3.Havalimanı’nda Yaşananları Meclis Kürsüsünden Dile Getirdik

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

Kamuoyunda “üçüncü havalimanı” olarak bilinen, ikinci havalimanı yerine yapılan yeni havalimanı inşaatı 1 Mayıs 2015’te başlamıştır ve şantiye sahasında 31 bin işçinin çalıştığı beyan edilmektedir. İşçiler, üç yıldır buradaki çalışma koşullarının eksikliğini çeşitli vesilelerle kamuoyuna duyurmakta, feryatlarını anlatmaya çalışmaktadırlar. Daha fazla artı değer üretmek adına, üçüncü havalimanındaki şirketler ucuz ve aynı zamanda güvencesiz iş gücü kullanmaktadır. Alanda çalışanlar çoğunlukla -Kürt, Suriyeli, Vietnamlı, Azerbaycanlı gibi- ülke dışından, birçok ülkeden gelen yurttaşlardan ya da yabancı işçilerden oluşmaktadır. Neoliberal kapitalizmin pazar mantığıyla doğru orantılı olarak çoğunlukla kayıt dışı bir şekilde işçi çalıştırılmaktadır. 12 Eylül Cuma günü meydana gelen servis kazası sonucu 17 işçi yaralanmış ve akabinde de 14 Eylül günü işçiler direnişe başlamıştır. İşçilerin direnişi sonrasında, direnişi sonlandırmak için şirket sahipleri, öncelikle, taleplerinin kabul edileceği yönündeki bir beyanı ortaya atmış ve akabinde de bu yöndeki bir duyuruya rağmen bütün şantiye sahasına bu direniş yayılmıştır. Peki, işçiler ne istiyorlar? Bunların talepleri ne? Bunun kamuoyunda çokça duyulduğunu zannetmiyoruz. Çünkü malum, tekelleştirilen medya, kamuoyunda “havuz medyası” diye bilinen ve bugün medyanın büyük bir çoğunluğunu oluşturan medya tarafından işçilerin talepleri sunulmamakta, bunlar haber yaptırılmamakta, yapılmamaktadır. O yüzden, buradan işçilerin taleplerini sizlere ve Türkiye kamuoyuna haykırmak istiyoruz. İşçiler şunu söylüyorlar, el yazısıyla yazdıkları kâğıttaki talepler şunlar:

“1) Eyleme katılan işçiler işten atılmayacak.” Bu eylem hem anayasal anlamda hem de bütün hak, hukuk, kanunlar nezdinde meşru bir eylemdir çünkü talepte bulunuyorlar.

“2) Habersiz şekilde işten atılanlar işe iade edilecek. Haber vermeden işten atılanlar iade edilecek.

3) Servis sorunu yani işe ulaşım, servis sorunu çözülecek.

4) Yatakhane, lavabo, banyo temizlikleri düzenli olarak yapılacak, tahtakurusu sorunu çözülecek.

5) Revir personelinin işçilerle ilgilenmesi, gerekli sağlık malzemelerinin temin edilmesi sağlanacak, işçilere dönük aşağılayıcı muamele engellenecek.

6) Maaşlarının tamamı hesaba yatırılacak, elden maaş ödemesi yapılmayacak. Geçmişe dönük ödenmeyen ücretler de ödenecek.

7) İşçi ve formenler aynı yemekhanede yemek yiyecek.

8) Sorunlara sebep olan İGA şirket yetkilileri görevden alınacak.

9) Talepler -bu talepler- basın karşısında okunacak.

10) İş cinayetleri çözülecek.

11) Altı aydır maaşları yatırılmayan işçilerin ödemelerinin yapılması sağlanacak.

12) Bayram ikramiyesi verilmesi sağlanacak.

13) Azerbaycanlı işçilerin bulunduğu ekibin başı Selim Öztürk’ün yarattığı mağduriyet dolayısıyla işten atılması gerçekleştirilecek. Bunu talep ediyorlar.

14) İşçilere kıyafet verilecek.

15) Serviste geçen sürenin mesai kapsamına alınması.” talep ediliyor.

Yani işçiler bu 15 maddeyi talep ediyorlar. Baktığınız zaman, bu 15 madde, aslında yerine getirilmemesi suç olan şeylerdir. İş Kanunu gereğince de ülkelerin yasaları, anayasası gereğince de bütün bunların hepsi bir ihbardır aynı zamanda. Bunların araştırılması, öncelikle müfettişlerin hemen bu ihbar üzerine gidip bu konuda çalışma yapması gerekirdi. Oysa ne yapıldı? Bütün bunlar yapılmadı. Hatta hatta, şirket yetkilisi dedi ki: “İşçiler haklıydı.” (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili. ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Peki, akabinde ne yapıldı? Akabinde, hemen işçilerin o gece koğuşlarına girildi, 2 binden fazla işçi soruşturmaya tabi tutuldu ve 543 işçi gözaltına alındı ve daha sonra da sayısı 35’i bulan işçi tutuklandı. Yani bütün bunları talep eden, bunlardan kaynaklı olarak hak mahrumiyeti yaşayan işçilerin akıbeti bu oldu. İşin garibi, ilginç tarafı, şirket yetkilisi dahi bu işçilerin haklı olduğunu kabul ediyor. Buna rağmen, şu anda hâlâ tutuklu işçiler serbest bırakılmamış durumda, birçoğu hâlâ tutukludur. Arkadaşlar, bundan birkaç gün önce şöyle bir şey daha oldu: 1 işçinin, tesadüfen, rögarda temizlik yapılırken ölü bedenine rastlandı ve bu da şunu gösteriyor ki açıklanan resmî rakamlar doğru değil, ölümlerle ilgili çünkü kayıt dışı çalışan çok fazla yabancı uyruklu işçi var ve bunların ölümleri hiçbir şekilde bilinemiyor. Bakın, bu işçinin şu anda akıbeti bilinmiyor; kimdi, ne zaman öldü, neden öldü, bununla ilgili bir bilgi yok ve kamuoyuna açıklama yapılmıyor bununla ilgili. Dolayısıyla bu konunun araştırılmasını talep ediyoruz. Saygılarımı sunuyorum.