Abant’ın alevileri

Abant’ın alevileri

Son bir ay içerisinde Alevilik üzerine iki farklı önemli toplantı yapıldı. Çalıştay niteliğinde yapılan bu toplantıların birincisini İstanbul Aydın Üniversitesi yaparken, ikincisi Onursal Başkanlığını Fetullah Gülen’in yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından Abant’ta yapıldı.
Her iki toplantıda da katılımcıların çoğunluğu Sünnilerden oluşuyordu, yani Alevilik Alevilere bırakılamayacak kadar önemliydi. İki toplantının katılımcılarının bir kısmı aynı kişiler olurken farklı kişiler gibi gözükenler de bu güne kadarki Alevilik konusundaki söylemleri açısından aynı düşünceyi yansıtan kişilerdi.
Abant toplantısına davet edilen Aleviler de Aleviliğin belirli bir kanadını temsil edebilecek kişilerdi. Çoğunluğu liberal olarak tanımlanabilecek arkadaşlardı. Abant toplantısının bana göre en ilginç katılımcısı Alevi olduğunu söyleyen cami imamıydı. Hep söylediğimiz bir husustur bu, önce asimile edip Sünnileştiriyorsunuz sonra Sünnileştirdiğiniz kişileri bizim karşımıza çıkartıp “bak böyle Aleviler de var” diyorsunuz. Aslında bunu böyle yapanlarda cami imamı olmuş bir kişinin artık Aleviliğinden söz etmenin mümkün olmayacağını da biliyorlar. Tabii ki amaç bilinç bulanıklığı yaratmaksa o cami imamından daha iyi bir örnek bulunamazdı. O imam aslında Abant Platformu toplantısını düzenleyenlerin de Diyanet İşleri Başkanlığının da doksan yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de hedeflediği Alevilik sonuç bildirgesiydi. Hedefledikleri ideal Aleviydi.
Ancak açıklanan sonuç bildirgesi çok farklıydı. Beni en çok şaşırtan Abant Platformu toplantısının sonuç bildirgesi oldu. Biz biliyoruz ki katılımcılar kim olursa olsun sonuç bildirgesi toplantıyı düzenleyenlerin söylemek istediklerinden oluşur. Nitekim Aydın Üniversitesi sonuç bildirgesine itiraz ettiğim ama kabul ettiremediğim birçok hususun aynı kişilerce bu toplantıda kabul edilmesinin başka bir açıklaması olamaz.
Aydın Üniversitesi toplantısının aksine Abant Platformu toplantısı sonuç bildirgesinde; Alevilik tanımı anlamına gelebilecek hiçbir cümleye yer verilmemesi, devletin inançları düzenlemesinin ve tanımlamasının kesin bir cümleyle reddedilmesi, devletin inanç farklılıklarını Anayasal eşitlik temelinde güvence altına alması, cemevlerinin ibadethane olmasının kabul edilmesi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu ders olmaktan çıkartılması, Diyanet İşleri Başkanlığının kapatılması veya bütçesiyle birlikte özerkleştirilmesi, Alevilerin kamuda yaşadığı ayrımcılığın giderilmesi gibi maddeler yer aldı.
Bunları okuduğumda çok şaşırdım. Yıllarca bizim dile getirdiğimiz taleplerdi bunlar. Yıllarca biz bu talepleri dile getirdiğimiz için marjinal, bölücü, Avrupa iş birlikçisi ilan edilmiştik. Ne oldu da bu maddeler hem bu heyetin hem de Gülen Cemaatinin Alevilik toplantısının sonuç bildirgesine girdi ve ortak metin olarak kamuoyuna açıklandı. Bunun altında devletin Gülen Cemaatini dizayn etme girişimi ve Gülen Cemaatinin devletten uzaklaşıp sivil hayatın bir parçası olabilme ihtimalleri mi yatıyor, yoksa AKP’nin dışladığı liberaller ile Cemaatin ittifak arayışları mı yatıyor acaba? Yoksa her ikisi de mi?

Evrensel Gazetesi /  20 Aralık 2013