Rögarda ölü bulunan emekçiyi ve ailelere teklif edilen kan parasını sorduk

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, HDP Grubu adına, 3. Havalimanında yaşanan iş cinayetlerinin, inşaatın rögarında tesadüfen rögar temizliğini yapanlar tarafından bulunan bir emekçinin cansız bedeninin ve iş cinayetleri sonunda hayatını kaybeden emekçilerin ailelerine teklif edilen kan parasının detaylıca araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talebini içeren araştırma önergesini Meclis’e sunmuştur.


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

3.Havalimanı sahasında can kayıplarına yol açan sebeplerin ve can kayıpları sonrasında kayıpları gizlemek adına şirket yetkililerince ailelere “kan parası” teklif edildiğine dair iddiaların derinlemesine araştırılmasına, can kayıplarının önüne geçebilmek ve doğruysa “kan parası” teklif eden şirketlere gerekli cezai müeyyidelerin uygulanması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim.

          Ali KENANOĞLU

İstanbul Milletvekili

GEREKÇE

37.000’e yakın kişinin (büyük bir kısmı Uluslararası İşgücü Kanunu’na aykırı bir şekilde kayıtsız çalıştırılan Azerbaycanlı, Nijeryalı, Vietnamlı, Nepalli emekçiler olmak üzere) çalıştığı 3.havalimanı inşaatında, çalışmaların başladığı günden bugüne (resmi makamlarca, 27 emekçinin hayatını kaybettiği yönünde bir açıklama yapılmış olsa da) 400’ün üzerinde emekçinin hayatını kaybettiği yönünde iddialar sıklıkla dile getirilmektedir. Yanı sıra, inşaat sahasındaki ihale sahibi şirketlerce hayatını kaybeden emekçilerin ailelerine “kan parası” teklif edildiği de 3.Havalimanıyla ilgili kamuoyunda süregiden tartışmalarda geniş bir yer işgal etmektedir.

Şirket yetkililerinin, inşaat sahasında cenazelerin olduğuna dair haberlerin dolaşıma girmemesi ve hukuken herhangi bir cezayla karşılaşmamak adına ailelere kan parası teklif ettiği sıklıkla dile getirilmektedir. 3.Havalimanında asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybeden Orhan Bingöl’ün ağabeyi geçtiğimiz şubat ayı içerisinde bu iddiayı güçlendirecek açıklamalar yapmıştır:

“Hiçbir eğitim verilmemiş. İlk iş gününde sabah 08.00’den 23.45’e kadar çalıştırılmış. Ertesi gün de işe çağrılmış ama gitmemiş. 22 Ocak Pazartesi günü sabah işe başlamış. Çevresinde hiçbir güvenliğin, uyarının olmadığı 8 metrelik asansör boşluğuna düşerek ölmüş. Şirket görevlileri taziye ziyaretine geldi. Çocukların eline 10 bin TL civarında bir para verdiler. Parayı reddettik. Dava açacağız.”

Yakın zamanda ise basına ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre 3.Havalimanı inşaat sahasında bulunan rögarda bir emekçinin cansız bedeni rögar temizliği yapan emekçiler tarafından rastlantı sonucunda bulunmuştur. Ayrıca, hayatını kaybeden emekçinin kimliğini henüz belirlenememiştir. Kimliği belirlenemeyen emekçinin kuvvetle muhtemel kayıt-dışı çalıştırılan yabancı uyruklu emekçilerden olduğu iddia edilmektedir. Bu iddialar beraberinde kayıt-dışı çalıştırılan emekçilerin daha öncesinde de benzer şekilde ölümlere maruz kaldıkları ve bu ölümlerin (kolaylıkla) gizlenebildiği yollu iddialara yol açmaktadır. Nitekim, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Şubat 2018’de yapılan açıklama (27 emekçinin iş cinayetleri sonucu hayatını kaybettiğini kamuoyuna açıklamış) ile kamuoyunda ve basında telaffuz edilen can kaybı sayısı arasındaki tutarsızlığın kayıt-dışı işçilerin sahadaki varlığından doğru neşet ettiği varsayımını güçlendirmektedir. Bir diğer deyişle, inşaat sahasındaki kayıt-dışı emekçilerin varlığı, iş cinayetlerine kurban gitmeleri durumunda, cenazelerinin gizlenmesini kolaylaştırmaktadır. Kayıt-dışı çalışan emekçilere ölümün kolaylıkla reva görülmesi yollu bir değerlendirmeyi de mümkün kılan bu durum sonucunda 3.Havalimanını toplama kampı türevi bir yer olarak adlandırmamız kaçınılmaz olacaktır.

14 Eylül 2018 tarihinde 3.Havalimanı inşaat sahasında başlayan grev ile birlikte güvenliksiz, güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşulları emekçiler tarafından teşhir edilmiş ve bu grev kamuoyunda güçlü bir destek bulmuştur. Fakat, peşi sıra, 33 emekçi hiçbir delil gösterilmeden tutuklanmışlardır. Emekçilerin tutuklanma gerekçesi ise ne ilginçtir ki çalışabilmenin mümkün olmadığı bir alanda çalışma hürriyetinin ihlali, sürekli iş cinayetlerine kurban giderek halkı kin nefret ve düşmanlığa teşvik etmek, çalışma koşullarından ötürü operasyonalize edilme koşullarının mümkün olmadığı bir görevi yaptırmamak için direnme vb. olarak açıklanmıştır. Güvencesiz, güvenliksiz ve sağlıksız çalışma koşullarına mahkûm edilen emekçilerin greve çıkmasıyla birlikte, usulsüzlüklere müdahale etmek yerine, emekçilerin grevini kıracak, onları engelleyecek polisiye yollara başvurulmuş olması anayasanın 54.maddesi ile açıkça çelişmektedir. Yine de maruz bırakıldıkları tüm hukuk-dışılığa rağmen, emekçiler grev sonrasında dolaşıma sokulan söylem seti ile kısa süre içerisinde kriminalize edilmişlerdir. Bu kriminalizasyon beraberinde 3.Havalimanının bir kısmının 31 Aralık 2018’de yapılması planlanan açılışa yetiştirilmesi yönünde emekçiler üzerinde yaratılan baskıyı kamuoyunca kabul edilebilir bir hale getirmiş ve emekçilerin hukuk-dışı, güvencesiz, güvenliksiz ve sağlıksız koşullarda çalışmalarını daha da sürdürülebilir bir hale getirmiştir. Açılış baskısı ile birlikte emekçilerin vardiya ve servis sayıları artmış, mesai saatleri uzatılmıştır. Koşullar rehabilite edilmeden temponun bu denli arttırılmış olması beraberinde yeni iş cinayetlerine mahal verecektir. Diğer bir deyişle, iş cinayetlerinin ortaya çıktığı upuygun zemin böylelikle ortaya çıkmaktadır.

Halkların Demokratik Partisi grubu olarak 3.Havalimanı inşaat sahasında meydana gelen iş cinayetlerinin sebeplerinin teferruatlıca araştırılması ve yeni cinayetlerin önüne geçilmesi amacıyla gerekli önlemlerin alınması, ayrıca hayatını kaybeden emekçilerin ailelerine teklif edilen kan parası ve kaçak çalıştırılan çok sayıda yabancı emekçinin hayatını kaybettiği yönündeki iddialara dair güçlü bir incelemenin yapılabilmesi amacıyla meclis araştırma komisyonunun kurulmasını hayati görüyoruz.