Açılımın Alevileri

Açılımın Alevileri

Hükümetin Alevi açılımı yapacağını duyurması ve akabinde gazetelerde kaynagı belli olmayan yazılarla detayların yayınlanması belli ki konuyu tartıştırmaya yönelik. Öyle de oldu zaten, tv’ler, gazeteler konuyu tartıştırmaya başladı.
Herkes bulunduğu cepheden yazmaya konuşmaya başladı. Peki neyi esas alacağız? Alevilik kimin tekelinde?
Şahkulu dergahının kapısında bir kitabe var ve şöyle yazar; “Bu dergah kimsenin malı değil, sahipsiz de değil.” Aslında bu cümle her şeyi açıklıyor. Alevilik kimsenin tekelinde değil tabii ki ancak öyle Dingo’nun yol geçen hanı da değil. Önüne gelenin “Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim” ya da “Alevilik ehlibeyt yoludur o halde ben de o yoldayım, o zaman ben de Aleviyim” diyerek ahkam keseceği sahipsizlikte de değildir. Aleviliği bu günlere taşıyan bir kurumsal yapı vardır. Alevi olmanın koşulu kaidesi vardır. Her önüne gelenin ben Aleviyim demesiyle olacak kadar basit değildir.
3-5 kişi yan yana gelmiş başına da ehlibeyt eklemiş olmuş Alevi kurumu, kimi ise hayatında hiç Dede-Ana yüzü görmemiş. Dara durup bir niyaz vermemiş, Ocağını, Pirini Murşidini sorsan bırak tanımayı ismini dahi bilmiyor, hatta bir Ocağı olduğunu bile bilmiyor ama kalkıp Alevi oluyor, olmakla da kalmıyor Alevilik adına ahkam kesiyor. Bu kadar basit değil. Alevi olmanın bir kuralı olduğu gibi Aleviliği temsil eden, Aleviliğin köklü kurumsal yapıları da vardır. Aleviliğin köklü, kurumsal yapıları Ocaklardır. Ocaklar onca müdahaleye rağmen varlıklarını sürdürmektedirler. Her önüne gelenin ben Aleviyim diyemeyeceği gibi, her önüne gelen de ben Dedeyim-Anayım diyemez. Bir Ocakzade ya da kendi Ocağından el alması gerekir.
AK Parti Hükümeti, bir siyaset tarzı olarak futboldan okul aile birliklerine kadar her türlü kurumu ele geçirmeye yönelik bir politika izlemektedir. Ele geçiremediği kurumların karşısına ise yapay, çakma kurumlar oluşturmaktadır. Geçenlerde ODTÜ’de de benzer bir durum yaşandı. AK Partinin Alevi siyasetinin önemli bir ayağı da budur. Kafasındaki önerileri Alevi kurumlarının kabul etmediğini, Alevi kurumlarının taleplerinin ise AK Partiye fazlaca AK geldiğini gördüler. Çöpe atılan 1.Açılım’dan bu tarafa aslında AKP çalışmaya devam etti. Alevi kanadını sanıldığının aksine boş bırakmadı. Anladı ki Alevi kurumlarına nüfuz edemeyecek, kendi kurumlarını kurdurmaya başladı. 2009’dan bu tarafa birçok çakma Alevi kurumu oluşturuldu ve bunlar bir araya gelerek Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonunu kurdular, başına da bir AKP il yöneticisini getirdiler. Bu kurumları Alevilik adına verilen bir mücadelede görüyor muyuz? Yook. Peki nerede varlar; “Ramazan iftarında”,  “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” iftarında, Cumhurbaşkanı ve Bakanların masalarında, protokollerde…
Anlaşılan bu tür çakma Alevi kurumlarını ikinci Alevi açılımında fazlaca göreceğiz, çünkü birincisinde henüz kurdurulmamışlardı. O dönemde kendilerine yakın Alevi olarak aklı başında, ne yaptığını ve neye hizmet ettiğini iyi bilen bir tek Osman Eğri’yi bulabilmişlerdi. Basına yansıdığına göre şimdiki açılımda da anlaşılan onu baş tacı yapacaklar. Dedelerin eğitimini Osman Eğri üstlenecekmiş. Yoruma gerek yok.

Evrensel Gazetesi /  04 Temmuz 2013