Diyanet İşleri Başkanı’nın Mersin Cemevi Ziyareti Meclis Gündeminde: Cemevlerinin İbadethane Olmadığı Yönündeki Görüşte Bir Tavır Değişikliği Mi Söz Konusu?

Geçtiğimiz günlerde Mersin Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, burada gerçekleştirdiği konuşmada “Sizlerle muhabbet etmeye geldim. Sorunlarınızı Ankara’daki üst makama ileteceğim” yönünde ifadeler sarf etti. 

2018 yılında yapmış olduğu açıklamada “Alevilerle sünni kardeşlerimiz arasında hiç bir fark yoktur. Bütün Aleviler kendilerini Müslüman olarak tanımlarlar. Alevilik, İslam dışı gösterilmeye çalışılıyor. Buna zaten Alevi kardeşlerimiz karşı çıkıyor. Tüm Aleviler kendini Müslüman olarak tanımlar. Biz bütün vatandaşlarımıza hizmet götürme noktasında hareket ediyoruz. Kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazların da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir. Devletimizin üniter yapısı nedeniyle ve Müslümanların ibadethanesinin cami olması münasebetiyle, ‘camiler hem Sünni vatandaşların hem de Alevi vatandaşların ibadet yeridir” diyen Erbaş, Mersin’deki ifadelerinin aksi yönünde açıklamalarda bulunmuştu. 

Konuyu meclis gündemine taşıyan HDP İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu, Erbaş’ın tavrındaki değişikliğe dikkat çekerek “Gerek önceki Diyanet İşleri başkanları gerekse de Ali Erbaş’ın cemevlerine yasal statü tanınması hususundaki önceki tavrı göz önüne alındığında, Erbaş’ın cemevlerine yapmış olduğu ziyaretlerden hareketle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha önce sıklıkla dile getirdiği cemevlerinin ibadethane olmadığı yönündeki görüşünde bir değişiklik mi söz konusudur?” sorusunu yanıtlaması talebiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a yöneltti.

 


 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki soruların Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzük ’ün 96’ncı ve 99’uncu Maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ali Kenanoğlu

İstanbul Milletvekili

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mersin valisi ve beraberindeki heyetle birlikte 22 Eylül 2019’da Mersin Cemevi’ne bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Erbaş, ziyareti sırasında “Mersinde bazı kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütlerini ziyaret ettim. Hz Ali, Hz Fatma, Hz Zeynep, Hz Hasan, Hz Hüseyin bizim kutsallarımızdır. Sizlerle muhabbet etmeye geldim. Sorunlarınızı Ankara’daki üst makama ileteceğim” yönünde ifadeler sarf etmiştir.

12 Mart 2018 tarihinde yapmış olduğu açıklamada ise Erbaş, “Alevilerle sünni kardeşlerimiz arasında hiç bir fark yoktur. Bütün Aleviler kendilerini Müslüman olarak tanımlarlar. Alevilik, İslam dışı gösterilmeye çalışılıyor. Buna zaten Alevi kardeşlerimiz karşı çıkıyor. Tüm Aleviler kendini Müslüman olarak tanımlar. Biz bütün vatandaşlarımıza hizmet götürme noktasında hareket ediyoruz. Kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazların da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir.” diyerek Mersin’de sarf ettiği ifadelerin tam aksi yönünde bir açıklamada bulunmuştu. Yine Erbaş aynı açıklamasında “Devletimizin üniter yapısı nedeniyle ve Müslümanların ibadethanesinin cami olması münasebetiyle, ‘camiler hem Sünni vatandaşların hem de Alevi vatandaşların ibadet yeridir” demişti.

Bu bağlamda;

  • “Müslümanların ibadet yeri camiidir” diyen Erbaş, Mersin Cemevi’ni ziyaret ederek neyi amaçlamaktadır?
  • 20 Ekim tarihinde gerçekleştirdiği Tunceli Cemevi ziyaretinde cemevi dedesinin cemevlerine yasal statü tanınmasına ilişkin dile getirdiği talebini “talebiniz talebimizdir” şeklinde karşılayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın o tarihten bu yana cemevlerine yasal statünün tanınması noktasında bir girişimi olmuş mudur?
  • Gerek önceki Diyanet İşleri başkanları gerekse de Ali Erbaş’ın cemevlerine yasal statü tanınması hususundaki önceki tavrı göz önüne alındığında, Erbaş’ın cemevlerine yapmış olduğu ziyaretlerden hareketle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha önce sıklıkla dile getirdiği cemevlerinin ibadethane olmadığı yönündeki görüşünde bir değişiklik mi söz konusudur?