ise Tekke ve Zaviyeler kanununu tarafından yasaktır. Bu nedenle yapılacak birşey yoktur. Aleviliği bunun dışında tanımlayanlar ise Aleviliğin içine sızan ateistlerdir. AKP nin Bakanları Din Dersine karşı çıkan, Diyanet İşlerine karşı çıkan Alevileri  ateist – Din düşmanı olmakla nitelendirmişlerdir.

Bu zihniyet 1826 da vücut bulan ve bu nedenle Alevi köylerine cami yapma politikasını uygun gören zihniyettir. Bu zihniyet Alevileri özgürleştirmek değil dönüştürmek, Sünnileştirmek istemektedir.

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir Başbakanın yapmadığı kadar Alevilere karşı kin ve nefret söylemi içerisindedir. Seçimler döneminde Alevilere karşı toplumu kışkırtacak tarzda konuşmalar yapmış hatta Aleviliği yuhalatmıştı. (2011 yılı Mitingleri) Son iki aydır Alevilere yönelik tehditler artmış. Alevi evlerine yurdun dört bir tarafında (Adıyaman – Erzincan – İzmir – Didim)  Maraş Katliamı öncesinde yaşandığı gibi işaretlemeler yapılmaktadır. Suriye meselesi bahane edilerek özellikle birçok yerde yaşayan Alevilere karşı kin ve nefret söylemleri artmış, tehditler başlamıştır.

Suriye’de Esat yönetimine karşı Türkiye’den İslami silahlı gruplar beslenmektedir. Suriye’ye Türkiye’den silahlı militanlar sokulmaktadır. Bu Silahlı militanlar Alevilere karşı kin ve nefret içerisinde açıklamalar yapmaktadır. Suriyeli Muhalif grupların ismi Dünya kamuoyunda “Özgür Suriye Ordusu” şeklinde adlandırılsa da onlar kendilerine Tarihin en büyük Alevi düşmanı olan “Muavine ordusu” olarak tanımlamaktadırlar Suriyeli Muhalif Maviye Ordusunun sloganı “Aleviler Tabuta Hıristiyanlar Beyrut’a” dır.  Muaviye Ordusunun Türkiye’deki sözcüsünün “Suriye’yi Alevi mezarlığı haline getireceğiz” söylemi internet ortamında dahi bulunmaktadır.

Türkiye’de yaşayan Aleviler bilinenin aksine hiçbir zaman statükodan yana olmamıştır. Suriye’deki  statükoyu desteklememektedirler. Ancak Esat’ı devirmek isteyen “Muaviye Ordusu” ve bu ordunun Alevi kindarlığı Alevileri korkutmaktadır.

Bütün bu iç ve dış gelişmeler Türkiye’de yaşayan Aleviler açısından sıkıntılı günlerin habercisidir. Aleviler AKP iktidarından kendilerinin yararına bir şey çıkmasını asla beklememekte ve de umut etmemektedirler. Yapılan uygulamalar, edilen sözler de bu durumu kanıtlamaktadır.

Türkiye Sünni İslam esaslarına göre yönetilen bir Devlet olmuştur. Kürtaj konusunda olduğu gibi bir çok konuda Diyanet tarafından Fetvalar yayınlanmaktadır.  Devlet kademelerinde ve yaşamda bunu görmek mümkündür. Bu yönetim tarzında Alevilere yer yoktur.Alevilerin AKP den yana ne bir beklendtisi ne de bir umudu vardır.

20 Haziran 2012